İçinde afra olan 20 kelime var. İçerisinde AFRA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında afra olan kelimeler listesine ya da sonu afra ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ALAFRANGALAŞMAK

14 Harfli Kelimeler

ALAFRANGACILIK, ALAFRANGALAŞMA

13 Harfli Kelimeler

TAFRAFURUŞLUK

12 Harfli Kelimeler

ALAFRANGALIK

11 Harfli Kelimeler

ALAFRANGACI

10 Harfli Kelimeler

SAFRANBOLU, TAFRACILIK, TAFRAFURUŞ

9 Harfli Kelimeler

ALAFRANGA

8 Harfli Kelimeler

DİYAFRAM, SAFRASIZ

7 Harfli Kelimeler

SAFRALI, TAFRACI

6 Harfli Kelimeler

SAFRAN, ZAFRAN

5 Harfli Kelimeler

BAFRA, SAFRA, TAFRA

4 Harfli Kelimeler

AFRA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Afra Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A F R

4 Harfli Kelimeler

AFRA, ARAF

3 Harfli Kelimeler

ARA, FAR, RAF

2 Harfli Kelimeler

AF, AR, FA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ALAFRANGALAŞMAK

  1. [nesnesiz] Alafranga olmak, alafranga davranmak
    • "Batı'da her gördüğümüzü iyidir, doğrudur, güzeldir sanarak alınmalıdır, aktarılmalıdır dedikçe de alafrangalaştık." (Necati Cumalı)
ALAFRANGALAŞMA

  1. [isim] Alafrangalaşmak durumu
ALAFRANGACILIK

  1. [isim] Alafrangacı olma durumu
TAFRAFURUŞLUK

  1. [isim] Böbürlenme, yüksekten atma
    • "Hayatta bizi küçük düşüren vasıfların başında övünme ve tafrafuruşluk gelir." (Faik Ökte)
ALAFRANGALIK

  1. [isim] Alafranga olma durumu
    • "Haydi canım, biraz alafrangalığı severim, işte o kadar!" (Necip Fazıl Kısakürek)
ALAFRANGACI

  1. [isim] Alafrangayı benimseyen kimse
TAFRAFURUŞ

Kelime Kökeni: Arapça ṭafre + Farsça -furūş

  1. [sıfat] Böbürlenen, yüksekten atan
    • "Avrupa kamuoyunu etkileyebilmek bakımından hakaretten, mütehakkim ve tafrafuruş dilden kaçınmak." (Sina Akşin)
SAFRANBOLU

  1. [isim] Karabük iline bağlı ilçelerden biri
TAFRACILIK

  1. [isim] Tafracı olma durumu
ALAFRANGA

Kelime Kökeni: İtalyanca alla franca

  1. [sıfat] Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili; Batılıca, alaturka karşıtı
    • "Fakat onun Türk ve Müslüman dostları hep alafranga ve zengin bir âlemde yaşarlardı." (Halide Edip Adıvar)
  2. Avrupa kültürüne özgü olan
  3. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse)
    • "Cemal Bey’in alafranga kızlarının büyüğü değil mi?" (Halide Edip Adıvar)
DİYAFRAM

Kelime Kökeni: Fransızca diaphragme

  1. [isim, anatomi] Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas
  2. [fizik] Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha
SAFRASIZ

  1. [sıfat] Safra konulmamış
SAFRALI

  1. [sıfat] Safrası olan
TAFRACI

  1. [sıfat] Böbürlenen, yüksekten atan (kimse)
    • "Topluluklarda bir konuyu açıklamak için konuşmaya başladığı zaman vaaz etmek alışkanlığının verdiği tafracı kişiliği, emredicilik havasına hemen giriveriyordu." (Süleyman Edip Balkır)
ZAFRAN

  1. [isim] Bakınız safran
SAFRAN

Kelime Kökeni: Arapça zaʿferān

  1. [isim, bitki bilimi] Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi (Crocus sativus)
  2. Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz; zafran
SAFRA

Kelime Kökeni: İtalyanca saburra

  1. [isim] Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık
  2. [denizcilik] Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık; balast
    • "Fakat kotranın altındaki safra onu kurtarır da safrasız salapurya birdenbire alabora oluverir." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. [denizcilik] Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık; balast
  4. [mecaz] Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey
TAFRA

Kelime Kökeni: Arapça ṭafre

  1. [isim] Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme, yüksekten atma
    • "Bir süre yakayı ele vermemenin tafrasıyla dolaşmak, bir beceri örneği değil mi?" (Haldun Taner)
BAFRA

  1. [isim] Samsun iline bağlı ilçelerden biri
AFRA

  1. "Afra tafra" ikilemesinde kullanılır: kendini üstün gösterme, üstünlük taslayış
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü