İçinde ahe olan 7 harfli 11 kelime var. İçerisinde AHE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ahe olan kelimeler listesine ya da sonu ahe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ahe Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E H

2 Harfli Kelimeler

AH, EH, HA, HE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NEZAHET

Kelime Kökeni: Arapça nezāhet

  1. [isim, eskimiş] Temizlik, ahlak temizliği
NEKAHET

Kelime Kökeni: Arapça neḳāhet

  1. [isim] Hastalıktan yeni kurtulmuş zayıf ve hâlsiz olan kimsenin durumu
    • "His var mı bu âlemde nekahet gibi tatlı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [mecaz] Bakınız durgunluk
ŞİFAHEN

Kelime Kökeni: Arapça şifāhen

  1. [zarf] Ağızdan, sözle söyleyerek
    • "Yüzbaşı Ahmet Efendi şifahen çok selamlarınızı da getirdi." (Salih Bozok)
VİCAHEN

Kelime Kökeni: Arapça vicāhen

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız karşı karşıya
BEDAHET

Kelime Kökeni: Arapça bedāhet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız muayyenlik
    • "Allah resulünün saadet devrinde her şey bedahet hâlindeydi." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği
BELAHET

Kelime Kökeni: Arapça belāhet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız alıklık
    • "Faziletle belahet aynı şey sayılıyor." (Peyami Safa)
MUAHEDE

Kelime Kökeni: Arapça muʿāhede

  1. [isim, eskimiş] Bakınız antlaşma
    • "Moskova hükümdarının çarlık ünvanını ve Kudüs Ortodoks Kilisesi üzerindeki himaye hakkını tanımışlardı" (Falih Rıfkı Atay)
MUAHEZE

Kelime Kökeni: Arapça muʿāḫaẕe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kınama
  2. Bakınız azarlama
  3. Bakınız eleştiri
KERAHET

Kelime Kökeni: Arapça kerāhet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız tiksinme
ŞAHESER

Kelime Kökeni: Farsça şāh + Arapça es̱er

  1. [isim] Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser; başyapıt, başeser
    • "Herkes, mektep müdürü dâhil, bu resmin bir şaheser olduğuna kaniydi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [sıfat] Değeri üstün olan, üstün nitelikli
AHENKLİ

  1. [sıfat] Bakınız uyumlu
    • "Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum." (Nâzım Hikmet)
  2. [müzik] Ahengi olan, kulağa hoş gelen; ahenktar
    • "Sokaktan gelen ahenkli ses aynı şiddet, aynı letafet, aynı azamet, aynı belagatle devam eder." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü