İçinde ari olan 6 harfli 42 kelime var. İçerisinde ARİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ari olan kelimeler listesine ya da sonu ari ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ari Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R İ

3 Harfli Kelimeler

ARİ

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UTARİT

Kelime Kökeni: Arapça ʿuṭārid

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Merkür
MİMARİ

Kelime Kökeni: Arapça miʿmārī

  1. [isim] Bakınız mimarlık
    • "Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu." (Burhan Felek)
  2. Bakınız yapı
  3. [sıfat] Mimarlıkla ilgili, mimarlığa ilişkin
NEHARİ

Kelime Kökeni: Arapça nehārī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız gündüzlü
    • "En arka sırada, derslerde nadiren gözüken bir nehari talebe yalnız başına oturuyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [zarf] Gündüzlü olarak
TARİHİ

Kelime Kökeni: Arapça tārīḫī

  1. [sıfat] Bakınız tarihsel
    • "Acaba bu cereyan ne gibi tarihî amillerin tesiriyle doğdu." (Fuat Köprülü)
  2. Tarihe geçmiş
  3. [mimarlık] Geçmiş yüzyıllardan günümüze ulaşmış olan
    • "tarihî yalı, tarihî bina."
  4. [mecaz] Unutulmayan, anılma değeri olan
    • "Ne bileyim ben; pek çok şey yapabilirdik, tarihî bir fırsatı kaçırdık." (Nazlı Eray)
FARİSİ

Kelime Kökeni: Farsça fārs + Arapça -ī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız Farsça
FARİKA

Kelime Kökeni: Arapça fāriḳa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ayırmaç
ASGARİ

Kelime Kökeni: Arapça aṣġar + Farsça -į

  1. [sıfat] En az, en aşağı, en düşük, en alt; minimal, minimum
    • "Koridorda, kapımın asgari yüz metre yakınlarına kimsenin yaklaştırılmamasını emrettim." (Nâzım Hikmet)
ÇARİÇE

Kelime Kökeni: Rusça

  1. [isim, tarih] Çarın karısına veya kadın çara verilen ünvan
HARİCİ

Kelime Kökeni: Arapça ḫāricī

  1. [sıfat] Dışla ilgili, dıştan olan
    • "İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır." (Atatürk)
İHZARİ

Kelime Kökeni: Arapça iḥżārī

  1. [sıfat, eskimiş] Hazırlık niteliğinde olan
ARİOSO

Kelime Kökeni: İtalyanca arioso

  1. [isim, müzik] Dramatik ve lirik bakımdan yüksek bir anlatım gücü olan ağırbaşlı ezgi
ÇAPARİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk, ördek vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri takılan çok iğneli bir tür olta takımı
    • "Çapari oltasını şöyle bir ucundan tutup havaya kaldırdığı zaman eski keyfi biraz yerine gelir gibi oluyor." (Orhan Seyfi Orhon)
NAZARİ

Kelime Kökeni: Arapça naẓarī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız kuramsal
    • "Bazı nazari dersler bir kısım talebeye hiç şüphesiz daha eğlenceli gelecektir." (Halit Fahri Ozansoy)
GABARİ

Kelime Kökeni: Fransızca gabarit

  1. [isim] Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek
  2. Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler
  3. [mimarlık] Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği
TARİFE

Kelime Kökeni: Arapça taʿrife

  1. [isim] Fiyat gösteren çizelge
    • "Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır." (Nâzım Hikmet)
  2. Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge
    • "Yıpranır ceplerinde tren tarifeleri." (Behçet Necatigil)
  3. Bakınız tanıtmalık
    • "Bir ilacın tarifesi."
KAPARİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız gebre otu
ÇİTARİ

  1. [isim, hayvan bilimi] İzmaritgillerden, üzerinde sarı çizgiler bulunan, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, kılçıklı bir balık (Boxsalpa)
  2. İpek ve pamukla dokunan bir tür çizgili kumaş
    • "Pencerelerdeki çitari perdelerden, köşedeki aynalı konsola kadar her şey, Hikmet'i çocukluğunun en samimi aşinaları gibi karşıladı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
MARİNE

Kelime Kökeni: Fransızca mariné

  1. [sıfat] "Etleri yumuşatmak ve daha lezzetli duruma getirmek için pişirmeden önce belirli bir süre baharatlı sirke, zeytinyağı vb. ilave edilerek hazırlanan sosun içerisinde bekletmek” anlamındaki marine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
    • "Balıklara güzelce yedirip, buzdolabında yarım saat kadar bekletip marine edin." (Buket Uzuner)
MARİNA

Kelime Kökeni: İtalyanca marina

  1. [isim, denizcilik] Bakınız yat limanı
HAVARİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥavārī

  1. [isim, din bilimi] Hz. İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği on iki yardımcısından her biri; apotr
  2. [eskimiş] Bakınız yardımcı
  3. [mecaz] Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse; apotr
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü