İçinde at olan 5 harfli 206 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da Sonu at ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇATAK

  1. [isim] İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
    • "Karakaçanı, Armutdere çataklarında bu Bozdayı tepelediydi." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [sıfat] Yapışık, ikiz (meyve)
  3. [sıfat] Kavgacı

MATLA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gök cisimlerinin doğması
  2. Gök cisimlerinin doğduğu yer
  3. Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti

BATAK

  1. [isim] Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak
    • "İnsan bu kumda, bir batakta gibi yürür, ayağını güç çeker, her adımda bir günlük yol zahmeti duyar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş
    • "Bu bataktan kendini kurtarmaya çalıştıkça büsbütün saplandığını dehşetle görüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [sıfat] Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış

GALAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yanlış kelime veya söz
  2. Yanılma
    • "Bu garip his galatının adını hasret değil, alışkanlık koymuştu." (Peyami Safa)

KATOT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Eksi uç

NECAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kurtuluş
    • "Esirliğin ağır ve ateşli zincirleri altında inleyen her Müslüman, bir necat gününden ümidini kesmemiş." (Ömer Seyfettin)

TRATA

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Torbalı balık ağı

YATAK

  1. [isim] Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek
    • "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım." (Refik Halit Karay)
    • "Gerçekten yatak yorgan, kolu boynu sargılar içinde, pestil gibi yatıyordu." (Haldun Taner)
    • "Daha on yaşımda yokken annem yatağa düşmüştü." (Sermet Muhtar Alus)
    • "Yorgunluktan yatağa seriliverdim."
  2. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte
  3. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb
  4. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra
  5. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını
    • "Çakıl yatağı."
  6. Bir şeyin çok bulunduğu yer
    • "Av yatağı. Aslan yatağı."
  7. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar
  8. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi
  9. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer
    • "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."
  10. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça
    • "Namlu yatağı. Eksen yatağı."
  11. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur
  12. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer
  13. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka

YATSI

  1. [isim] Güneşin batmasından bir buçuk, iki saat sonraki vakit
    • "Babam yalnız ilk geceki fener alayına katıldı, yatsıdan az sonra eve döndü." (Necati Cumalı)
  2. Yatsı ezanı
    • "Gece olmuş, yatsılar okunmuş, daha damat bey gelmemişti." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Yatsı namazı

KIRAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 g olan ağırlık ölçü birimi
    • "Yüzlerini görür görmez, aşağıdaki misafirlerinin kıratlarını ölçmüştüm." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Nitelik, değer, düzey, seviye
    • "Karşısındaki oyuncu belki de orta kıratı hiçbir zaman geçmeyen birisi idi." (Tarık Buğra)

NEBAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bitki
    • "Hepsi kır nebatları gibi gelişigüzel, bu mevsim burada, öbür mevsim orada doğup yaşıyorlar." (Aka Gündüz)

KESAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Alışverişte durgunluk
    • "Bugünlerde alışveriş de kesat." (Nabizade Nazım)
  2. Yokluk, kıtlık

ATFEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Mal ederek, yükleyerek
    • "Anasını görünce eski bir mezara atfen döktüğü yaşlar, yeni sevdası içindi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

KATİP
...
MABAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bitmemiş yazı, roman vb.nde arka, devam
  2. Kıç

NATÜR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Tabiat, doğa

AHLAT

  1. [isim] Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster)
  2. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi
  3. Kaba adam, yol iz bilmez kimse

PLATO

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yayla
  2. Akarsular tarafından derin biçimde yarılmış yüksek düzlükler
  3. Dekorun kurulduğu yer

RİCAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Vazgeçme
  2. Gerileme, geri çekilme, geri kaçma
    • "1683'te Viyana ricati ile imparatorluk, Avrupa fetihlerini kaybetmeye başlayacaktır." (Falih Rıfkı Atay)

HATTA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [bağlaç] Bile, hem de
  2. [zarf] Üstelik, ayrıca
    • "Dördü de buna inanmak istiyor hatta için için inanıyorlardı." (Tarık Buğra)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü