İçinde aka olan 8 harfli 62 kelime var. İçerisinde AKA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aka olan kelimeler listesine ya da sonu aka ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aka Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K

3 Harfli Kelimeler

AKA

2 Harfli Kelimeler

AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MÜLHAKAT

Kelime Kökeni: Arapça mulḥaḳāt

  1. [isim, eskimiş] Bir bütüne katılanlar, ekler
  2. Bir merkeze bağlı olan yerler
    • "Ankara'nın mülhakatı."
KOCAKARI

  1. [isim] Yaşlı kadın
    • "Kocakarının, trenin arkasından ağzıyla uluyarak koşan hayali bir rüya gibi oldu." (Halide Edip Adıvar)
  2. [argo] Bakınız anne
MÜSABAKA

Kelime Kökeni: Arapça musābaḳa

  1. [isim, spor] Bakınız yarışma
    • "Biraz daha geçti, sırıkla yüksek atlama müsabakası ilan olundu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bakınız karşılaşma
MAKARALI

  1. [sıfat] Makarası olan, makara ile çalışan
RAKAMSIZ

  1. [sıfat] Rakamı olmayan
TAKATSİZ

  1. [sıfat] Takati kalmamış; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
  2. [zarf] Takati kalmamış bir biçimde; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
    • "Bir ağacın altında hasta, takatsiz, ölü gibi yatıyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
MÜZAYAKA

Kelime Kökeni: Arapça mużāyaḳa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız darlık
  2. Bakınız parasızlık
PORTAKAL

Kelime Kökeni: (Portugal yer adından)

  1. [isim, bitki bilimi] Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç (Citrus aurantium)
    • "Sonradan, orada çok güzel portakal ağacı yetiştiği anlaşılınca, meşe ağaçları köklenerek onların yerine portakal ağaçları dikildi." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bu ağacın turuncu renkli, yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi
    • "Portakallar yusyuvarlak birer altın gülüş hâlinde paldır küldür yağıyorlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
MÜNAKAŞA

Kelime Kökeni: Arapça munāḳaşa

  1. [isim] Bakınız tartışma
    • "Seninki mızıkçılık etmeye kalkıyor da onun için münakaşasını yapıyoruz." (Nâzım Hikmet)
YAKANTOP

  1. [isim] Birkaç kişilik iki takım arasında bir el topuyla oynanan ve topu karşı takım oyuncusuna vurma temeline dayanan bir oyun türü
    • "… ilk buluşma, daha doğrusu esaslı ilk buluşma, sokakta arkadaşlarıyla kurdukları yakantop oyununda oldu." (Ayşe İlker)
TAKATUKA

  1. [isim] Bakınız gürültü patırtı
  2. [eskimiş] Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz
  3. [eskimiş] Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak
KAYMAKAM

Kelime Kökeni: Arapça ḳāʾim + maḳām

  1. [isim] Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi; ilçebay, yarbay
    • "Ama onlar da bu kaymakamın ne çetin ceviz olduğunu henüz bilmiyorlardı." (Ayşe Kulin)
BAŞBAKAN

  1. [isim] Hükûmetin ve bakanlar kurulunun başı, kabinenin başı; başvekil
MÜNAKALE

Kelime Kökeni: Arapça munāḳale

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ulaşım
  2. Bir şeyi bir yerden bir yere aktarma
ALAKARGA

  1. [isim, hayvan bilimi] Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş; kestane kargası (Garrulus glandarius)
  2. [ağızlardan] Bakınız saksağan
FAKATSIZ

  1. [sıfat] Herhangi bir bahane, şart ileri sürmeyen
    • "Çünkü fakatsız demokrasi tercih edildiğinde takatsiz demokrasiden de kurtulmuş olunacak."
  2. "Fakat" sözünü kullanmayan
  3. [zarf] Herhangi bir bahane ileri sürmeden
    • "Okullar, hem eşdeğerliliği amasız ve fakatsız kabullenilmiş farklılıkların hem de ortak ürünlerin sergilendiği bir mekândır." (Kemal İnal)
  4. [zarf] "Fakat" sözünü kullanmadan
FİYAKALI

  1. [sıfat] Bakınız gösterişli
    • "Her sabah evinden çıkar, fiyakalı otomobiliyle Çiçek Pazarı civarındaki meydanlığa kadar gider, etrafına şöyle bir bakınır." (Metin Savaş)
TABLAKAR

Kelime Kökeni: Arapça ṭabla + Farsça -kār

  1. [isim, eskimiş] Bakınız tablacı
    • "Aynı şekilde surnameler, tablakâr, saka, meşaleci vb. dönemin meşhur meslek erbabının geçit töreni gibidir." (Metin Akkuş)
  2. Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli
AKAÇLAMA

  1. [isim] Akaçlamak işi; tefcir, drenaj
SAKALSIZ

  1. [sıfat] Sakalı olmayan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü