İçinde alet olan 7 harfli 17 kelime var. İçerisinde ALET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında alet olan kelimeler listesine ya da sonu alet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Alet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ALET, ATEL, TELA
3 Harfli Kelimeler
ALT, ATE, ELA, TAL, TEL
2 Harfli Kelimeler
AL, AT, EL, ET, LA, LE, TA, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALETSİZ
-
-
[sıfat]
Aleti olmayan veya aletle yapılmayan
-
[sıfat]
Aleti olmayan veya aletle yapılmayan
- VEKALET
-
Kelime Kökeni: Arapça vekālet
- HALETME
-
-
[isim]
Haletmek işi
-
[isim]
Haletmek işi
- KEFALET
-
Kelime Kökeni: Arapça kefālet
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- "O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış."
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- DELALET
-
Kelime Kökeni: Arapça delālet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kılavuzluk
- "Hemşehrilerinden birinin delaletiyle senet sahiplerinin her birini ayrı ayrı öğrendi."
-
[mecaz]
Bakınız işaret
- "Bu söz, Hamdi Bey’in öfkesini alt ettiğine delaletti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kılavuzluk
- DALALET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḍalālet
-
[isim, eskimiş]
Sapkınlık, doğru yoldan ayrılma
- "Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler."
-
[isim, eskimiş]
Sapkınlık, doğru yoldan ayrılma
- ARBALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca arbalète
-
[isim]
Kundaklı, tetikli yay
- "Edward döndüğü köşede hazırlıksız yakalanmış bir anda üç arbalet okunun hedefi olmuştu."
-
[isim]
Kundaklı, tetikli yay
- DEHALET
-
Kelime Kökeni: Arapça deḫālet
-
[isim, eskimiş]
Birinin merhametine sığınma
-
[isim, eskimiş]
Birinin merhametine sığınma
- PALETLİ
-
-
[sıfat]
Paleti olan (taşıt)
-
[sıfat]
Paleti olan (taşıt)
- CEHALET
-
Kelime Kökeni: Arapça cehālet
-
[isim]
Bakınız bilgisizlik
- "Cehaleti yayma ve algı yönetimi alanında sosyal medya ne kadar güçlü?"
-
[isim]
Bakınız bilgisizlik
- TUVALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca toilette
-
[isim]
İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer; abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kabine, kenef, memişhane, kademhane, lavabo
- "Nerede ise herkesi belediyenin tuvalet çukurlarına kadar takip edeceksiniz."
-
Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi
- "Başımı, tuvaletimi ve makyajımı bile ezbere yapacağım, aynada kendi yüzümü görmeyeceğim."
-
Bakınız gece kıyafeti
- "Asıl mühimi oyun için bir giyecek şey, yeni, açık bir tuvalet."
-
Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne
-
Sidik veya dışkı
-
[isim]
İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer; abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kabine, kenef, memişhane, kademhane, lavabo
- REZALET
-
Kelime Kökeni: Arapça reẕālet
-
[isim]
Bakınız rezillik
-
[ünlem]
Hoşa gitmeyen, beğenilmeyen bir şey için kullanılan söz
-
[isim]
Bakınız rezillik
- SEFALET
-
Kelime Kökeni: Arapça sefālet
-
[isim]
Bakınız yoksulluk
- "İnsan onu bir gördü mü evlerin, sokakların sefaletini unutur giderdi."
-
[isim]
Bakınız yoksulluk
- VALETTA
-
-
[isim]
Malta'nın başkenti Valletta
-
[isim]
Malta'nın başkenti Valletta
- BESALET
-
Kelime Kökeni: Arapça besālet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
-
Bakınız yararlılık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
- KANALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca canalette
-
[isim]
Bakınız kanalcık
-
[isim]
Bakınız kanalcık
- HAYALET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫayālet
-
[isim]
Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler; görüntü, fantom
- "Gözümün önünden durmaksızın geçen bir hayalet var."
-
Belli belirsiz görülen şey
-
[mecaz]
Çok zayıf kimse
-
[isim]
Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler; görüntü, fantom