İçinde anc olan 7 harfli 45 kelime var. İçerisinde ANC bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında anc olan kelimeler listesine ya da Sonu anc ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A C N Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

CAN

2 Harfli Kelimeler

AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NADANCA

  1. Nadan davranışına benzer bir tarzda

KAPANCA

  1. [isim] Küçük kapan
  2. Düzen, hile

MANCANA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Sütleğengillerden, Antil Adalarında yetişen, çok zehirli bir ağaç (Manzenilla)

KOLANCI

  1. [isim] Yedekçi

ORMANCI

  1. [isim] Ormanı korumakla görevli kimse, orman koruma memuru
  2. Kaba, görgüsüz kimse

MEYANCI

  1. [isim] Aracı, aracılık eden kimse

MEKANCI
...
DALANCI

  1. [isim] Lobici

DANCİNG
...
İDMANCI

  1. [isim] İdman yapan sporcu

URGANCI

  1. [isim] Urgan yapan veya satan kimse

KANCALI

  1. [sıfat] Kancası olan

ALMANCA
...
DOĞANCI

  1. [isim] Avcı doğan yetiştiren veya doğanla avlanan kimse

İNSANCA

  1. [sıfat] İnsana yakışan, insana özgü olan, insanla ilgili
  2. [zarf] İnsana yakışır biçimde
    • "İnsana insanca muamele etmek, Türk geleneğinde bir fevkaladelik sayılmazdı." (Samiha Ayverdi)
  3. [zarf] İnsan bakımından
    • "İnsanca kayıp yok."

ORTANCA

  1. [sıfat] Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan
    • "Hayriye Hanım bu evin ortanca kızı, daha kız sanılacak kadar taze görünen güzel bir kadın..." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Büyüklük, irilik bakımından üç nesne arasında sondan veya baştan ikinci gelen

TABANCA

  1. [isim] Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah
    • "Biraz eğildikleri zaman cübbelerinin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Tabancasına davranmaya vakit kalmadan sıkışıverdi kalabalığın ortasına." (Çetin Altan)
  2. Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç

SOĞANCI

  1. [isim] Soğan yetiştiren veya satan kimse

YABANCI

  1. [sıfat] Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), bigâne, ecnebi
    • "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok." (Ruşen Eşref Ünaydın)
    • "Çocukluğumdan beri aşina olduğum ses bana yabancı geldi." (Halide Edip Adıvar)
    • "Yabancısı olmadığımız ikinci kattaki küçük odaya yerleştik." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge
    • "Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Tanınmayan, bilinmeyen, yad
    • "Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan
    • "Yağın içinde yabancı maddeler var."
  5. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan
    • "Bu uygulamanın yabancısıyım."
  6. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan
    • "Yabancı arabalar buraya park edemez."

SANCILI

  1. [sıfat] Sancıya tutulan, sancısı olan
    • "Yatağının içinde, sancılı bir adam gibi dönüp durdu." (Peyami Safa)
  2. Sancı veren
  3. Sıkıntılı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü