İçinde akın olan 8 harfli 12 kelime var. İçerisinde AKIN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında akın olan kelimeler listesine ya da sonu akın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Akın Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I K N
4 Harfli Kelimeler
AKIN, ANIK, KANI, KINA
3 Harfli Kelimeler
AKI, ANI, KAN, KIN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAKINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kendine takmak
-
[-i, mecaz]
Bir nitelik veya durum almak
- "Takındığı bu sıfatı boynundaki kravattan fazla mühimsediği de yoktu."
-
[nesnesiz]
Kendine takmak
- AKINTILI
-
-
[sıfat]
Akıntısı olan; anaforlu, cereyanlı
-
[sıfat]
Akıntısı olan; anaforlu, cereyanlı
- YAKINSAK
-
-
[sıfat, fizik]
Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın)
-
Işıkları aynı noktaya doğru yöneltme özelliği taşıyan (mercek vb.)
-
[matematik]
Değerleri birbirine gittikçe yaklaşarak bir noktaya doğru yönelen (fonksiyon veya nicelik)
-
[sıfat, fizik]
Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın)
- YAKINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak
- "Kına yakınmak."
-
[nesnesiz]
Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak
- SAKINGAN
-
-
[sıfat]
Bakınız ihtiyatlı
-
[sıfat]
Bakınız ihtiyatlı
- YAKINDAN
-
-
[zarf]
Yakın bir yerden, yakın olarak
- "Ben Atatürk’ü yakından görmüş, sesini duymuş bir kuşaktanım."
-
[mecaz]
Çok dikkatli, titiz bir biçimde
- "Atatürk, bu girişimleri yakından izliyor ve onları belli bir çerçevede toparlamayı düşünüyordu."
-
[zarf]
Yakın bir yerden, yakın olarak
- SAKINMAK
-
-
[-i, -den]
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak; içtinap etmek
- "Bıçak kemiğe dayandı mı başkaldırır, canını sakınmaz, hakkını ister."
-
Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak
-
Korumak, esirgemek, gözetmek
- "Kendini tramvay ve otomobil tehlikelerinden sakınarak yürüdü."
-
[-i, -den]
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak; içtinap etmek
- BAKINMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak
- "Etrafına bakındı fotoğrafçıları çağırmak için."
-
[ağızlardan]
Muayene olmak
-
[-e, nesnesiz]
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak
- KINAKINA
-
Kelime Kökeni: İspanyolca quinaquina
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç (Cinchona)
-
Bu bitkiden yapılan içecek
- "Kınakına iştah açar."
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç (Cinchona)
- BAKINCAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nişangâh
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nişangâh
- YAPYAKIN
-
-
[zarf]
Çok yakın
- "Birimizin erişilmez uzaklarda gördüğünü öbürümüz yapyakın görüyor."
-
[zarf]
Çok yakın
- YAKINLIK
-
-
[isim]
Yakın olma durumu; mukarenet
- "Ayrı ayrı anlıyorum da aralarında ne yakınlık var, çıkaramadım."
-
[mecaz]
Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi; ahbaplık, karabet, ünsiyet
-
[isim]
Yakın olma durumu; mukarenet