İçinde ad olan 6 harfli 92 kelime var. İçerisinde AD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ad olan kelimeler listesine ya da sonu ad ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MADENİ

Kelime Kökeni: Arapça maʿdenī

  1. [sıfat] Madenle ilgili veya madene özgü olan; madensel, metalik
    • "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Madenden yapılmış
ARMADA

Kelime Kökeni: İtalyanca armata

  1. [isim, denizcilik] Bakınız donanma
    • "... nasıl karmakarışık bir armadayı didik didik böyle savuşturmuş ki bize kadar getirip önümüze yığdığı şeylerin hiçbirini asıl kendi çehrelerinde tanımamıza imkân yoktu." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
LABADA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan, tohumlarından çay yapılan, ıspanağa benzeyen bir bitki; efelek (Rumex patientia)
KADRAJ

Kelime Kökeni: Fransızca cadrage

  1. [isim] Sinema ve fotoğrafçılıkta görüntüyü çerçeve içine alma
    • "Ben hayatı hep kadrajdan bakarak sorgularım. Bende nedense kadraj sendromu var." (Ertekin Akpınar)
  2. Fotoğraf makinesinin veya kameranın vizöründe görünen, fotoğraf karesinin veya film çerçevesinin içine dâhil olan her şey
    • "Hiç bilmediğimiz ve duymadığımız bilgiler ile önceden bildiklerimiz aynı kadraj içinde birleşince fotoğrafı anlamak daha kolaylaşıyor." (Semih Hiçyılmaz)
ANADİL
...
KÜŞADE

Kelime Kökeni: Farsça guşāde

  1. [sıfat, eskimiş] Açılmış olan, açık bulunan
KADRAN

Kelime Kökeni: Fransızca cadran

  1. [isim] Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem
    • "Gün kadranında çarşamba, yerini perşembe ile değiştirdi." (Haldun Taner)
  2. [fizik] Bakınız ölçek
ADATIŞ

  1. [isim] Adatmak işi
KADRAT

Kelime Kökeni: Fransızca cadrat

  1. [isim] Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası
  2. Dizgi işinde kullanılan bir aralık ölçüsü birimi
ADAKLI

  1. [sıfat] Adağı olan, adak adamış olan
  2. [isim, ağızlardan] Bakınız nişanlı
    • "Banı Çiçek … Bamsı Beyrek'in beşik kertme adaklısı, nişanlısı ve eşi olan kadın kahramandır." (Ziya Gökalp)
SADİST

Kelime Kökeni: Fransızca sadiste

  1. [sıfat, ruh bilimi] Başkalarına acı çektirerek cinsel doyum sağlayan (kimse); elezer, sadik
  2. [mecaz] Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse); elezer, sadik
    • "Yılların, fiziğinde yaptığı değişiklik her ne olursa olsun, göz bebeklerindeki o sadist ifade hiç değişmemişti." (Osman Aysu)
MADARA

Kelime Kökeni: Farsça madara

  1. [sıfat, argo] Kötü, sevimsiz
HADEME

Kelime Kökeni: Arapça ḫademe

  1. [isim] Bakınız hizmetli
    • "Uzakta bir hademe, taş yürekli bir sesle koğuşlara haykırıyor." (Necip Fazıl Kısakürek)
KURADA

Kelime Kökeni: Arapça ḳurāḍa

  1. [sıfat, ağızlardan] İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş (eşya)
  2. Gelişmemiş, cılız
    • "Pencereyi açar açmaz bu karı çarpık bacakları, kurada kolları, porsuk gerdanla karşıma çıkar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ADAMCA

  1. [zarf] İnsana yaraşır bir biçimde; adamcasına
    • "Adamca yaşamadın, adamca ölmesini bil bari." (Recep Bilginer)
  2. İnsan sayısı bakımından
    • "Cephede adamca üstünlük onlardaydı."
HADİSE

Kelime Kökeni: Arapça ḥādis̱e

  1. [isim] Bakınız olay
    • "Bir gece evvelki hadiseyi unutmak mümkün müydü?" (Peyami Safa)
VİLADİ

Kelime Kökeni: Arapça vilādī

  1. [sıfat, eskimiş] Doğuştan (olan)
ADAMCI

  1. [sıfat] Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
  2. İnsanlara alışmış, yakın duran (hayvan)
SADAKA

Kelime Kökeni: Arapça ṣadaḳa

  1. [isim] Karşılık beklemeden ihtiyaç sahiplerine, fakirlere verilen para, mal vb.
    • "Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Dilenciye verilen para
ORADAN

  1. [zarf] Sözü edilen yerden
  2. İşaret edilen görece olarak uzak yerden
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü