İçinde ari olan 5 harfli 28 kelime var. İçerisinde ARİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ari olan kelimeler listesine ya da sonu ari ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ari Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARİ
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SARİH
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣarīḥ
- ARİYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca aria
-
[isim, denizcilik]
Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma
-
[isim, denizcilik]
Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma
- ARİFE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarefe
-
[isim]
Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler; ön gün
- "Bazı ramazan ve bayram arifelerinde teyzelerim beni Eyüp'teki aile mezarlığına götürürlerdi."
-
Bakınız arife günü
-
[isim]
Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler; ön gün
- FARİL
-
Kelime Kökeni: İngilizce furl
-
[isim]
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip
-
[isim]
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip
- İDARİ
-
Kelime Kökeni: Arapça idārī
-
[sıfat]
Bakınız yönetimsel
-
[sıfat]
Bakınız yönetimsel
- HARİÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāric
-
[isim]
Bakınız dış
- "Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur."
-
Yabancı ülke
- "On yıl hariçte kalmış."
-
[zarf]
Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere, müstesna
- "Dişçi koltuğu hariç, kim bir koltuğa oturursa kendini bir şey zanneder."
-
[isim]
Bakınız dış
- ARİZA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarīża
-
[isim, eskimiş]
Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe
-
[isim, eskimiş]
Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe
- ATARİ
-
Kelime Kökeni: (İngiliz Atari firma adından)
-
[isim]
Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş, bir konsol yardımıyla oynanan, kavrama çabukluğu ve pratiklik kazandıran oyunların genel adı
-
[isim]
Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş, bir konsol yardımıyla oynanan, kavrama çabukluğu ve pratiklik kazandıran oyunların genel adı
- MARİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça marīż
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hastalıklı
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hastalıklı
- BARİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca baryte
-
[isim, kimya]
Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral; baritin, baryum sülfat Ba(OH)2
-
[isim, kimya]
Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral; baritin, baryum sülfat Ba(OH)2
- ZARİF
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓarīf
-
[sıfat]
Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen; zarafetli
- "Camilerimizdeki o zarif çizgilerin şiirini bir daha duyacak."
-
Beğenilir ve nükteli (dil, konuşma vb.)
- "Zarif bir söz."
-
Güzel, hoş, albenili olan
- "Teşekküre geldim zarif hediyenize / Gücenmeyin biraz fazla güldümse size"
-
Hoşa gider bir biçimde konuşan ve davranan
- "Zarif ve hassas şair gittikçe artan bu iltifatlar karşısında saadetinden ağlıyordu."
-
[sıfat]
Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen; zarafetli
- BARİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça bāriz
-
[sıfat]
Bakınız belirgin
- "Halk arasında da keder ve sevinç diye iki bariz heyecan olduğuna inanmıştı."
-
[sıfat]
Bakınız belirgin
- NARİN
-
Kelime Kökeni: Farsça nārīn
-
[sıfat]
İnce yapılı; yepelek, nazenin
- "Narin bir kızcağızın yanındaki boş yere sokuldu."
-
Bakınız ince
- "Söğüdün yaprağı narindir narin"
-
[sıfat]
İnce yapılı; yepelek, nazenin
- PARİS
-
-
[isim]
Fransa'nın başkenti
-
[isim]
Fransa'nın başkenti
- GARİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ġarīb
-
[sıfat]
Kimsesiz, zavallı olan
-
Yabancı, gurbette yaşayan; elgin
-
Bakınız acayip
- "Aslında ben çok az konuşan biriyim. Dilimin böyle birdenbire çözülmesi çok garip."
-
[ünlem]
Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz
- "Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!"
-
[mecaz]
Dokunaklı, hüzün veren
- "Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor."
-
[sıfat]
Kimsesiz, zavallı olan
- VARİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca baril
-
[isim]
Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
- "Yetmişer kiloluk varilleri raylar üzerinde yuvarlayarak tıngır tıngır getiriyorlar."
-
Bu kabın içine aldığı madde miktarı
- "Petrolün varil fiyatı gün geçtikçe artıyor."
-
Petrol ölçü birimi (158,8l litre)
-
[isim]
Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
- HARİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ipek
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ipek
- HARİS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīṣ
-
[sıfat]
Bakınız açgözlü
-
[sıfat]
Bakınız açgözlü
- HARİM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīm
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
- VARİT
-
Kelime Kökeni: Arapça vārid
-
[sıfat, eskimiş]
Olabileceği akla gelen
- "Bu, kitap satılmıyor iddiası varit değil."
-
[sıfat, eskimiş]
Olabileceği akla gelen