İçinde at olan 4 harfli 59 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da sonu at ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ATIF

Kelime Kökeni: Arapça ʿaṭf

  1. [isim] Bir tarafa çevirme
  2. İlişkili bulma
  3. Bakınız gönderme
  4. Bir başkasının daha önce yayımlanmış çalışmasına yapılan gönderme
PATA

Kelime Kökeni: İtalyanca patta

  1. [isim] Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
MİAT

Kelime Kökeni: Arapça mīʿād

  1. [isim] Bir şeyin yapılması için tanınan süre
  2. Bir şeyin yerine yenisinin verilebilmesi için kabul edilmiş bulunan süre, kullanma süresi
    • "Asker ayakkabısının miadı altı aydır."
BATI

  1. [isim, coğrafya] Bulunulan yerde sola güney, sağa kuzey alındığında yüzün dönük olduğu yön; gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı
    • "Karşıya mutlaka yağmur yağıyor diye düşünmüştüm, yağıyordu, evet, serinliğini duyuyordum, bize kadar geliyordu, rüzgâr batıdan esiyor, yapışkan bir ıslaklığı da beraberinde getiriyordu." (Tarık Dursun K)
  2. [sıfat] Bu yönde bulunan; garbi
ATIK

  1. [isim] Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde
  2. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı
  3. [sıfat] Atılmış, atılan
ATÇI

  1. [isim] At yetiştiricisi kimse
ATIL

Kelime Kökeni: Arapça ʿāṭil

  1. [sıfat] Hareket etmeyen, yerinden kalkmayan, tembellik eden
  2. İşlemeyen, işlevini yerine getirmeyen
  3. Bir işe yaramaz
  4. [fizik] Bakınız süreduran
ATIM

  1. [isim] Atmak işi
    • "Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım" (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık
    • "Bir kurşun atımı yer."
ÜRAT

Kelime Kökeni: Fransızca urate

  1. [isim, kimya] Sidik asidi tuzu
ATMA

  1. [isim] Atmak işi
    • "Yolda giderken balgamını herkesin geçtiği yola atmayı çok doğal sayanı neden seveyim?" (Adalet Ağaoğlu)
BİAT

Kelime Kökeni: Arapça beyʿat

  1. [isim] Bir kimsenin egemenliğini tanıma
  2. [tarih] Bir hükümdarın veya ileri gelen birinin egemenliğini tanıyarak onun hükmü altına girme
  3. [tarih] Bunun için yapılan tören
ANAT

Kelime Kökeni: Arapça ānāt

  1. [isim, eskimiş] Anlar, zamanlar
  2. İnce, küçük farklar
    • "On beş metrelik bir mesafeden dürbünümle en ince anatını gördüğüm canlı bir heykel, ruhumda bedii kıyametler kopardı." (Ömer Seyfettin)
İCAT

Kelime Kökeni: Arapça īcād

  1. [isim] Bakınız buluş
  2. Gerçekmiş gibi gösterme çabası
    • "Bir bahane icadıyla şuradan beş on gün için tüyemez miyiz?" (Ercüment Ekrem Talu)
ALAT

Kelime Kökeni: Arapça ālāt

  1. [isim] Aletler
    • "İlk insanlar gayet zayıf ve nefislerini müdafaa edecek alat ve muhakemeden mahrum idiler." (Ömer Seyfettin)
İNAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿinād

  1. [isim] Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
    • "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir." (Tarık Buğra)
  2. Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme
    • "İddia kızışmış, âdeta inat hâlini almıştı." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Bakınız inatçı
    • "'Ne inat adam, yahu!’, diye yüzlerini buruşturuyorlardı." (Mehmet Yaşar Kandemir)
HATA

Kelime Kökeni: Arapça ḫaṭāʾ

  1. [isim] Bakınız yanlış
    • "Aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum." (İhsan Oktay Anar)
  2. Bakınız yanlışlık
  3. İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış
    • "Ağzını topla, dedim ama hatamı anladım." (Burhan Felek)
SAAT

Kelime Kökeni: Arapça sāʿat

  1. [isim] Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası
    • "Beş altı mil ötedeki karşı kıyıya bir saatte varabilirdik ancak." (Azra Erhat)
  2. Vakit, zaman
    • "Oyuncular meyus olmayarak gene saati geldiği vakit perdelerini açtılar." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Bir işin yapıldığı belli bir zaman
    • "Yemek saati."
    • "Kahvaltı saati. Uyku saati. Çalışma saati."
  4. Günün hangi anı olduğunu gösteren alet
    • "Kolundaki krome saate göz attı." (Refik Halit Karay)
  5. Bakınız sayaç
    • "Elektrik saati. Su saati."
AZAT

Kelime Kökeni: Farsça āzād

  1. [isim] Serbest bırakma
  2. [eskimiş] Okullarda paydos
    • "Akşam azadında dayağı yiyen çocuğu tuttum." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Bakınız özgür
EBAT

Kelime Kökeni: Arapça ebʿād

  1. [isim] Bakınız boyut
VAAT

Kelime Kökeni: Arapça vaʿd

  1. [isim] Bir işi yerine getirmek için verilen söz
    • "Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?" (Nâzım Hikmet)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü