İçinde adet olan 25 kelime var. İçerisinde ADET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında adet olan kelimeler listesine ya da sonu adet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KELİMEİŞEHADET
ADETGÖRMEZLİK
SAADETSİZLİK
DEVRİSAADET, SAADETLİLİK, ŞEHADETNAME
ASRISAADET, İBADETHANE, SAADETHANE
CELADETLİ, İBADETGAH, SAADETSİZ
SAADETLE, SAADETLİ, VADETMEK
CELADET, ŞEHADET, VADETME, VELADET
ADETÇE, İBADET, SAADET
ADETA, SADET
ADET
Adet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ADET, EDAT
3 Harfli Kelimeler
ATE, EDA
2 Harfli Kelimeler
AD, AT, DE, ET, TA, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KELİMEİŞEHADET
-
Kelime Kökeni: Arapça kelime + şehādet
-
[isim, din bilimi]
İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz
-
[isim, din bilimi]
İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz
- ADETGÖRMEZLİK
-
-
[isim]
Bakınız menopoz
-
[isim]
Bakınız menopoz
- SAADETSİZLİK
-
-
[isim]
Bakınız mutsuzluk
-
[isim]
Bakınız mutsuzluk
- DEVRİSAADET
-
Kelime Kökeni: Arapça devr + saʿādet
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız asrısaadet
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız asrısaadet
- SAADETLİLİK
-
-
[isim]
Bakınız mutluluk
-
[isim]
Bakınız mutluluk
- ŞEHADETNAME
-
Kelime Kökeni: Arapça şehādet + Farsça nāme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız diploma
- "Benim lise şehadetnamem -diplomam- koskoca bir kâğıttır."
-
Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge
- "Aşı şehadetnamesi. İyi hâl şehadetnamesi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız diploma
- ASRISAADET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣr + saʿādet
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman; saadet asrı, devrisaadet
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman; saadet asrı, devrisaadet
- SAADETHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça saʿādet + Farsça ḫāne
-
[isim]
Yüksek rütbeli kimselerin evi
-
Mutluluk ve huzur içinde yaşanılan yer
-
[isim]
Yüksek rütbeli kimselerin evi
- İBADETHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
- CELADETLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız yiğit
- "Bu arada celadetli Osmanlı ordusunun kalkanı olan Şehsuvaroğlu Ali Bey öncülerin, sinsi hücumlara karşı tetikte olacak olan Şadi Paşa da artçı kuvvetlerinin başında bulunacaktı."
-
[sıfat]
Bakınız yiğit
- İBADETGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça -gāh
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
- SAADETSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız mutsuz
-
[sıfat]
Bakınız mutsuz
- SAADETLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
-
[isim, eskimiş]
Osmanlı döneminde korgeneral ile albay arasındaki rütbeli subaylara ve bu derecedeki vezirlere verilen ünvan
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
- VADETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça vaʿd + Türkçe etmek
-
[-e]
Bir işi yerine getireceğine söz vermek
- "Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın"
-
[nesnesiz]
Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umudunu vermek
- "İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor."
-
[-e]
Bir işi yerine getireceğine söz vermek
- SAADETLE
-
-
[zarf, eskimiş]
"Güle güle" anlamında kullanılan bir esenleme sözü
-
[zarf, eskimiş]
"Güle güle" anlamında kullanılan bir esenleme sözü
- CELADET
-
Kelime Kökeni: Arapça celādet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
- "Paşa'nın yokluğunun çöküntüye sebep olmaması için kılıcını çekip celadetle düşmanın üzerine hücum ettiği sırada..."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
- VADETME
-
-
[isim]
Vadetmek işi
-
[isim]
Vadetmek işi
- ŞEHADET
-
Kelime Kökeni: Arapça şehādet
-
[isim]
Bakınız tanıklık
- "Dünya karşısında Türk'ün kendi kendisi için yapacağı şehadet daha adamakıllı yapılmamıştır."
-
Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma
-
[isim]
Bakınız tanıklık
- VELADET
-
Kelime Kökeni: Arapça velādet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız doğum
-
[isim, eskimiş]
Bakınız doğum
- İBADET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet
-
[isim, din bilimi]
İnsanın Allah’a veya inandığı güce kulluğunu göstermek üzere yaptığı hareketler; namaz niyaz, taat
- "Babamla gittiğim bayram namazlarından başka ibadet bilmezdim."
-
[isim, din bilimi]
İnsanın Allah’a veya inandığı güce kulluğunu göstermek üzere yaptığı hareketler; namaz niyaz, taat