İçinde akın olan 7 harfli 19 kelime var. İçerisinde AKIN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında akın olan kelimeler listesine ya da sonu akın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Akın Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I K N
4 Harfli Kelimeler
AKIN, ANIK, KANI, KINA
3 Harfli Kelimeler
AKI, ANI, KAN, KIN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAKINMA
-
-
[isim]
Takınmak işi
- "Kitaba aldığım bu yazılar, gerçekte siyasal kavgamın gelişme sürecinde önemli bir tavır takınmayı vurgulamaktadır."
-
[isim]
Takınmak işi
- SAKINIM
-
-
[isim]
Herhangi bir tehlikeye karşı alınan önlem; ihtiyat, tedbir
-
[isim]
Herhangi bir tehlikeye karşı alınan önlem; ihtiyat, tedbir
- TAKINIŞ
-
-
[isim]
Takınmak işi
-
[isim]
Takınmak işi
- BAKINTI
-
-
[isim]
Temel gereksinimleri karşılama
- "Üç yaşına kadar valideler çocuklarına pek az bir şey öğretebilecek veyahut hemen hiçbir şey öğretemeyecek, yalnız bir bakıntıdan ibaret bulunan hizmetlerinde bile..."
-
[isim]
Temel gereksinimleri karşılama
- TAKINTI
-
-
[isim]
Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun
- "Uykum kaçınca aklım bir şeye takılır ve o takıntıyı savuşturuncaya kadar gözüme uyku girmez."
-
Bütünlemeye kalınan ders
-
Küçük, önemsiz borç
-
[ruh bilimi]
Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük; obsesyon
- "Sözünü ettiğim takıntı bana rahmetli babamdan miras kaldı."
-
[argo]
İlişki kurulan kimse
-
[isim]
Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun
- TAKINAK
-
-
[isim, ruh bilimi]
Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce
-
[isim, ruh bilimi]
Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce
- YAKINDA
-
-
[zarf]
Yakın bir yerde
- "İvan sessizce yiyor, yerken karşıdaki meşe ağaçları arasından görünen, ayın altın ışınları altından pırıl pırıl denize bakıyor, denizi çok yakında hissediyordu."
-
Çok geçmeden, yakın zamanda
- "Açıkça yazmıyor ama, galiba yakında gelecek."
-
[zarf]
Yakın bir yerde
- YAKINIŞ
-
-
[isim]
Yakınmak işi
-
[isim]
Yakınmak işi
- ÇAKINTI
-
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu
- "Güneşin ağaç yapraklarından sızarak oynak ışık çakıntılarıyla süslediği bahçedeki o ılık günler nine ve çocuk için ne sevinçler yaşanmıştı."
-
Çakılmış olan şey
-
[mecaz]
Beklenmeyen söz veya davranış
- "Sarhoşun bazı sevimli buluşları, delinin beklenmedik çakıntıları olabilir."
-
[argo]
Sınıfta kalma
- "Bilmem senin ikmal nasıl geçti. Eğer Aga Bedros numara vermezse ve çakıntı olursa bir yıl daha herifin karşısında oturup ders okumaya çalışmak çetin bir iştir."
-
[argo]
İçkili toplantı, içki âlemi
- "Tahir de bir akşam iki arkadaşıyla Filip’in gazinosuna gider, çakıntıya başlarlar."
-
[argo]
İçki içerken kadehleri birbirine vurma, kadeh tokuşturma
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu
- SAKINMA
-
-
[isim]
Sakınmak işi; içtinap, tahaffuz, tevakki
-
Olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem alma
-
[spor]
Boksörün korunmak için, ayaklarını oynatmadan eliyle, gövdesiyle sağa sola, öne arkaya yaptığı hareket
-
[isim]
Sakınmak işi; içtinap, tahaffuz, tevakki
- YAKINTI
-
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- "Düşmanın yakıp yıktığı köylerin yakıntı ve yıkıntıları..."
-
Bakınız şikâyet
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- SAKINCA
-
-
[isim]
Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum; beis, mahzur
- "Kabul etmekte bir sakınca yoktur."
-
[isim]
Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum; beis, mahzur
- KAKINTI
-
-
[isim, ağızlardan]
Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse
-
[isim, ağızlardan]
Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse
- BAKINDI
-
-
[ünlem, ağızlardan]
“Bak hele, olacak şey mi?” anlamlarında şaşma bildiren bir söz
-
[ünlem, ağızlardan]
“Bak hele, olacak şey mi?” anlamlarında şaşma bildiren bir söz
- YAKINMA
-
-
[isim]
Yakınmak (I) işi
-
[isim]
Yakınmak (I) işi
- SAKINTI
-
-
[isim]
Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem; ihtiyat
-
[isim]
Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem; ihtiyat
- BAKINIŞ
-
-
[isim]
Bakınmak işi
-
[isim]
Bakınmak işi
- SAKINIŞ
-
-
[isim]
Sakınmak işi
-
[isim]
Sakınmak işi
- BAKINMA
-
-
[isim]
Bakınmak işi
- "Otele giriş çıkışları, lobide oturup etrafa bakınması artık diğerlerini ilgilendirmiyordu."
-
[isim]
Bakınmak işi