İçinde aka olan 7 harfli 82 kelime var. İçerisinde AKA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aka olan kelimeler listesine ya da sonu aka ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aka Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K

3 Harfli Kelimeler

AKA

2 Harfli Kelimeler

AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAKACAK

  1. [isim] Odun, kömür gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde; mahrukat
OCAKAYI

  1. [isim] Sığırlarda asalaklara bağlı olarak görülen ve hayvanı öldüren bir hastalık
SAKALIK

  1. [isim] Sakanın işi
DERAKAP

Kelime Kökeni: Farsça der + Arapça ʿaḳab

  1. [zarf, eskimiş] Hemen arkasından
  2. Bakınız çabucak
MUAŞAKA

Kelime Kökeni: Arapça muʿāşaḳa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız âşıktaşlık
    • "Bir muaşakadan sonra evlendiği hanımla aralarında bir hayli kıskançlık vakaları geçmiş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
TRUAKAR

Kelime Kökeni: Fransızca trocart

  1. [isim, tıp] Vücut boşluklarına girmek veya sıvı boşaltmak için kullanılan, kanül içine yerleştirilmiş sivri uçlu cerrahi alet; trokar
HAFAKAN

Kelime Kökeni: Arapça ḫafaḳān

  1. [isim] Sıkıntı, çarpıntı; afakan
    • "Gece, hafakanlar içinde, vaziyeti unutup da elektrik düğmesini çevirdiğim zaman korkunç bir 'tık' sedası duydum." (Necip Fazıl Kısakürek)
AKSAKAL

  1. [isim] Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse; duayen
  2. Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse
REFAKAT

Kelime Kökeni: Arapça refāḳat

  1. [isim] Arkadaşlık etme, birlikte bulunma
    • "Nice yıllar devam eden bir refakatin hatırası bundan mı ibaretti?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [müzik] Eşlik etme
LAKAYIT

Kelime Kökeni: Arapça lāḳayd

  1. [sıfat] Bakınız ilgisiz
    • "Yüzündeki gülümseyiş geçti, yeniden lakayıt, uzak ve donmuş hâlini takındı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [zarf] İlgisiz bir biçimde
    • "Kız, kendini mümkün olduğu kadar sakin, lakayıt gösterebilmek için elinden geleni yapmaya çalışmaktadır." (Esat Mahmut Karakurt)
PLAKALI

  1. [sıfat] Üzerinde plaka bulunan
    • "Bir ara Türkiye plakalı uzun araçlara yaklaştık." (Özcan Temel)
SAKALLI

  1. [sıfat] Sakalı olan
    • "Uzaktan çadırımıza doğru gelen siyah sakallı, kırk beşlik bir bedeviyi işaret ettiler." (Refik Halit Karay)
  2. [isim, tarih] Yaşı geçkin savaş tutsağı
VAKARLI

  1. [sıfat] Bakınız ağırbaşlı
    • "Vakarlı, gösterişli bir adam." (Refik Halit Karay)
ŞAKAMSI

  1. [zarf] Şakaya benzer biçimde
    • "İşçinin başına şakamsı şap şap vurur." (Muzaffer İzgü)
LAKAPLI

  1. [sıfat] Herhangi bir lakabı olan
  2. Lakap takılmış olan
YAKASIZ

  1. [sıfat] Yakası olmayan
    • "Adamın sırtında yakasız bir mintan, bacaklarında da dolaksız bir külot vardı." (Haldun Taner)
TAKATLİ

  1. [sıfat] Takati olan
KAKALAK

Kelime Kökeni: Almanca Kakerlak

  1. [isim, hayvan bilimi] Daha çok gemilerde görülen bir tür hamam böceği
LAKAYDİ

Kelime Kökeni: Arapça lāḳaydī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ilgisizlik
    • "Hâlinde bir gevşeklik ve lakaydi vardı." (Peyami Safa)
PLAKACI

  1. [isim] Plaka yapıp satan kimse
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü