İçinde ari olan 5 harfli 28 kelime var. İçerisinde ARİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ari olan kelimeler listesine ya da sonu ari ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ari Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R İ

3 Harfli Kelimeler

ARİ

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SARİH

Kelime Kökeni: Arapça ṣarīḥ

  1. [sıfat] Bakınız belirgin
  2. Bakınız belgin
    • "Bu hıyanetin müşterek müteşebbislerine karşı, alınması lazım gelen vaziyet sarihtir." (Atatürk)
ARİYA

Kelime Kökeni: İtalyanca aria

  1. [isim, denizcilik] Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma
ARİFE

Kelime Kökeni: Arapça ʿarefe

  1. [isim] Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler; ön gün
    • "Bazı ramazan ve bayram arifelerinde teyzelerim beni Eyüp'teki aile mezarlığına götürürlerdi." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bakınız arife günü
FARİL

Kelime Kökeni: İngilizce furl

  1. [isim] Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip
İDARİ

Kelime Kökeni: Arapça idārī

  1. [sıfat] Bakınız yönetimsel
HARİÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḫāric

  1. [isim] Bakınız dış
    • "Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Yabancı ülke
    • "On yıl hariçte kalmış."
  3. [zarf] Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere, müstesna
    • "Dişçi koltuğu hariç, kim bir koltuğa oturursa kendini bir şey zanneder." (Burhan Felek)
ARİZA

Kelime Kökeni: Arapça ʿarīża

  1. [isim, eskimiş] Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe
ATARİ

Kelime Kökeni: (İngiliz Atari firma adından)

  1. [isim] Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş, bir konsol yardımıyla oynanan, kavrama çabukluğu ve pratiklik kazandıran oyunların genel adı
MARİZ

Kelime Kökeni: Arapça marīż

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız hastalıklı
BARİT

Kelime Kökeni: Fransızca baryte

  1. [isim, kimya] Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral; baritin, baryum sülfat Ba(OH)2
ZARİF

Kelime Kökeni: Arapça ẓarīf

  1. [sıfat] Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen; zarafetli
    • "Camilerimizdeki o zarif çizgilerin şiirini bir daha duyacak." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. Beğenilir ve nükteli (dil, konuşma vb.)
    • "Zarif bir söz."
  3. Güzel, hoş, albenili olan
    • "Teşekküre geldim zarif hediyenize / Gücenmeyin biraz fazla güldümse size" (Enis Behiç Koryürek)
  4. Hoşa gider bir biçimde konuşan ve davranan
    • "Zarif ve hassas şair gittikçe artan bu iltifatlar karşısında saadetinden ağlıyordu." (Asaf Halet Çelebi)
BARİZ

Kelime Kökeni: Arapça bāriz

  1. [sıfat] Bakınız belirgin
    • "Halk arasında da keder ve sevinç diye iki bariz heyecan olduğuna inanmıştı." (Peyami Safa)
NARİN

Kelime Kökeni: Farsça nārīn

  1. [sıfat] İnce yapılı; yepelek, nazenin
    • "Narin bir kızcağızın yanındaki boş yere sokuldu." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Bakınız ince
    • "Söğüdün yaprağı narindir narin" (Halk türküsü)
PARİS

  1. [isim] Fransa'nın başkenti
GARİP

Kelime Kökeni: Arapça ġarīb

  1. [sıfat] Kimsesiz, zavallı olan
  2. Yabancı, gurbette yaşayan; elgin
  3. Bakınız acayip
    • "Aslında ben çok az konuşan biriyim. Dilimin böyle birdenbire çözülmesi çok garip." (İnci Aral)
  4. [ünlem] Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz
    • "Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!" (Attilâ İlhan)
  5. [mecaz] Dokunaklı, hüzün veren
    • "Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor." (Halide Edip Adıvar)
VARİL

Kelime Kökeni: Fransızca baril

  1. [isim] Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
    • "Yetmişer kiloluk varilleri raylar üzerinde yuvarlayarak tıngır tıngır getiriyorlar." (Aka Gündüz)
  2. Bu kabın içine aldığı madde miktarı
    • "Petrolün varil fiyatı gün geçtikçe artıyor."
  3. Petrol ölçü birimi (158,8l litre)
HARİR

Kelime Kökeni: Arapça ḥarīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ipek
HARİS

Kelime Kökeni: Arapça ḥarīṣ

  1. [sıfat] Bakınız açgözlü
HARİM

Kelime Kökeni: Arapça ḥarīm

  1. [isim, eskimiş] Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
VARİT

Kelime Kökeni: Arapça vārid

  1. [sıfat, eskimiş] Olabileceği akla gelen
    • "Bu, kitap satılmıyor iddiası varit değil." (Nâzım Hikmet)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü