İçinde ak olan 8 harfli 1114 kelime var. İçerisinde AK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ak olan kelimeler listesine ya da Sonu ak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AGULAMAK
-
-
[nsz]
Bebek "agu" diye ses çıkarmak
-
[nsz]
Bebek "agu" diye ses çıkarmak
- DOYURMAK
-
-
[-i]
Açlığını gidermek
- "Saatlerce karnımı doyuracak bir köy aramış, bulamamıştım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Geçindirmek, yaşamasını sağlamak
- "Bu topraklar milyonlarca kişiyi doyurabilir."
-
Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak
-
Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek
- "Elli yıl gecikmeyle yapılan bu açıklamanın insanı doyuracak bir yanı yoktur." (Salâh Birsel)
-
Para yedirmek
-
Doyma durumuna getirmek
-
[-i]
Açlığını gidermek
- KUÇUŞMAK
- ...
- ŞIRLAMAK
-
-
[nsz]
Şırıl şırıl ses çıkararak akmak
-
[nsz]
Şırıl şırıl ses çıkararak akmak
- YASLAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak, dayamak
-
[-i]
Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak, dayamak
- YATIŞMAK
-
-
[nsz]
Hızı, etkisi azalmak, aşırılığı geçmek
- "Vapurun gürültüsü büsbütün yatıştı." (Refik Halit Karay)
-
Coşku, sinir, korku vb.nin etkisi azalmak, geçmek, sakinleşmek
- "Nasılsın yavrum, uyuduktan sonra biraz sinirlerin yatıştı mı?" (Sermet Muhtar Alus)
-
Ayaklanma, kargaşa sakinleşmek, durulmak
- "Kargaşa yatıştı."
-
Yan yana, kucak kucağa yatmak
- "Gölgesinde koyun, kuzu yatışır / Servidir, ladindir ormanlarımız." (İ. Sağır)
-
[nsz]
Hızı, etkisi azalmak, aşırılığı geçmek
- AKROBASİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Cambazlık
-
[isim]
Cambazlık
- İSTİĞRAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Dalınç
-
[isim]
Dalınç
- KAÇIŞMAK
-
-
[nsz]
Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak
- "Öteki çocuklar çil yavrusu gibi kaçışmış, her biri bir deliğe girmişti." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[nsz]
Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak
- MATRAKÇI
-
-
[isim]
Osmanlı ordusunda acemilere matrakla savaşmayı öğreten usta
-
[isim]
Osmanlı ordusunda acemilere matrakla savaşmayı öğreten usta
- BAKANLIK
-
-
[isim]
Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet
-
Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet
-
Bu kuruluşların bulunduğu yer
-
[isim]
Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet
- DAYANMAK
-
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Kullanılışı uzun sürmek, dayanıklı olmak
- "Bu kumaş çok dayandı."
-
Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek
- "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
-
Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek
- "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?" (Falih Rıfkı Atay)
-
[nsz]
Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek
- "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler." (Necati Cumalı)
-
Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak
-
[nsz]
Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek
- "Aradan biraz daha geçince kumandan dayanamadı, söze başladı." (Memduh Şevket Esendal)
-
Varmak, ulaşmak
- "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
- "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
- "Bu proje sonunda bize dayanacak."
-
[nsz]
Yetişmek, yeter olmak
-
Hız vermek
- "Şoför gaza dayandı."
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- DUDAKSIL
-
-
[sıfat]
Boğumlanma noktası dudaklarda bulunan (ses)
- "p dudaksıl sestir."
-
[sıfat]
Boğumlanma noktası dudaklarda bulunan (ses)
- KOVULMAK
-
-
[nsz]
Kovma işine konu olmak veya kovma işi yapılmak
- "Evdekilerle boyuna çatışmaya başlamam yüzünden evden kovuldum." (Çetin Altan)
-
[nsz]
Kovma işine konu olmak veya kovma işi yapılmak
- TOMBALAK
-
-
[sıfat]
Kısa boylu, şişman, tıknaz ve tombulca
- "O, o zaman vara yoğa gülen tombalak bir çocuktu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
Kısa boylu, şişman, tıknaz ve tombulca
- BURULMAK
-
-
[nsz]
Ekseni çevresinde döndürülmek
-
Sancımak, ağrımak
- "Bağırsaklarım buruluyor."
-
[-e]
Alınarak küskünlük göstermek, gücenmek
- "Yavere burulduğumu sezdirmeden başka bir laf açtım." (Refik Halit Karay)
-
[nsz]
Ekseni çevresinde döndürülmek
- ÇAKARSIZ
- ...
- CIZLAMAK
-
-
[nsz]
"Cız" diye ses çıkarmak
-
Cız etmek
-
[nsz]
"Cız" diye ses çıkarmak
- KANATMAK
-
-
[-i]
Kanamasına yol açmak veya kanamasını sağlamak
- "... biraz evvel kurdeleyi kestiği makasla oynarken parmağını kanatmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-i]
Kanamasına yol açmak veya kanamasını sağlamak
- MAKSİMUM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
En çok, en büyük, en yüksek (derece, nicelik), azami, maksimal
-
Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek olan (sınır), azami, maksimal
-
En çok, en büyük, en yüksek (derece, nicelik), azami, maksimal