İçinde ara olan 8 harfli 139 kelime var. İçerisinde ARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ara olan kelimeler listesine ya da sonu ara ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A R

3 Harfli Kelimeler

ARA

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SİGARALI

  1. [sıfat] Sigarası olan
  2. Sigara içilen
TARASSUT

Kelime Kökeni: Arapça taraṣṣud

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gözleme (I)
    • "Tarassut mevkisinde sıramızı bekleyerek düşman siperlerini tetkik etmeye başladık." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
KARAKTER

Kelime Kökeni: Fransızca caractère

  1. [isim] Ayırt edici nitelik
  2. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik; öz yapı, ıra, seciye, ruh
    • "Yıldız'ın iyi bir eğitimi, kuvvetli bir karakteri var." (Aka Gündüz)
  3. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi
    • "Pek uysal, tatlı, neşeli karakterine rağmen dostum kavgacıdır." (Refik Halit Karay)
  4. Kitap, gazete, bilgisayar vb.nde kullanılan harf türü
  5. [edebiyat] Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse
  6. [felsefe] Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü
ZARARSIZ

  1. [sıfat] Zarar vermeyen, zararı dokunmayan; dokuncasız, ziyansız
  2. [mecaz] Oldukça iyi; ziyansız
    • "Bakkaldan turşu, portakal aldırdım. Az sonra zararsız bir masa düzülüverdi." (Necati Cumalı)
  3. [zarf] Zarar görmeden
    • "O günlerde ayakta kalabilmenin, ... günleri zararsız, ziyansız geçirebilmenin tek yolu durumu idare etme yöntemi herhâlde böyle davranmayı gerektirmekteydi." (Ahmet C. Gazioğlu)
PREPARAT

Kelime Kökeni: Almanca Preparat

  1. [isim, tıp] Bakınız müstahzar
PARALAKS

Kelime Kökeni: Fransızca parallaxe

  1. [isim, gök bilimi] Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
  2. Dünya'nın yarıçapını bir gezegenden veya Dünya Güneş uzaklığını bir yıldızdan gören açı
TARATMAK

  1. [-e, -i] Tarama işini yaptırmak
MARAZLIK

  1. [isim] Güç, sıkıntılı, huzursuz durum
HARAKİRİ

Kelime Kökeni: Japonca

  1. [isim] Karnını bıçakla deşme yoluyla kendini öldürme
TARAFTAR

Kelime Kökeni: Arapça ṭaraf + Farsça -dār

  1. [isim] Bakınız yandaş
    • "Siz işin olmaması taraftarısınız." (Aka Gündüz)
  2. [spor] Sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı kimse
    • "Taraftara aklını peynir ekmekle yediren çılgın ve ilkel spor basını bu örnek karşısında kına yakabilir." (Tarık Dursun K)
ARACISIZ

  1. [sıfat] Aracı olmadan yapılan; doğrudan, direkt
  2. [zarf] Aracı olmadan; doğrudan, bilavasıta, direkt
KARAFAKİ

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim] Bakınız karafa
    • "Günümüzde de rakı tiryakilerinin ölçüsü bir karafaki rakı, yani dört tek, bir diğer deyişle iki dubledir." (Vefa Zat)
KARAİĞNE

  1. [isim, hayvan bilimi] Bir tür iğneli karınca
PAPARAZİ

Kelime Kökeni: İtalyanca paparazzi

  1. [isim] Ünlü kimselerin kendilerinden habersizce çekilmiş, onları güç durumda bırakacak özellikteki fotoğrafları
  2. Bu tür fotoğraflar çekme ve yazılı ve görsel basında yayımlama işi
  3. Bu tür fotoğrafları çeken kimse
KARARTMA

  1. [isim] Karartmak işi
  2. [askerlik] Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü
    • "Karartma saati yaklaşıyordu, bir an önce evlerine varmalıydılar." (Erendiz Atasü)
SARAKACI

  1. [sıfat] Saraka yapan
ARALATMA

  1. [isim] Aralatmak işi
ARABASIZ

  1. [sıfat] Arabası olmayan
  2. [zarf] Araba olmaksızın
KARANFİL

Kelime Kökeni: Arapça ḳaranful

  1. [isim, bitki bilimi] Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus)
  2. Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus)
  3. Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu
    • "Yengemin verdiği karanfili dişlerimle ezip emerek odaya giriyorum." (Yusuf Ziya Ortaç)
PARALİZİ

Kelime Kökeni: Fransızca paralysie

  1. [isim, tıp] Bakınız inme
    • "... annem bu izaha iştirak etmeyerek ‘Ben paralizi olmuş biliyorum!’ diyor." (Abdülhak Şinasi Hisar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü