İçinde at olan 5 harfli 206 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da sonu at ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇATKI

  1. [isim] Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü
    • "Tüfek çatkısı."
  2. Bakınız sehpa
  3. Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ; kaşbastı
    • "Alnında, başı ağrıdığı vakitlerdeki gibi beyaz tülbentten bir çatkı vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem
SUVAT

  1. [isim] Hayvan suvaracak yer; sıvat
BATON

Kelime Kökeni: Fransızca bâton

  1. [isim] Kayakta dengeyi veya hızı sağlamak, beyzbol, hokey, kriket gibi sporlarda itmek veya vurmak amacıyla kullanılan sopa
FİYAT

Kelime Kökeni: Arapça fīʾāt

  1. [isim] Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; bedel, eder, hediye, kemal, paha
    • "Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim." (Nâzım Hikmet)
  2. [ekonomi] Bir mal veya hizmet için uygun görülen para karşılığı
  3. [ekonomi] Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki
    • "Fiyat yükselişlerini de beş yüz mislinde durdurmayı bildi." (Necip Fazıl Kısakürek)
VÜSAT

Kelime Kökeni: Arapça vusʿat

  1. [isim, eskimiş] Bakınız genişlik
  2. [felsefe] Bakınız uzam
IRGAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Tarım işçisi; rençper
    • "Ayakaltında bir ırgat veya başüstünde bir ana işlerinizi görür." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Yapı işçisi
  3. [denizcilik] Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat
    • "İçlerinden bir gönüllü istedim, başüstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam." (Zeyyat Selimoğlu)
ATLAS

Kelime Kökeni: Arapça aṭlas

  1. [isim] Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü; saten
    • "Adamcağız üşenmeden çarşı pazar dolaşıyor, kızına üşenmeden çerçeveletmek ve işletmek için ucuz atlaslar, kadifeler, ipekler satın alıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
NATIR

Kelime Kökeni: Arapça nāṭir

  1. [isim] Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın
MUHAT

Kelime Kökeni: Arapça muḥāṭ

  1. [sıfat, eskimiş] Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
  2. Kitabın sırt kâğıdı ile mukavvasının arasında isteka ile bastırılarak oluşturulmuş hafif çukurluk
FAKAT

Kelime Kökeni: Arapça faḳaṭ

  1. [bağlaç] Aykırılık bildirmek amacıyla başına geldiği cümleyi önceki cümleye bağlayan bir söz
    • "El fenerim de çantanın üstündeymiş sözde fakat göremiyorum." (Adalet Ağaoğlu)
ZATEN

Kelime Kökeni: Arapça ẕāten

  1. [zarf] Doğrusu, doğrusunu isterseniz; esasen, zati
    • "Şehir son elli yılda zaten mahşerleşmişti." (Aydın Boysan)
KATRE

Kelime Kökeni: Arapça ḳaṭre

  1. [isim, eskimiş] Bakınız damla
VASAT

Kelime Kökeni: Arapça vasaṭ

  1. [sıfat] Bakınız orta
SEBAT

Kelime Kökeni: Arapça s̱ebāt

  1. [isim] Sözünden veya kararlarından dönmeme; direşme
  2. Bir işi sonuna değin sürdürme; direşme
KATMA

  1. [isim] Katmak işi
  2. [sıfat] Katılmış, eklenmiş, ulanmış; zammetme
  3. [ağızlardan] Kıldan veya yünden yapılmış ip
HATİF

Kelime Kökeni: Arapça hātif

  1. [sıfat, eskimiş] Sesi işitilen fakat kendisi görülmeyen
  2. [isim] Gaipten işitilen ses
  3. [isim, din bilimi] Gaipten seslenir gibi haber veren melek
ATİNA

  1. [isim] Yunanistan'ın başkenti
KATİL

Kelime Kökeni: Arapça ḳātil

  1. [isim] İnsan öldüren kimse
    • "Öldürdüğü güzele ağlayan bu katilin / Elleri kanlı fakat gözyaşları temizdi" (Enis Behiç Koryürek)
  2. [sıfat] Öldürücü, ölüme neden olan
    • "Tam bir katil kurşun. Bu kurşun eşinizin kafasını sıyırmakla onu cidden sarsmış ve üzgünüm ama ölürken çok büyük acılar çekmiş." (Emre Şeyda)
KATIR

  1. [isim, hayvan bilimi] Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan, gennelikle kısır olan melez hayvan
    • "Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [sıfat, mecaz] Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse)
FATİH

Kelime Kökeni: Arapça fātiḥ

  1. [sıfat] Zafer kazanan, fetheden (kimse)
    • "Milletler tarihte fatihlerden fazla adillere bağlıdırlar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] Büyük ve önemli bir iş bitiren (kimse)
    • "Gazinoya bir fatih olarak giriyorum." (Refik Halit Karay)
  3. [isim, tarih] İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen ünvan
    • "Bizans fatihi kartal burunlu II. Mehmet ve Mısır fatihi yıldırım bakışlı Selim, birer dar çukura nasıl sığdılar?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü