İçinde arı olan 8 harfli 66 kelime var. İçerisinde ARI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında arı olan kelimeler listesine ya da Sonu arı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A I R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARI, IRA
2 Harfli Kelimeler
AR, IR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KARINCIK
-
-
[isim]
Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk
-
Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğere kan pompalayan, öbürü soldaki akciğerden vücuda pompalanacak kanı almaya yarayan iki boşluk
-
[isim]
Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk
- ARITILMA
-
-
[isim]
Arıtılmak işi
-
[isim]
Arıtılmak işi
- POLARICI
-
-
[isim]
Işığı polarmaya yarayan alet, polargı
-
[isim]
Işığı polarmaya yarayan alet, polargı
- SARILMAK
-
-
[nsz]
Sarma işi yapılmak
- "Ellerine sarıldım, öpüyorum, sorularımı tekrarlıyorum." (Refik Halit Karay)
-
[-e]
Bir şeyin üzerine bir veya birkaç kez dolanmak
-
[-e]
Kollarını dolamak, kucaklamak
- "Hasan tiril tiril titriyor, anasına sarılıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bütün gücü ile ele almak
-
Hemen yapmaya koyulmak, girişmek
- "Hemen kaleme sarıldım, benim güzel kardeşim, sana geçen bir ayda başımdan geçenleri yazacağım." (Memduh Şevket Esendal)
-
Büyük bir istekle kendini vermek, benimsemek
- "İkinci sınıfa geçtikten sonra derslerine daha fazla sarılmıştır." (Falih Rıfkı Atay)
-
[nsz]
Sarma işi yapılmak
- KARIŞMAK
-
-
[-e]
İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek
- "Araba sallana sallana içim bağrım birbirine karıştı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Düzensiz, dağınık olmak
- "Yanıma her tarafı titreyerek sapsarı, sakal bıyığa karışmış bir hâlde geldi." (Refik Halit Karay)
-
[nsz]
Bulanmak, duruluğunu yitirmek
- "Hava birden karıştı. Zihnim karıştı."
-
[nsz]
Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek
- "Kaymakam işin karıştığını anlayarak..." (Memduh Şevket Esendal)
-
Müdahale etmek, araya girmek
- "Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü." (Falih Rıfkı Atay)
-
Engellemek, araya girmek
-
Bir araya gelmek, katılmak
- "Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı." (Ömer Seyfettin)
-
İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak
- "Ben, dedim, başkalarının soy adlarına nasıl karışabilirim?" (Memduh Şevket Esendal)
-
Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak
- "Bu işe belediye karışır."
-
[-e]
İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek
- BAŞARILI
-
-
[sıfat]
Başarı gösteren, muvaffakiyetli
- "Mutlu, başarılı, kendine güvenmeyi hak etmiş birisi..." (Tarık Buğra)
-
Başarılmış, üstesinden gelinmiş
- "Başarılı bir deneme."
-
[zarf]
Başarılı bir biçimde, başarı göstererek
- "Sınavı başarılı geçti."
-
[sıfat]
Başarı gösteren, muvaffakiyetli
- UYARINCA
-
-
[zarf]
Gereğince, mucibince
- "Kanunlar uyarınca."
-
[zarf]
Gereğince, mucibince
- SARIERİK
-
-
[isim]
Kayısı
-
[isim]
Kayısı
- AKTARICI
-
-
[isim]
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse
-
Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç
-
Voleybolda öbür oyuncuların vurması için topu, ağın üzerine yükselten oyuncu
-
[isim]
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse
- CİHARIDÜ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Oyunda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün ikili düşmesi
-
[isim]
Oyunda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün ikili düşmesi
- UÇARILIK
-
-
[isim]
Uçarı olma durumu veya uçarı davranış, sefahat
- "Böyle bir uçarılıkta bulundukça hemen ardından acı bir pişmanlık duyar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Uçarı olma durumu veya uçarı davranış, sefahat
- YARILAMA
-
-
[isim]
Yarılamak işi
-
[isim]
Yarılamak işi
- SIRTARIŞ
- ...
- DARILMAK
-
-
[nsz]
Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olmak, gücenmek, küsmek, ilgiyi kesmek
- "Kalenin üzerine top atmadılar bahanesiyle darılmadı mıydı?" (Ömer Seyfettin)
-
Gücenmek, kırılmak, alınmak, incinmek
- "Sinirlenmek, darılmak, kin taşımak ne olduğunu bilmezdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Azarlamak, paylamak
-
[nsz]
Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olmak, gücenmek, küsmek, ilgiyi kesmek
- BERENARI
-
-
[zarf]
Şöyle böyle, az çok, biraz, oldukça
-
[zarf]
Şöyle böyle, az çok, biraz, oldukça
- SARIÇALI
-
-
[isim]
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki, kadıntuzluğu, çobantuzluğu, amberbaris (Berberis vulgaris)
-
[isim]
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki, kadıntuzluğu, çobantuzluğu, amberbaris (Berberis vulgaris)
- KURTARIŞ
-
-
[isim]
Kurtarma işi veya biçimi
-
[isim]
Kurtarma işi veya biçimi
- ÇARIKLIK
-
-
[isim]
Çarık konulacak yer
-
[sıfat]
Çarık yapmaya elverişli
- "Çarıklık deri."
-
[isim]
Çarık konulacak yer
- ONARIMCI
-
-
[isim]
Onarma işini yapan kimse, tamirci
-
[isim]
Onarma işini yapan kimse, tamirci
- KARILMAK
-
-
[nsz]
Karma işi yapılmak, karışmak
-
Hayvan çiftleşmek
-
[nsz]
Karma işi yapılmak, karışmak