İçinde at olan 4 harfli 59 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da sonu at ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ATIF
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaṭf
-
[isim]
Bir tarafa çevirme
-
İlişkili bulma
-
Bakınız gönderme
-
Bir başkasının daha önce yayımlanmış çalışmasına yapılan gönderme
-
[isim]
Bir tarafa çevirme
- PATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca patta
-
[isim]
Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
-
[isim]
Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
- MİAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mīʿād
-
[isim]
Bir şeyin yapılması için tanınan süre
-
Bir şeyin yerine yenisinin verilebilmesi için kabul edilmiş bulunan süre, kullanma süresi
- "Asker ayakkabısının miadı altı aydır."
-
[isim]
Bir şeyin yapılması için tanınan süre
- BATI
-
-
[isim, coğrafya]
Bulunulan yerde sola güney, sağa kuzey alındığında yüzün dönük olduğu yön; gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı
- "Karşıya mutlaka yağmur yağıyor diye düşünmüştüm, yağıyordu, evet, serinliğini duyuyordum, bize kadar geliyordu, rüzgâr batıdan esiyor, yapışkan bir ıslaklığı da beraberinde getiriyordu."
-
[sıfat]
Bu yönde bulunan; garbi
-
[isim, coğrafya]
Bulunulan yerde sola güney, sağa kuzey alındığında yüzün dönük olduğu yön; gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı
- ATIK
-
-
[isim]
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde
-
Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı
-
[sıfat]
Atılmış, atılan
-
[isim]
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde
- ATÇI
-
-
[isim]
At yetiştiricisi kimse
-
[isim]
At yetiştiricisi kimse
- ATIL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāṭil
-
[sıfat]
Hareket etmeyen, yerinden kalkmayan, tembellik eden
-
İşlemeyen, işlevini yerine getirmeyen
-
Bir işe yaramaz
-
[fizik]
Bakınız süreduran
-
[sıfat]
Hareket etmeyen, yerinden kalkmayan, tembellik eden
- ATIM
-
-
[isim]
Atmak işi
- "Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım"
-
Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık
- "Bir kurşun atımı yer."
-
[isim]
Atmak işi
- ÜRAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca urate
-
[isim, kimya]
Sidik asidi tuzu
-
[isim, kimya]
Sidik asidi tuzu
- ATMA
-
-
[isim]
Atmak işi
- "Yolda giderken balgamını herkesin geçtiği yola atmayı çok doğal sayanı neden seveyim?"
-
[isim]
Atmak işi
- BİAT
-
Kelime Kökeni: Arapça beyʿat
-
[isim]
Bir kimsenin egemenliğini tanıma
-
[tarih]
Bir hükümdarın veya ileri gelen birinin egemenliğini tanıyarak onun hükmü altına girme
-
[tarih]
Bunun için yapılan tören
-
[isim]
Bir kimsenin egemenliğini tanıma
- ANAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ānāt
-
[isim, eskimiş]
Anlar, zamanlar
-
İnce, küçük farklar
- "On beş metrelik bir mesafeden dürbünümle en ince anatını gördüğüm canlı bir heykel, ruhumda bedii kıyametler kopardı."
-
[isim, eskimiş]
Anlar, zamanlar
- İCAT
-
Kelime Kökeni: Arapça īcād
-
[isim]
Bakınız buluş
-
Gerçekmiş gibi gösterme çabası
- "Bir bahane icadıyla şuradan beş on gün için tüyemez miyiz?"
-
[isim]
Bakınız buluş
- ALAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ālāt
-
[isim]
Aletler
- "İlk insanlar gayet zayıf ve nefislerini müdafaa edecek alat ve muhakemeden mahrum idiler."
-
[isim]
Aletler
- İNAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿinād
-
[isim]
Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
- "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir."
-
Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme
- "İddia kızışmış, âdeta inat hâlini almıştı."
-
[sıfat]
Bakınız inatçı
- "'Ne inat adam, yahu!’, diye yüzlerini buruşturuyorlardı."
-
[isim]
Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
- HATA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaṭāʾ
- SAAT
-
Kelime Kökeni: Arapça sāʿat
-
[isim]
Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası
- "Beş altı mil ötedeki karşı kıyıya bir saatte varabilirdik ancak."
-
Vakit, zaman
- "Oyuncular meyus olmayarak gene saati geldiği vakit perdelerini açtılar."
-
Bir işin yapıldığı belli bir zaman
- "Yemek saati."
- "Kahvaltı saati. Uyku saati. Çalışma saati."
-
Günün hangi anı olduğunu gösteren alet
- "Kolundaki krome saate göz attı."
-
Bakınız sayaç
- "Elektrik saati. Su saati."
-
[isim]
Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası
- AZAT
-
Kelime Kökeni: Farsça āzād
-
[isim]
Serbest bırakma
-
[eskimiş]
Okullarda paydos
- "Akşam azadında dayağı yiyen çocuğu tuttum."
-
[sıfat]
Bakınız özgür
-
[isim]
Serbest bırakma
- EBAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ebʿād
-
[isim]
Bakınız boyut
-
[isim]
Bakınız boyut
- VAAT
-
Kelime Kökeni: Arapça vaʿd
-
[isim]
Bir işi yerine getirmek için verilen söz
- "Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?"
-
[isim]
Bir işi yerine getirmek için verilen söz