İçinde ak olan 7 harfli 683 kelime var. İçerisinde AK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ak olan kelimeler listesine ya da Sonu ak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PORTMAK
...
AKDENİZ
...
BUDAMAK

  1. [-i] Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak
  2. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak
    • "Aylıkları budamak."
  3. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek
  4. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek

YIĞINAK

  1. [isim] Bir şeyin biriktiği yer
  2. Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi, tecemmu, tahaşşüt
  3. Bir hücreli bitkilerin bir araya gelerek oluşturdukları küme

AKSÖĞÜT

  1. [isim] Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir söğüt türü (Salix alba)

BUCAKLI

  1. [sıfat] Bucağı olan

HAKKARİ
...
KARAKAŞ

  1. [isim] Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, yağlı kuyruğunun uç kısmı fazla sarkık bir tür koyun

ADATMAK

  1. [-i] Adama işini yaptırmak

MAKOSEN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış, tek parça ayakkabı
  2. Kısa ökçeli, bağsız ayakkabı

NAKLİYE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Taşıma işi
  2. Taşıma parası, taşımalık

ŞAKIRTI

  1. [isim] Şakırdayan bir şeyin çıkardığı ses, şakır şakır ses çıkarma
    • "Sokakta nal şakırtılarıyla bir araba durdu." (Yusuf Ziya Ortaç)

TRUAKAR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kısa manto
  2. [sıfat] Kol boyu dirsek ile bilek arasında olan (kadın giysisi)

VARAKLI

  1. [sıfat] Varağı olan, varaklanmış

DUVAKLI

  1. [sıfat] Başı ve yüzü duvakla örtülü
  2. Doğduğunda başında zar olan (bebek), perdeli

UĞRAMAK

  1. [-e] Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak
    • "Üç günde yalnız üç vapur iskeleye uğradı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek
    • "Ona kapıdan şöyle bir uğramak isterdim." (Haldun Taner)
  3. Fırlayarak çıkmak, dışarı çıkmak
    • "Zelzele çığlığıyla beraber hepsi evden dışarı uğradılar." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Kötü duruma konu olmak
    • "Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye uğramadıkça harp bir cinayettir." (Atatürk)
  5. Yaklaşmak
    • "Erkek misafir geldiği zaman Despina'dan başka kimse salona, kapının yanına uğramayacaktı." (Ömer Seyfettin)
  6. Karşılaşmak, maruz kalmak
    • "Millî Mücadele'nin başından o güne kadar Atatürk'ün en hafif bir sitemine uğramamıştım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  7. Cin, peri çarpmak

DEFAKTO
...
ISINMAK

  1. [nsz] Sıcak duruma gelmek
    • "Havalar ısınınca bizim ahbaplar ayaklandılar." (Burhan Felek)
  2. Üşümesini gidermek
    • "Hele işini biraz bırak da şöyle sobanın yanına otur, biraz ısın, dinlen..." (Refik Halit Karay)
  3. Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak, benimsemek
    • "Bunca çabamıza karşın halkımızın Batı müziğine ısınamadığını söyledi." (Necati Cumalı)
  4. Var olan gerginlik sona ermek
    • "Çaylar dağıldıktan sonra ortalık oldukça ısındı." (Halide Edip Adıvar)

KAKINTI

  1. [isim] Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse

AKPINAR
...
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü