İçinde adet olan 25 kelime var. İçerisinde ADET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında adet olan kelimeler listesine ya da sonu adet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

KELİMEİŞEHADET

13 Harfli Kelimeler

ADETGÖRMEZLİK

12 Harfli Kelimeler

SAADETSİZLİK

11 Harfli Kelimeler

DEVRİSAADET, SAADETLİLİK, ŞEHADETNAME

10 Harfli Kelimeler

ASRISAADET, İBADETHANE, SAADETHANE

9 Harfli Kelimeler

CELADETLİ, İBADETGAH, SAADETSİZ

8 Harfli Kelimeler

SAADETLE, SAADETLİ, VADETMEK

7 Harfli Kelimeler

CELADET, ŞEHADET, VADETME, VELADET

6 Harfli Kelimeler

ADETÇE, İBADET, SAADET

5 Harfli Kelimeler

ADETA, SADET

4 Harfli Kelimeler

ADET

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Adet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A D E T

4 Harfli Kelimeler

ADET, EDAT

3 Harfli Kelimeler

ATE, EDA

2 Harfli Kelimeler

AD, AT, DE, ET, TA, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KELİMEİŞEHADET

Kelime Kökeni: Arapça kelime + şehādet

  1. [isim, din bilimi] İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz
ADETGÖRMEZLİK

  1. [isim] Bakınız menopoz
SAADETSİZLİK

  1. [isim] Bakınız mutsuzluk
DEVRİSAADET

Kelime Kökeni: Arapça devr + saʿādet

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız asrısaadet
SAADETLİLİK

  1. [isim] Bakınız mutluluk
ŞEHADETNAME

Kelime Kökeni: Arapça şehādet + Farsça nāme

  1. [isim, eskimiş] Bakınız diploma
    • "Benim lise şehadetnamem -diplomam- koskoca bir kâğıttır." (Burhan Felek)
  2. Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge
    • "Aşı şehadetnamesi. İyi hâl şehadetnamesi."
ASRISAADET

Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣr + saʿādet

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman; saadet asrı, devrisaadet
SAADETHANE

Kelime Kökeni: Arapça saʿādet + Farsça ḫāne

  1. [isim] Yüksek rütbeli kimselerin evi
  2. Mutluluk ve huzur içinde yaşanılan yer
İBADETHANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız mabet
CELADETLİ

  1. [sıfat] Bakınız yiğit
    • "Bu arada celadetli Osmanlı ordusunun kalkanı olan Şehsuvaroğlu Ali Bey öncülerin, sinsi hücumlara karşı tetikte olacak olan Şadi Paşa da artçı kuvvetlerinin başında bulunacaktı." (Ebubekir Subaşı)
İBADETGAH

Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça -gāh

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız mabet
SAADETSİZ

  1. [sıfat] Bakınız mutsuz
SAADETLİ

  1. [sıfat] Bakınız mutlu
  2. [isim, eskimiş] Osmanlı döneminde korgeneral ile albay arasındaki rütbeli subaylara ve bu derecedeki vezirlere verilen ünvan
VADETMEK

Kelime Kökeni: Arapça vaʿd + Türkçe etmek

  1. [-e] Bir işi yerine getireceğine söz vermek
    • "Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın" (Mehmet Akif Ersoy)
  2. [nesnesiz] Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umudunu vermek
    • "İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor." (Mehmet Kaplan)
SAADETLE

  1. [zarf, eskimiş] "Güle güle" anlamında kullanılan bir esenleme sözü
CELADET

Kelime Kökeni: Arapça celādet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yiğitlik
    • "Paşa'nın yokluğunun çöküntüye sebep olmaması için kılıcını çekip celadetle düşmanın üzerine hücum ettiği sırada..." (Mehmed Niyazi)
VADETME

  1. [isim] Vadetmek işi
ŞEHADET

Kelime Kökeni: Arapça şehādet

  1. [isim] Bakınız tanıklık
    • "Dünya karşısında Türk'ün kendi kendisi için yapacağı şehadet daha adamakıllı yapılmamıştır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma
VELADET

Kelime Kökeni: Arapça velādet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız doğum
İBADET

Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet

  1. [isim, din bilimi] İnsanın Allah’a veya inandığı güce kulluğunu göstermek üzere yaptığı hareketler; namaz niyaz, taat
    • "Babamla gittiğim bayram namazlarından başka ibadet bilmezdim." (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü