İçinde aka olan 6 harfli 40 kelime var. İçerisinde AKA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aka olan kelimeler listesine ya da sonu aka ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aka Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AKA
2 Harfli Kelimeler
AK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LAKACI
-
-
[isim]
Bakınız lakçı
-
[isim]
Bakınız lakçı
- YAKALI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde yakası olan
- "Damat orta yaşlı bir zat olup kadife yakalı lacivert bir palto giymişti."
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde yakası olan
- LAAKAL
-
Kelime Kökeni: Arapça lāaḳall
-
[zarf, eskimiş]
En azından, hiç olmazsa
- "Büyük hanın altında sıra kahveler vardır ya; her birinde laakal iki, üç dava vekiline tesadüf edilir."
-
[zarf, eskimiş]
En azından, hiç olmazsa
- YAKARI
-
-
[isim]
Bakınız yakarış
-
[isim]
Bakınız yakarış
- AKASMA
-
-
[isim, bitki bilimi]
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki; yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba)
-
[isim, bitki bilimi]
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki; yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba)
- TAKAZA
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳāżā
-
[isim, eskimiş]
Bakınız azarlama
-
Başa kakma
- "Acaba, bütün bu söylediklerinin altında bir takaza da var mı diye iyice tartıyorum, yok gibi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız azarlama
- ŞAKACI
-
-
[sıfat]
Şaka yapmasını seven, şakalaşmadan hoşlanan; latifeci
- "Gazi, teessürünü şakacı bir tonla örterek sözümü kesti."
-
[sıfat]
Şaka yapmasını seven, şakalaşmadan hoşlanan; latifeci
- TABAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabaḳa
-
[isim, jeoloji]
Bakınız katman
- "Madenin üzerindeki kalın toprak tabakası kaldırılıyor."
-
[sıfat]
Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş (kâğıt)
- "... masası başına geçip oturur, bir tabaka kâğıt çeker önüne, bir şeyler yazar, dikkatle katlar..."
-
[toplum bilimi]
Bakınız kat (I)
-
Bakınız sınıf
- "Her milletten, her tabakadan, huyları, dinleri, dilleri farklı fakat amaçları aynı olan insanların bulunduğu bir yerdi burası."
-
[mimarlık]
Osmanlı mimarisinde caminin mahfilden itibaren kubbeye kadar olan çeşitli katlarından her biri
-
[isim, jeoloji]
Bakınız katman
- AKYAKA
-
-
[isim]
Kars iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kars iline bağlı ilçelerden biri
- FİYAKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca fiaccola
-
[isim]
Bakınız gösteriş
- "Çünkü biliyorum ki seni tanırsam fazla değil, senin izin verdiğinden bir nebze fazla tanırsam fiyakan fena hâlde bozulacak."
-
[isim]
Bakınız gösteriş
- TAKACI
-
-
[isim]
Taka işleten kimse
- "Takacı, motorcu, mavnacı arkadaşlarımın dertlerini öğrendim."
-
[isim]
Taka işleten kimse
- NAFAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça nafaḳa
-
[isim]
Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü; geçimlik
- "Çoluk çocuğunun nafakası için geceli gündüzlü örs başından ayrılmayan demirciyi göreyim, dedim, bir gün."
-
[hukuk]
Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık
-
[isim]
Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü; geçimlik
- ŞAKALI
-
-
[sıfat]
Şaka içeren, içinde şaka bulunan
-
[sıfat]
Şaka içeren, içinde şaka bulunan
- BAKAYA
-
Kelime Kökeni: Arapça baḳāyā
-
[isim, askerlik]
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar
- "Bu taburlar, yol taburu erleri, firariler, bakayalar ve tekrar sağlığına kavuşmuş olan askerler ile gayrimüslim erlerden oluşmaktaydı."
-
[ekonomi]
Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler
-
[eskimiş]
Kalıntılar
-
[isim, askerlik]
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar
- AKAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız verimsizlik
-
[mecaz]
Yarıda kalma, sonuca ulaşamama durumu
- "Bu mücadeleden ruhumun yorgun düştüğünü, akamete mahkûm kaldığını görüyorum."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız verimsizlik
- BARAKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca baracca
-
[isim]
Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı
- "Tren şehre girerken yerlilerin teneke barakaları görünür."
-
[isim]
Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı
- FALAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça falaḳa
-
[isim]
Sopa vurmak için ayak tabanlarını uygun bir biçimde sıkıştırıp tutmak üzeren iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı
-
Bu araçla uygulanan dayak cezası
-
Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası
-
[denizcilik]
Dik ve sabit tutulması gereken halat ve serenlerin üzerine bir kasa ile bağlanan halat ayakları
-
[isim]
Sopa vurmak için ayak tabanlarını uygun bir biçimde sıkıştırıp tutmak üzeren iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı
- AKASYA
-
Kelime Kökeni: Fransızca acacia
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia)
- "Akasyaların salkım salkım çiçek açacakları tutmuş."
-
Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı; salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia)
- "Balıksırtı geniş bir yolun iki tarafında büyük akasyalar sakin gölgeleriyle her tarafı kaplıyor; zarif tarhlarda isimlerini bilmediği çiçekler, vücutları görünmeyen peri gözleri gibi kendine bakıyorlardı."
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia)
- SAKALI
-
-
[sıfat]
Saka hastalığına tutulmuş
- "İçlerinden biri sakalı bir at gibi fena fena öksürüyordu."
-
[sıfat]
Saka hastalığına tutulmuş
- ALPAKA
-
Kelime Kökeni: Fransızca alpaga
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos)
-
Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü
-
Bu yünden dokunan kumaş
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos)