İçinde alkan olan 22 kelime var. İçerisinde ALKAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında alkan olan kelimeler listesine ya da sonu alkan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

ÇALKANABİLMEK

12 Harfli Kelimeler

ÇALKANABİLME, ÇALKANDIRMAK, KARTALKANADI

11 Harfli Kelimeler

BALKANOLOJİ, ÇALKANDIRMA, ÇALKANTISIZ, KILIÇKALKAN

10 Harfli Kelimeler

BALKANOLOG, ÇALKANTILI, KALKANDERE

9 Harfli Kelimeler

BALKANLAR, BALKANLIK, ÇALKANMAK, KALKANCIK

8 Harfli Kelimeler

ÇALKANIŞ, ÇALKANMA, ÇALKANTI, KALKANSI

6 Harfli Kelimeler

BALKAN, KALKAN

5 Harfli Kelimeler

ALKAN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Alkan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K L N

5 Harfli Kelimeler

AKLAN, ALKAN, ANLAK, KALAN, KANAL

4 Harfli Kelimeler

ALAN, ANAL, ANKA, KALA, KANA, KLAN, LAKA

3 Harfli Kelimeler

AKA, ALA, ANA, KAL, KAN, LAK, LAN, NAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, AN, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇALKANABİLMEK

  1. [nesnesiz] Çalkalanma ihtimali veya imkânı bulunmak
ÇALKANDIRMAK

  1. [-i] Bakınız dalgalandırmak
    • "Önümde bulutların beyaz izlerini gayet hafifçe çalkandıran uçuk mavi deniz..." (Ruşen Eşref Ünaydın)
ÇALKANABİLME

  1. [isim] Çalkanabilmek işi
KARTALKANADI

  1. [isim] Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek
    • "Kısa, kolsuz, ön tarafı iliksiz bir yelek. Omuzlarından dikili kumaş parçaları kartal kanadını tasvir ettiği için kartalkanadı da denir." (Yener Altuntaş)
BALKANOLOJİ

Kelime Kökeni: Fransızca balcanologie

  1. [isim] Balkan uluslarının dili, tarihi ve kültürü ile uğraşan bilim dalı
    • "Bu uzun tarihî sürece rağmen Batı Trakya, Balkanoloji araştırmalarında özellikle Türkler açısından çeşitli sebeplerle ihmal edilen bir saha olarak kalmıştır." (Feyyaz Sağlam)
KILIÇKALKAN

  1. [isim] Kılıç ve kalkan kullanılarak oynanan bir tür halk oyunu
ÇALKANTISIZ

  1. [sıfat] Çalkantısı olmayan
    • "Çalkantısız deniz."
ÇALKANDIRMA

  1. [isim] Bakınız dalgalandırma
KALKANDERE

  1. [isim] Rize iline bağlı ilçelerden biri
ÇALKANTILI

  1. [sıfat] Çalkantısı olan
    • "Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır." (Azra Erhat)
  2. [mecaz] Düzensiz, karmakarışık
    • "Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı." (Tomris Uyar)
BALKANOLOG

Kelime Kökeni: Fransızca balcanologue

  1. [isim] Balkanoloji uzmanı
BALKANLAR

  1. [isim] Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge
    • "Balkanlar, beşe belki altıya, kaç halk sahip çıkarsa o kadara bölünecek." (Necati Cumalı)
KALKANCIK

  1. [isim, biyoloji] Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
BALKANLIK

  1. [sıfat] Sıradağlarla kaplı olan (yer)
    • "Yanya’nın batı arazisi dağlık ve balkanlık olduğundan köyler az ve ıssızdır." (Necdet Sakaoğlu)
ÇALKANMAK

  1. [nesnesiz] Çalkama işine konu olmak
  2. Deniz, göl dalgalanmak
    • "Bu loş ve serin salonların altında Haliç'in denizliğini unutmuş, uslu suyu çalkanır." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  3. [mecaz] Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak
  4. [mecaz] Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak
    • "Herkes, her şey bir bahar sevinci içinde çalkanır durur." (Haldun Taner)
ÇALKANTI

  1. [isim] Deniz ve gölde dalgalanma
    • "Kaptan, gemiyi ağzına kadar doldurmuş, gemi yan yatmış, bir deniz çalkantısıyla alabora olmuş." (Nâzım Hikmet)
  2. Çalkanmış şey
  3. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
  4. [mecaz] Bakınız coşku
    • "Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı" (Behçet Necatigil)
  5. [mecaz] Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum
    • "Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında." (Çetin Altan)
KALKANSI

  1. [sıfat] Kalkanı andıran, kalkana benzeyen, kalkan gibi
ÇALKANMA

  1. [isim] Çalkanmak işi
    • "Mehtap âlemiyle bütün Boğaziçi'nin çalkanmasına rağmen bu gecenin bir saz gecesi olacağını mutlaka herkes işitmiş olamazdı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ÇALKANIŞ

  1. [isim] Çalkanmak işi
KALKAN

  1. [isim] Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık
  2. Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık
  3. [mecaz] Bakınız koruyucu
    • "Akbabanın kanatlarından başka kalkanı yoktu galiba." (Yusuf Ziya Ortaç)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü