İçinde ad olan 6 harfli 92 kelime var. İçerisinde AD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ad olan kelimeler listesine ya da sonu ad ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MADENİ
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿdenī
-
[sıfat]
Madenle ilgili veya madene özgü olan; madensel, metalik
- "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."
-
Madenden yapılmış
-
[sıfat]
Madenle ilgili veya madene özgü olan; madensel, metalik
- ARMADA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca armata
-
[isim, denizcilik]
Bakınız donanma
- "... nasıl karmakarışık bir armadayı didik didik böyle savuşturmuş ki bize kadar getirip önümüze yığdığı şeylerin hiçbirini asıl kendi çehrelerinde tanımamıza imkân yoktu."
-
[isim, denizcilik]
Bakınız donanma
- LABADA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan, tohumlarından çay yapılan, ıspanağa benzeyen bir bitki; efelek (Rumex patientia)
-
[isim, bitki bilimi]
Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan, tohumlarından çay yapılan, ıspanağa benzeyen bir bitki; efelek (Rumex patientia)
- KADRAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca cadrage
-
[isim]
Sinema ve fotoğrafçılıkta görüntüyü çerçeve içine alma
- "Ben hayatı hep kadrajdan bakarak sorgularım. Bende nedense kadraj sendromu var."
-
Fotoğraf makinesinin veya kameranın vizöründe görünen, fotoğraf karesinin veya film çerçevesinin içine dâhil olan her şey
- "Hiç bilmediğimiz ve duymadığımız bilgiler ile önceden bildiklerimiz aynı kadraj içinde birleşince fotoğrafı anlamak daha kolaylaşıyor."
-
[isim]
Sinema ve fotoğrafçılıkta görüntüyü çerçeve içine alma
- ANADİL
- ...
- KÜŞADE
-
Kelime Kökeni: Farsça guşāde
-
[sıfat, eskimiş]
Açılmış olan, açık bulunan
-
[sıfat, eskimiş]
Açılmış olan, açık bulunan
- KADRAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cadran
-
[isim]
Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem
- "Gün kadranında çarşamba, yerini perşembe ile değiştirdi."
-
[fizik]
Bakınız ölçek
-
[isim]
Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem
- ADATIŞ
-
-
[isim]
Adatmak işi
-
[isim]
Adatmak işi
- KADRAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca cadrat
-
[isim]
Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası
-
Dizgi işinde kullanılan bir aralık ölçüsü birimi
-
[isim]
Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası
- ADAKLI
-
-
[sıfat]
Adağı olan, adak adamış olan
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nişanlı
- "Banı Çiçek … Bamsı Beyrek'in beşik kertme adaklısı, nişanlısı ve eşi olan kadın kahramandır."
-
[sıfat]
Adağı olan, adak adamış olan
- SADİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca sadiste
-
[sıfat, ruh bilimi]
Başkalarına acı çektirerek cinsel doyum sağlayan (kimse); elezer, sadik
-
[mecaz]
Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse); elezer, sadik
- "Yılların, fiziğinde yaptığı değişiklik her ne olursa olsun, göz bebeklerindeki o sadist ifade hiç değişmemişti."
-
[sıfat, ruh bilimi]
Başkalarına acı çektirerek cinsel doyum sağlayan (kimse); elezer, sadik
- MADARA
-
Kelime Kökeni: Farsça madara
-
[sıfat, argo]
Kötü, sevimsiz
-
[sıfat, argo]
Kötü, sevimsiz
- HADEME
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫademe
-
[isim]
Bakınız hizmetli
- "Uzakta bir hademe, taş yürekli bir sesle koğuşlara haykırıyor."
-
[isim]
Bakınız hizmetli
- KURADA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳurāḍa
-
[sıfat, ağızlardan]
İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş (eşya)
-
Gelişmemiş, cılız
- "Pencereyi açar açmaz bu karı çarpık bacakları, kurada kolları, porsuk gerdanla karşıma çıkar."
-
[sıfat, ağızlardan]
İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş (eşya)
- ADAMCA
-
-
[zarf]
İnsana yaraşır bir biçimde; adamcasına
- "Adamca yaşamadın, adamca ölmesini bil bari."
-
İnsan sayısı bakımından
- "Cephede adamca üstünlük onlardaydı."
-
[zarf]
İnsana yaraşır bir biçimde; adamcasına
- HADİSE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥādis̱e
-
[isim]
Bakınız olay
- "Bir gece evvelki hadiseyi unutmak mümkün müydü?"
-
[isim]
Bakınız olay
- VİLADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça vilādī
-
[sıfat, eskimiş]
Doğuştan (olan)
-
[sıfat, eskimiş]
Doğuştan (olan)
- ADAMCI
-
-
[sıfat]
Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
-
İnsanlara alışmış, yakın duran (hayvan)
-
[sıfat]
Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
- SADAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣadaḳa
-
[isim]
Karşılık beklemeden ihtiyaç sahiplerine, fakirlere verilen para, mal vb.
- "Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık."
-
Dilenciye verilen para
-
[isim]
Karşılık beklemeden ihtiyaç sahiplerine, fakirlere verilen para, mal vb.
- ORADAN
-
-
[zarf]
Sözü edilen yerden
-
İşaret edilen görece olarak uzak yerden
-
[zarf]
Sözü edilen yerden