İçinde ahe olan 7 harfli 11 kelime var. İçerisinde AHE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ahe olan kelimeler listesine ya da sonu ahe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ahe Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, EH, HA, HE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NEZAHET
-
Kelime Kökeni: Arapça nezāhet
-
[isim, eskimiş]
Temizlik, ahlak temizliği
-
[isim, eskimiş]
Temizlik, ahlak temizliği
- NEKAHET
-
Kelime Kökeni: Arapça neḳāhet
-
[isim]
Hastalıktan yeni kurtulmuş zayıf ve hâlsiz olan kimsenin durumu
- "His var mı bu âlemde nekahet gibi tatlı."
-
[mecaz]
Bakınız durgunluk
-
[isim]
Hastalıktan yeni kurtulmuş zayıf ve hâlsiz olan kimsenin durumu
- ŞİFAHEN
-
Kelime Kökeni: Arapça şifāhen
-
[zarf]
Ağızdan, sözle söyleyerek
- "Yüzbaşı Ahmet Efendi şifahen çok selamlarınızı da getirdi."
-
[zarf]
Ağızdan, sözle söyleyerek
- VİCAHEN
-
Kelime Kökeni: Arapça vicāhen
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız karşı karşıya
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız karşı karşıya
- BEDAHET
-
Kelime Kökeni: Arapça bedāhet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız muayyenlik
- "Allah resulünün saadet devrinde her şey bedahet hâlindeydi."
-
Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği
-
[isim, eskimiş]
Bakınız muayyenlik
- BELAHET
-
Kelime Kökeni: Arapça belāhet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız alıklık
- "Faziletle belahet aynı şey sayılıyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız alıklık
- MUAHEDE
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāhede
-
[isim, eskimiş]
Bakınız antlaşma
- "Moskova hükümdarının çarlık ünvanını ve Kudüs Ortodoks Kilisesi üzerindeki himaye hakkını tanımışlardı"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız antlaşma
- MUAHEZE
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāḫaẕe
- KERAHET
-
Kelime Kökeni: Arapça kerāhet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tiksinme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tiksinme
- ŞAHESER
-
Kelime Kökeni: Farsça şāh + Arapça es̱er
-
[isim]
Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser; başyapıt, başeser
- "Herkes, mektep müdürü dâhil, bu resmin bir şaheser olduğuna kaniydi."
-
[sıfat]
Değeri üstün olan, üstün nitelikli
-
[isim]
Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser; başyapıt, başeser
- AHENKLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız uyumlu
- "Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum."
-
[müzik]
Ahengi olan, kulağa hoş gelen; ahenktar
- "Sokaktan gelen ahenkli ses aynı şiddet, aynı letafet, aynı azamet, aynı belagatle devam eder."
-
[sıfat]
Bakınız uyumlu