İçinde akse olan 24 kelime var. İçerisinde AKSE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında akse olan kelimeler listesine ya da sonu akse ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

AKSETTİREBİLMEK

14 Harfli Kelimeler

AKSETTİREBİLME

13 Harfli Kelimeler

AKSELEROMETRE, AKSESUARCILIK, AKSETTİRİLMEK

12 Harfli Kelimeler

AKSEDEBİLMEK, AKSELEROGRAF, AKSETTİRİLİŞ, AKSETTİRİLME

11 Harfli Kelimeler

AKSEDEBİLME, AKSETTİRMEK, HAKSEVERLİK

10 Harfli Kelimeler

AKSESUARCI, AKSETTİRİŞ, AKSETTİRME

9 Harfli Kelimeler

AKSEPTANS

8 Harfli Kelimeler

AKSESUAR, AKSETMEK, HAKSEVER

7 Harfli Kelimeler

AKSEDİR, AKSEDİŞ, AKSETME

6 Harfli Kelimeler

AKSEKİ

4 Harfli Kelimeler

AKSE

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Akse Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E K S

4 Harfli Kelimeler

AKSE, KASE, SAKE

3 Harfli Kelimeler

AKS, ASK, KAS, KES, SAK, SEK

2 Harfli Kelimeler

AK, AS, EK, ES, KE, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AKSETTİREBİLMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + Türkçe ettirebilmek

  1. [-i] Bakınız yansıtabilmek
  2. Bakınız yankılatabilmek
AKSETTİREBİLME

  1. [isim] Bakınız yansıtabilme
  2. Bakınız yankılatabilme
AKSETTİRİLMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + Türkçe ettirilmek

  1. [nesnesiz] Bakınız yansıtılmak
    • "Arkasında tümen tümen hafiyeler dolaştığını, en ufak hareketlerinin saraya kadar aksettirildiğini biliyordu." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Bakınız yankılatılmak
AKSELEROMETRE

Kelime Kökeni: Fransızca accéléromètre

  1. [isim, fizik] Bakınız ivmeölçer
AKSESUARCILIK

  1. [isim] Aksesuarcının yaptığı iş
  2. Aksesuarcı olma durumu
AKSETTİRİLME

  1. [isim] Bakınız yansıtılma
  2. Bakınız yankılatılma
AKSEDEBİLMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + Türkçe edebilmek

  1. [nesnesiz] Bakınız yansıyabilmek
    • "Yarattığı eserlerde hayatın realiteleri gayet sağlam surette, yeni ve değişik şekillerle aksedebiliyor mu?" (Kemal Tahir)
  2. Bakınız yankılanabilmek
AKSETTİRİLİŞ

  1. [isim] Bakınız yansıtılış
    • "Ayrıca aynı değerlerin gerçekleştiriliş yani hayata eylem olarak aksettiriliş biçimlerinin farklı olacağına daha önce işaret edilmişti." (Nevzat Kösoğlu)
  2. Bakınız yankılatılış
AKSELEROGRAF

Kelime Kökeni: Fransızca accélérographe

  1. [isim, fizik] Bakınız ivmeyazar
HAKSEVERLİK

  1. [isim] Haksever olma durumu; hakperestlik
AKSETTİRMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + Türkçe ettirmek

  1. [-e, -i] Bakınız yansıtmak
  2. Bakınız yankılatmak
  3. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak
    • "Meseleyi taraf gözetmeden aksettirmek için o yazıdan da bir parça almak isterdik." (Orhan Veli Kanık)
AKSEDEBİLME

  1. [isim] Bakınız yansıyabilme
    • "Planlamanın daima üzerinde durulup bir türlü yerine getirilemeyen ekonomik, kültürel ve sosyal cephelerinin hazırlanacak nazım plana aksedebilmesi ... kademeler içinde paralel bir çalışma yapan ekiplerin teşkiline de bağlı gibi gözükmektedir." (Turgut Cansever)
  2. Bakınız yankılanabilme
AKSETTİRME

  1. [isim] Bakınız yansıtma
    • "Güneş sanki yalnız sizin tepenize ışık ve sıcaklık aksettirmeye çalışıyor." (Refik Halit Karay)
  2. Bakınız yankılatma
AKSESUARCI

  1. [isim] Aksesuar satan kimse
  2. Aksesuarı hazırlayan kimse
    • "Şimdi nasıldır bilmiyorum ama o senelerde ne dekoratör ne de aksesuarcılar malzemeleri bütün ısrarımıza rağmen son günden önce getirmezlerdi." (Kandemir Konduk)
  3. Aksesuar kullanmasını seven kimse
AKSETTİRİŞ

  1. [isim] Bakınız yansıtış
  2. Bakınız yankılatış
AKSEPTANS

Kelime Kökeni: İngilizce acceptance

  1. [isim, eğitim] Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için yabancı üniversitenin ilgililerince gönderilen kabul belgesi
    • "Nerede çalışacağım hakkında henüz Londra’daki herhangi bir enstitüden bir akseptans alamadım." (Özker Yaşın)
  2. [ticaret] Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama; kabul
AKSETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + Türkçe etmek

  1. [-e, -den] Bakınız yansımak
    • "Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında" (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Bakınız yankılanmak
    • "Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla / Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi" (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [-e, mecaz] Birileri aracılığıyla duyulmak
    • "Zaptiye ve hafiye vakalarına dair havadisler bize, âdeta, efsaneleşmiş olarak aksetmez miydi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
AKSESUAR

Kelime Kökeni: Fransızca accessoire

  1. [isim] Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne
    • "Bu pozlar için fotoğrafhanenin kendi özel dekoru ve aksesuarı vardı ki bunlar da çoğunlukla birbirine benzer eşyaydı." (Aziz Nesin)
  2. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya
    • "Fakat pırlanta işlemeli yakut tacı, bülbül yuvaları gibi çarpıcı aksesuarı olup çıkmıştı." (Selim İleri)
  3. [tiyatro] Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya
    • "Mizansen deriz, rejisör deriz, dekor deriz, kostüm deriz, aksesuar deriz." (Pınar Kür)
HAKSEVER

Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳḳ + Türkçe sever

  1. [sıfat] Doğru bildiği şeyden ayrılmayan (kimse); hakperest
AKSETME

  1. [isim] Bakınız yansıma
  2. Bakınız yankılanma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü