İçinde ak olan 8 harfli 1114 kelime var. İçerisinde AK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ak olan kelimeler listesine ya da Sonu ak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BILKIMAK
-
-
[nsz]
Bozulmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek
-
[nsz]
Bozulmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek
- PAYLAMAK
-
-
[-i]
Birine kusurundan ötürü sert sözler söylemek, azarlamak
- "Görümcesi onu paylıyor, o ise Kutlu'nun yüzüne bakıyordu, duymamacasına." (Nezihe Araz)
-
[-i]
Birine kusurundan ötürü sert sözler söylemek, azarlamak
- ŞAPPADAK
-
-
[zarf]
Ansızın
-
Ani bir "şapırtı" sesi çıkararak
- "Sonra şappadak alnımdan öpersin." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[zarf]
Ansızın
- DAMLAMAK
-
-
[-e]
Damla durumunda tane tane düşmek
- "Örtüye yağ damlamış."
-
[nsz]
İçindekini damla damla akıtmak
- "Musluk damlıyor."
-
[nsz]
Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek
- "Herkes yattıktan sonra şu fıstık ağacının altına damla." (Peyami Safa)
-
[-e]
Damla durumunda tane tane düşmek
- KAZAKLIK
-
-
[isim]
Karısına söz geçirme, dediğini yaptırma durumu
-
[isim]
Karısına söz geçirme, dediğini yaptırma durumu
- PATAKREM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yüz ve boyundaki bozuklukları ve pürüzleri gideren pudra ile fondöten karışımı bir madde
-
[isim]
Yüz ve boyundaki bozuklukları ve pürüzleri gideren pudra ile fondöten karışımı bir madde
- RAPPADAK
-
-
[zarf]
Ansızın
-
[zarf]
Ansızın
- RUJLAMAK
-
-
[isim]
Ruj sürmek
-
[isim]
Ruj sürmek
- ŞAKKADAK
-
-
[zarf]
Ansızın
- "İşte böyle bir gün adamın hatasını şakkadak suratına vururlardı." (Ömer Seyfettin)
-
[zarf]
Ansızın
- TOSLAMAK
-
-
[-i]
Tos vurmak
- "Koç çocuğu tosladı."
-
[-e]
Taşıt ön kısmını bir yere veya bir başka taşıta hafifçe çarpmak
-
[-e]
Önündeki cismi görmeyerek hızla ona çarpmak
-
[-e]
Para vermek
- "Beyoğlu'na çıkmadan rejisör ona bir elli kâğıt tosladı." (Atilla İlhan)
-
[-i]
Tos vurmak
- VURUNMAK
-
-
[nsz]
Kendine vurmak
-
Giyinmek, örtünmek
- "Yaşmak vurunmak."
-
Koymak
-
[nsz]
Kendine vurmak
- ALACAKLI
-
-
[sıfat]
Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı
- "Gelir desen dar gelir / Günaşırı alacaklılar gelir." (Orhan Veli Kanık)
-
[sıfat]
Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı
- BAŞLAMAK
-
-
[-e]
Bir işe girişmek, harekete geçmek
- "Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı." (Haldun Taner)
- "Gene başlama!"
-
[nsz]
Çalışır, işler, yürür duruma girmek
- "Bundan başka evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı." (Halide Edip Adıvar)
-
Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak
- "Şiirimiz milletimizin Anadolu'daki teşekkülü ile başlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Görünmek
- "Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Etkisini göstermek
- "Kış başlarken yapraklar döküldü." (Cahit Uçuk)
-
Hoş olmayan bir davranışa koyulmak
- "Etraftaki çocuklar gene arsızlanmaya başladılar." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[-e]
Bir işe girişmek, harekete geçmek
- BIÇAKSIZ
- ...
- ÇIRAKLIK
-
-
[isim]
Çırak olma durumu, yamaklık
- "Evimize yakın olan bu kahveye gide gele, kahveci çıraklığına başlayıverdim." (Memduh Şevket Esendal)
-
Çırağın yaptığı iş
- "Bir şey söylemeden çıraklık vazifesini alırdı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Çırağa verilen ücret
-
Çırakların çalıştığı yer
-
[isim]
Çırak olma durumu, yamaklık
- DAYAKSIZ
-
-
[sıfat]
Dayağı olmayan
-
[sıfat]
Dayağı olmayan
- KIPIRDAK
-
-
Çok hareketli, yerinde duramayan, canlı
-
Çok hareketli, yerinde duramayan, canlı
- PAKLAMAK
-
-
[-i]
Arıtmak
-
[-i]
Arıtmak
- TAKRİBEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Aşağı yukarı, yaklaşık olarak
- "Bendeniz istasyondan burasını ölçmedim ya! Takriben söyledim." (Memduh Şevket Esendal)
-
[zarf]
Aşağı yukarı, yaklaşık olarak
- TASLAMAK
-
-
[-i]
Taşçılıkta bir taşın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak
-
Kendinde olmayan bir değeri varmış gibi göstermek
- "Düne kadar kibir onların, büyüklük taslamak onların." (Necati Cumalı)
-
Gözetlemek, gizlice izlemek
-
[-i]
Taşçılıkta bir taşın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak