İçinde arı olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde ARI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında arı olan kelimeler listesine ya da sonu arı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Arı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I R
3 Harfli Kelimeler
ARI, IRA
2 Harfli Kelimeler
AR, IR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HARIL
-
-
"Harıl harıl" ikilemesinde kullanılır: aralıksız olarak
-
"Harıl harıl" ikilemesinde kullanılır: aralıksız olarak
- HARIM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarįm
-
[isim, ağızlardan]
Sebze ve meyve bahçesi
-
Tarla ve bahçe çevresindeki çit
- "Tarlasına harım çevirmek için dün Matarlı tepelerinde kestiği pırnal fidanı dalları harman yerinde koca bir yığın hâlinde durmakta idi."
-
[isim, ağızlardan]
Sebze ve meyve bahçesi
- HARIN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarūn
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
-
[mecaz]
Hain, huysuz
-
[mecaz]
Bakınız obur
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
- BARIŞ
-
-
[isim]
Barışmak işi
- "Biz baba kız biliyorduk ki bu gibi kaçışlar, bir barışla biter."
-
Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum; sulh, hazar
- "Atatürk'ün insan haklarına ve dünya barışına ne kadar saygılı bir lider olduğunu ifade etti."
-
Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç
- "Barış içinde yaşamak."
-
Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam
-
[isim]
Barışmak işi
- TARIM
-
-
[isim]
Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması; ziraat, kültür
-
[isim]
Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması; ziraat, kültür
- ÇARIK
-
-
[isim]
İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı
- "Tozla örtülmüş çarıklarının eskiliği belli olmuyor."
-
Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha
-
[denizcilik]
Bakınız çene
-
[argo]
Para cüzdanı
- "Kızı bu çarık sözünün para cüzdanı manasına geldiğini bilmeden dinler."
-
[isim]
İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı
- VARIŞ
-
-
[isim]
Varmak işi
-
[spor]
Bir yarışın son bulduğu yer; finiş
-
[isim]
Varmak işi
- KARIK
-
-
[isim]
Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması
-
[sıfat]
Karlı bir alana bakma sonucu kamaşmış (göz)
-
[isim]
Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması
- KARIN
-
-
[isim]
İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi; batın
- "Şuursuz bir acele ile mahmuzlarını atının karnına vurdu."
-
Bakınız döl yatağı
- "Fakat karnındaki çocuk da bu insanüstü erkeğin bir parçasıydı."
-
Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm
- "Geminin karnı. Şişenin karnı."
-
Bakınız mide
- "Karnım aç, elim ayağım donmuş gibi."
-
[mecaz]
İçten geçen, gönüldeki şey
- "Ben senin karnındakini ne bileyim?"
-
[mecaz]
Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme
-
[fizik]
Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar
-
[isim]
İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi; batın
- UYARI
-
-
[isim]
Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
- "Romancının uyarılarından habersiz kaldınız."
-
[biyoloji]
Organizmada uyarım yaratan güç
-
[isim]
Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
- KARIŞ
-
-
[isim]
Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık
- "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti."
-
[isim]
Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık
- ARICI
-
-
[isim]
Bal almak için arı yetiştiren kimse
-
[isim]
Bal almak için arı yetiştiren kimse
- UÇARI
-
-
[sıfat]
Ele avuca sığmaz, çok haşarı (kimse)
- "Ben azami derecede haşarı ve uçarı bir çocuktum."
-
Kendini çeşitli eğlencelere vermiş, zevk ve eğlenceye düşkün (kimse); sefih
- "Yazar dediğin biraz uçarı, serseri mizaç olmalı değil midir?"
-
[mecaz]
Bakınız havai
-
[sıfat]
Ele avuca sığmaz, çok haşarı (kimse)
- YARIK
-
-
[isim]
Yarılarak açılmış yer; yirik
- "Tam öğle vakitleri yüksek kaya yarığının dibinde toplanıyor, bir saat kadar güneşleniyorduk."
-
İnce bir çizgi durumunda açılmış yara
-
[mecaz]
Anlaşmazlık durumu
- "Şimdiden birtakım yarıklar açan siyasi rekabetten başka ne mana verilebilirdi?"
-
[fizik]
Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik
-
[tıp]
Bakınız çatlak
-
[argo]
Dişinin cinsel organı
-
[sıfat]
Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş
-
[isim]
Yarılarak açılmış yer; yirik
- YARIM
-
-
[sıfat]
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
- "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"
-
Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan olan
- "Ötekinde de yarım kavala benzeyen kalın bir çığırtma vardı."
-
[isim]
Bir bütünün yarısı olan miktar
-
[isim]
Saatte on iki otuz
-
[mecaz]
Hastalıklı, sakat, sağlıksız olan
-
[sıfat]
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
- YARIN
-
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
-
Gelecek, ilerideki zaman
- "İnsan daima yarını düşünmeli."
-
[zarf]
Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde
- "Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin."
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
- YARIŞ
-
- SARIK
-
-
[isim]
Sarılarak meydana getirilen başlık; destar
- "O artık sarığı ile, cübbesi ve lapçınları ile tam bir hoca efendi idi."
-
Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb
-
[isim]
Sarılarak meydana getirilen başlık; destar
- ARIZA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāriża
-
[isim]
Bakınız aksaklık
-
Bakınız bozulma
- "Bana göre yola devama mâni bir arıza değildi."
-
[coğrafya]
Bakınız engebe
-
[müzik]
Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı
-
[sıfat, mecaz]
Uyumsuz, düzeni bozan, sıkıntı çıkaran (kişi)
-
[isim]
Bakınız aksaklık
- SARIM
-
-
[isim]
Sarmak işi
-
Bir şeyi bir kez saracak miktar
-
[fizik]
Elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası
-
[isim]
Sarmak işi