İçinde amel olan 24 kelime var. İçerisinde AMEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında amel olan kelimeler listesine ya da sonu amel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

AMELİYATHANE

10 Harfli Kelimeler

AMELİYATLI

9 Harfli Kelimeler

AKSÜLAMEL, ALLAMELİK

8 Harfli Kelimeler

AMELELİK, AMELİLİK, AMELİYAT, KARAMELA, MUAMELAT, MÜSTAMEL, NETAMELİ

7 Harfli Kelimeler

AMELİYE, BEŞAMEL, KAMELYA, KARAMEL, LAMELİF, MAMELEK, MUAMELE

6 Harfli Kelimeler

ÇAMELİ

5 Harfli Kelimeler

AMELE, AMELİ, HAMEL, LAMEL

4 Harfli Kelimeler

AMEL

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Amel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E L M

4 Harfli Kelimeler

ALEM, AMEL, ELMA, LAME, MALE, MEAL

3 Harfli Kelimeler

ELA, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AM, EL, EM, LA, LE, MA, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AMELİYATHANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyyāt + Farsça hāne

  1. [isim] Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm
    • "Ameliyathanenin yanında koğuşta yatıyor; girip çıkarken gidip bakıyorum, daima su istiyor." (Halide Edip Adıvar)
AMELİYATLI

  1. [sıfat] Ameliyat edilmiş
    • "Ameliyatlı hasta."
ALLAMELİK

  1. [isim] Allame olma durumu
  2. [mecaz] Her şeyi bilir tavrı takınmak, çok bilmişlik
    • "Şimdi ben bunları niye anlatıyorum? Herhâlde allamelik taslayıp kafa ütülemek için değil!" (Attilâ İlhan)
AKSÜLAMEL

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + ʿamel

  1. [isim] Bakınız tepki
  2. [eskimiş] Bakınız yankı
    • "Hassasiyeti etrafta hiçbir aksülamel uyandırmazdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
AMELİLİK

  1. [isim] Amelî olma durumu
    • "Canım bunda amelîlik, nazarilik var mı?" (Ömer Seyfettin)
MÜSTAMEL

Kelime Kökeni: Arapça mustaʿmel

  1. [sıfat, eskimiş] Kullanılmış olan
  2. Bakınız eski
AMELİYAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyyāt

  1. [isim, tıp] Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi; cerrahi müdahale, operasyon
    • "Hastaneden çıkmış, ameliyat başarılı geçmiş." (İnci Aral)
  2. [eskimiş] İşler, faaliyetler
    • "Enkazın kalkması üç dört günlük ameliyata muhtaç." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
MUAMELAT

Kelime Kökeni: Arapça muʿāmelāt

  1. [isim, eskimiş] İşlemler
    • "Muamelat müdürü."
  2. Davranışlar
NETAMELİ

  1. [sıfat] Gizli bir tehlikesi olduğu sanılan, tekin olmayan
    • "Artık yürüyelim, bir an önce çıkalım bu netameli yerden." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Başına sık sık kaza gelen
    • "Söyle, hiçbir günü öbürüne uymayan bu belalı, bu netameli adam senden af dilemeye muhtaç mı?" (Necip Fazıl Kısakürek)
AMELELİK

  1. [isim] Amelenin yaptığı iş
    • "İstanbul’u, vilayet merkezlerini dolduran tömbeki, çay, kâğıt, kalem ticaretini, ameleliği eline geçirmiş olan Azerbaycanlı Türkoğlu Türklere esvaplarına bakarak 'Acem' diyordu." (Ömer Seyfettin)
KARAMELA

Kelime Kökeni: İtalyanca caramella

  1. [isim] Bakınız karamel
    • "Al bunları! İçinde Paris’ten gelmiş bonbonlar, karamelalar, fondanlar var. Evine götür. Çocuklarına yedir..." (Yılmaz Karakoyunlu)
KARAMEL

Kelime Kökeni: Fransızca caramel

  1. [isim] Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme, karamelayakılarak kavrulmuş şekere süt, yağ, krema vb. katılarak yapılan kıvamlı şekerleme; karamela
BEŞAMEL

Kelime Kökeni: Fransızca béchamel

  1. [isim] Bakınız beşamel sos
    • "Beşamel salçasının meyanesini fazla mı kavurdu bilmem, yerken genizde acımtırak bir tat bırakıyordu." (Gülten Dayıoğlu)
KAMELYA

Kelime Kökeni: Fransızca camélia

  1. [isim, bitki bilimi] Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe veya kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki; Japon gülü, Çin gülü (Camellia japonica)
LAMELİF

Kelime Kökeni: Arapça lām + elif

  1. [isim] Arap alfabesinde elifin lam ile birlikte yazılmış biçimi
    • "Elindeki kamışı kâğıdın üzerinde hareket ettirdi ve bir lamelif çizdi." (Ercan Köksal)
  2. [sıfat, eskimiş, mecaz] Bakınız dolambaçlı
  3. [sıfat, eskimiş, mecaz] Eğri büğrü, çarpık olan
  4. [sıfat, eskimiş, mecaz] Sıkıntılı, karışık olan
    • "He ile hidayet Mevla’dan gelir / Lamelif derunum bir Mevla bilir." (Âşık Ruhsati)
AMELİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız uygulama
    • "Şimdi yavaş yavaş kendimize geliyoruz ama bir damak kaldırma ameliyesine muhtacız hâlâ." (Necip Fazıl Kısakürek)
MUAMELE

Kelime Kökeni: Arapça muʿāmele

  1. [isim] Bakınız davranış
    • "Bana karşı olan muamelesini beğenmedim."
  2. Yol, yöntem
    • "Bu adam muamele bilmiyor."
  3. Bakınız işlem
    • "Onlar gündelik muamelelere başlayınca da benim ağzım açık kaldı." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [eskimiş, kimya] Bakınız işlem
  5. [eskimiş, ticaret] Bakınız alışveriş
    • "Borsada bugün muamele olmadı."
MAMELEK

Kelime Kökeni: Arapça māmelek

  1. [isim, eskimiş, hukuk] Bakınız mal varlığı
ÇAMELİ

  1. [isim] Denizli iline bağlı ilçelerden biri
AMELE

Kelime Kökeni: Arapça ʿamele

  1. [isim] Gündelikle çalışan işçi
    • "Tuğla harmanındaki ameleler etrafı aradılar." (Sait Faik Abasıyanık)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü