İçinde alkan olan 22 kelime var. İçerisinde ALKAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında alkan olan kelimeler listesine ya da sonu alkan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÇALKANABİLMEK
ÇALKANABİLME, ÇALKANDIRMAK, KARTALKANADI
BALKANOLOJİ, ÇALKANDIRMA, ÇALKANTISIZ, KILIÇKALKAN
BALKANOLOG, ÇALKANTILI, KALKANDERE
BALKANLAR, BALKANLIK, ÇALKANMAK, KALKANCIK
ÇALKANIŞ, ÇALKANMA, ÇALKANTI, KALKANSI
BALKAN, KALKAN
ALKAN
Alkan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
AKLAN, ALKAN, ANLAK, KALAN, KANAL
4 Harfli Kelimeler
ALAN, ANAL, ANKA, KALA, KANA, KLAN, LAKA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ALA, ANA, KAL, KAN, LAK, LAN, NAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, AN, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇALKANABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çalkalanma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz]
Çalkalanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÇALKANDIRMAK
-
-
[-i]
Bakınız dalgalandırmak
- "Önümde bulutların beyaz izlerini gayet hafifçe çalkandıran uçuk mavi deniz..."
-
[-i]
Bakınız dalgalandırmak
- ÇALKANABİLME
-
-
[isim]
Çalkanabilmek işi
-
[isim]
Çalkanabilmek işi
- KARTALKANADI
-
-
[isim]
Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek
- "Kısa, kolsuz, ön tarafı iliksiz bir yelek. Omuzlarından dikili kumaş parçaları kartal kanadını tasvir ettiği için kartalkanadı da denir."
-
[isim]
Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek
- BALKANOLOJİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca balcanologie
-
[isim]
Balkan uluslarının dili, tarihi ve kültürü ile uğraşan bilim dalı
- "Bu uzun tarihî sürece rağmen Batı Trakya, Balkanoloji araştırmalarında özellikle Türkler açısından çeşitli sebeplerle ihmal edilen bir saha olarak kalmıştır."
-
[isim]
Balkan uluslarının dili, tarihi ve kültürü ile uğraşan bilim dalı
- KILIÇKALKAN
-
-
[isim]
Kılıç ve kalkan kullanılarak oynanan bir tür halk oyunu
-
[isim]
Kılıç ve kalkan kullanılarak oynanan bir tür halk oyunu
- ÇALKANTISIZ
-
-
[sıfat]
Çalkantısı olmayan
- "Çalkantısız deniz."
-
[sıfat]
Çalkantısı olmayan
- ÇALKANDIRMA
-
-
[isim]
Bakınız dalgalandırma
-
[isim]
Bakınız dalgalandırma
- KALKANDERE
-
-
[isim]
Rize iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Rize iline bağlı ilçelerden biri
- ÇALKANTILI
-
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- "Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır."
-
[mecaz]
Düzensiz, karmakarışık
- "Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı."
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- BALKANOLOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca balcanologue
-
[isim]
Balkanoloji uzmanı
-
[isim]
Balkanoloji uzmanı
- BALKANLAR
-
-
[isim]
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge
- "Balkanlar, beşe belki altıya, kaç halk sahip çıkarsa o kadara bölünecek."
-
[isim]
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge
- KALKANCIK
-
-
[isim, biyoloji]
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
-
[isim, biyoloji]
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
- BALKANLIK
-
-
[sıfat]
Sıradağlarla kaplı olan (yer)
- "Yanya’nın batı arazisi dağlık ve balkanlık olduğundan köyler az ve ıssızdır."
-
[sıfat]
Sıradağlarla kaplı olan (yer)
- ÇALKANMAK
-
-
[nesnesiz]
Çalkama işine konu olmak
-
Deniz, göl dalgalanmak
- "Bu loş ve serin salonların altında Haliç'in denizliğini unutmuş, uslu suyu çalkanır."
-
[mecaz]
Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak
-
[mecaz]
Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak
- "Herkes, her şey bir bahar sevinci içinde çalkanır durur."
-
[nesnesiz]
Çalkama işine konu olmak
- ÇALKANTI
-
-
[isim]
Deniz ve gölde dalgalanma
- "Kaptan, gemiyi ağzına kadar doldurmuş, gemi yan yatmış, bir deniz çalkantısıyla alabora olmuş."
-
Çalkanmış şey
-
Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
-
[mecaz]
Bakınız coşku
- "Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı"
-
[mecaz]
Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum
- "Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında."
-
[isim]
Deniz ve gölde dalgalanma
- KALKANSI
-
-
[sıfat]
Kalkanı andıran, kalkana benzeyen, kalkan gibi
-
[sıfat]
Kalkanı andıran, kalkana benzeyen, kalkan gibi
- ÇALKANMA
-
-
[isim]
Çalkanmak işi
- "Mehtap âlemiyle bütün Boğaziçi'nin çalkanmasına rağmen bu gecenin bir saz gecesi olacağını mutlaka herkes işitmiş olamazdı."
-
[isim]
Çalkanmak işi
- ÇALKANIŞ
-
-
[isim]
Çalkanmak işi
-
[isim]
Çalkanmak işi
- KALKAN
-
-
[isim]
Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık
-
Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık
-
[mecaz]
Bakınız koruyucu
- "Akbabanın kanatlarından başka kalkanı yoktu galiba."
-
[isim]
Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık