İçinde aka olan 8 harfli 62 kelime var. İçerisinde AKA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aka olan kelimeler listesine ya da sonu aka ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aka Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AKA
2 Harfli Kelimeler
AK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MÜLHAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mulḥaḳāt
-
[isim, eskimiş]
Bir bütüne katılanlar, ekler
-
Bir merkeze bağlı olan yerler
- "Ankara'nın mülhakatı."
-
[isim, eskimiş]
Bir bütüne katılanlar, ekler
- KOCAKARI
-
-
[isim]
Yaşlı kadın
- "Kocakarının, trenin arkasından ağzıyla uluyarak koşan hayali bir rüya gibi oldu."
-
[argo]
Bakınız anne
-
[isim]
Yaşlı kadın
- MÜSABAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça musābaḳa
-
[isim, spor]
Bakınız yarışma
- "Biraz daha geçti, sırıkla yüksek atlama müsabakası ilan olundu."
-
Bakınız karşılaşma
-
[isim, spor]
Bakınız yarışma
- MAKARALI
-
-
[sıfat]
Makarası olan, makara ile çalışan
-
[sıfat]
Makarası olan, makara ile çalışan
- RAKAMSIZ
-
-
[sıfat]
Rakamı olmayan
-
[sıfat]
Rakamı olmayan
- TAKATSİZ
-
-
[sıfat]
Takati kalmamış; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
-
[zarf]
Takati kalmamış bir biçimde; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
- "Bir ağacın altında hasta, takatsiz, ölü gibi yatıyorum."
-
[sıfat]
Takati kalmamış; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
- MÜZAYAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça mużāyaḳa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız darlık
-
Bakınız parasızlık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız darlık
- PORTAKAL
-
Kelime Kökeni: (Portugal yer adından)
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç (Citrus aurantium)
- "Sonradan, orada çok güzel portakal ağacı yetiştiği anlaşılınca, meşe ağaçları köklenerek onların yerine portakal ağaçları dikildi."
-
Bu ağacın turuncu renkli, yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi
- "Portakallar yusyuvarlak birer altın gülüş hâlinde paldır küldür yağıyorlardı."
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç (Citrus aurantium)
- MÜNAKAŞA
-
Kelime Kökeni: Arapça munāḳaşa
-
[isim]
Bakınız tartışma
- "Seninki mızıkçılık etmeye kalkıyor da onun için münakaşasını yapıyoruz."
-
[isim]
Bakınız tartışma
- YAKANTOP
-
-
[isim]
Birkaç kişilik iki takım arasında bir el topuyla oynanan ve topu karşı takım oyuncusuna vurma temeline dayanan bir oyun türü
- "… ilk buluşma, daha doğrusu esaslı ilk buluşma, sokakta arkadaşlarıyla kurdukları yakantop oyununda oldu."
-
[isim]
Birkaç kişilik iki takım arasında bir el topuyla oynanan ve topu karşı takım oyuncusuna vurma temeline dayanan bir oyun türü
- TAKATUKA
-
-
[isim]
Bakınız gürültü patırtı
-
[eskimiş]
Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz
-
[eskimiş]
Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak
-
[isim]
Bakınız gürültü patırtı
- KAYMAKAM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳāʾim + maḳām
-
[isim]
Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi; ilçebay, yarbay
- "Ama onlar da bu kaymakamın ne çetin ceviz olduğunu henüz bilmiyorlardı."
-
[isim]
Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi; ilçebay, yarbay
- BAŞBAKAN
-
-
[isim]
Hükûmetin ve bakanlar kurulunun başı, kabinenin başı; başvekil
-
[isim]
Hükûmetin ve bakanlar kurulunun başı, kabinenin başı; başvekil
- MÜNAKALE
-
Kelime Kökeni: Arapça munāḳale
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ulaşım
-
Bir şeyi bir yerden bir yere aktarma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ulaşım
- ALAKARGA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş; kestane kargası (Garrulus glandarius)
-
[ağızlardan]
Bakınız saksağan
-
[isim, hayvan bilimi]
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş; kestane kargası (Garrulus glandarius)
- FAKATSIZ
-
-
[sıfat]
Herhangi bir bahane, şart ileri sürmeyen
- "Çünkü fakatsız demokrasi tercih edildiğinde takatsiz demokrasiden de kurtulmuş olunacak."
-
"Fakat" sözünü kullanmayan
-
[zarf]
Herhangi bir bahane ileri sürmeden
- "Okullar, hem eşdeğerliliği amasız ve fakatsız kabullenilmiş farklılıkların hem de ortak ürünlerin sergilendiği bir mekândır."
-
[zarf]
"Fakat" sözünü kullanmadan
-
[sıfat]
Herhangi bir bahane, şart ileri sürmeyen
- FİYAKALI
-
-
[sıfat]
Bakınız gösterişli
- "Her sabah evinden çıkar, fiyakalı otomobiliyle Çiçek Pazarı civarındaki meydanlığa kadar gider, etrafına şöyle bir bakınır."
-
[sıfat]
Bakınız gösterişli
- TABLAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabla + Farsça -kār
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- "Aynı şekilde surnameler, tablakâr, saka, meşaleci vb. dönemin meşhur meslek erbabının geçit töreni gibidir."
-
Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- AKAÇLAMA
-
-
[isim]
Akaçlamak işi; tefcir, drenaj
-
[isim]
Akaçlamak işi; tefcir, drenaj
- SAKALSIZ
-
-
[sıfat]
Sakalı olmayan
-
[sıfat]
Sakalı olmayan