İçinde abla olan 22 kelime var. İçerisinde ABLA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında abla olan kelimeler listesine ya da sonu abla ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

ABLAVUTLAŞMAK

12 Harfli Kelimeler

ABLAVUTLAŞMA

11 Harfli Kelimeler

KONTRATABLA, TABLAKARLIK

10 Harfli Kelimeler

ABLAVUTLUK, ŞÖMENTABLA, TABLACILIK

9 Harfli Kelimeler

ABLACILIK

8 Harfli Kelimeler

ABLAKLIK, TABLAKAR

7 Harfli Kelimeler

ABLAKÇA, ABLALIK, ABLATİF, ABLATYA, ABLAVUT, TABLACI, TABLALI

6 Harfli Kelimeler

ABLACI, MABLAK

5 Harfli Kelimeler

ABLAK, TABLA

4 Harfli Kelimeler

ABLA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Abla Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A B L

4 Harfli Kelimeler

ABLA, BALA

3 Harfli Kelimeler

ABA, ALA, BAL

2 Harfli Kelimeler

AB, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ABLAVUTLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ablavut duruma gelmek
ABLAVUTLAŞMA

  1. [isim] Ablavutlaşmak durumu
TABLAKARLIK

  1. [isim] Bakınız tablacılık
    • "... İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlere giderek amelelik, esnaflık, bakkallık, tablakârlık gibi muhtelif hizmet ve mesleklere intisap ... mecburiyetinde kalmışlardır." (Osman Gümüşçü)
KONTRATABLA

Kelime Kökeni: Fransızca contre-table

  1. [isim] Ağaç malzemenin biçim değiştirmesini önlemek için körağacın iki yüzüne, elyaf yönleri körağaca çapraz veya 45 derece eğik, aynı kalınlıkta astar kaplama ve yüz kaplama yapıştırılarak elde edilen tabla
TABLACILIK

  1. [isim] Tablacının yaptığı iş; tablakârlık
    • "Bunların yanı sıra onlar hurdacılık, tablacılık, ayakkabı boyacılığı ve badanacılık, çöp ve kâğıt toplayıcılığıyla da geçimlerini kazanmaktadır." (Ali Rafet Özkan)
ŞÖMENTABLA

Kelime Kökeni: Fransızca chemin de table

  1. [isim] Sehpa veya yemek masasının kendi boyutundan küçük olup üzerlerine örtülen, el işinden veya kumaştan yapılmış örtü
ABLAVUTLUK

  1. [isim] Ablavut olma durumu
    • "Aşağılık duygusunun tezahürü olabilir, sevgisiz bir sabırsızlık, ablavutluk yasalaştırılmış."
ABLACILIK

  1. [isim, argo] Bakınız sevicilik
    • "Yedi Çınar Yaylası’nda 'ablacılık' adıyla yaygınlaşmış olan ilişkilerden söz edildiğini görüyoruz." (Alemdar Yalçın)
TABLAKAR

Kelime Kökeni: Arapça ṭabla + Farsça -kār

  1. [isim, eskimiş] Bakınız tablacı
    • "Aynı şekilde surnameler, tablakâr, saka, meşaleci vb. dönemin meşhur meslek erbabının geçit töreni gibidir." (Metin Akkuş)
  2. Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli
ABLAKLIK

  1. [isim] Ablak olma durumu
    • "Sekreterinin aslında oval bir biçimi olan alımlı yüzünde şaşırdığında ortaya çıkan o sevimli ablaklık vardı." (Mehmet Eroğlu)
TABLALI

  1. [sıfat] Tablası olan
    • "Alanın dört bir yanında camekânlı, tablalı simitçiler yer alırdı." (Adnan Özyalçıner)
  2. Tepesi geniş ve daire biçiminde olan
    • "Fesi hele fesi, başlı başına bir âlem; tablalı değil, dar Beyoğlu kalıp." (Attilâ İlhan)
TABLACI

  1. [isim] Mallarını tabla üzerinde satan kimse; tablakâr
    • "Bizim hemşehrilerden biliyorum, kimi tablacı, kimi sebzeci, kimi eskici..." (Talip Apaydın)
  2. Tabla adlı müzik aletini çalan kimse
ABLATYA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Geniş ve dar gözlü olmak üzere iki türü bulunan bir balık ağı türü
ABLALIK

  1. [isim] Abla olma durumu
    • "Yaşına göre minyon bir fiziğe sahip olan, istesem bir dokunuşta yere yıkabileceğim kardeşime daha o yaşlarda başlayan ablalık hoşgörüsü ile karşılıkta bulunmaz, sadece yaptığı hareketten incinmiş bir hâlde anneme koşardım." (Şadan Akyol)
  2. [mecaz] Yakın ve koruyucu davranışta bulunma
ABLATİF

Kelime Kökeni: Fransızca ablatif

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız çıkma durumu
ABLAKÇA

  1. [sıfat] Ablak gibi, biraz ablak
    • "Mahmut Moralı, ablakça yüzünü biraz daha şişirerek itiraz etti." (Burhan Arpad)
ABLAVUT

  1. [sıfat, argo] Bön, aptal, sersem (kimse)
ABLACI

  1. [isim, argo] Bakınız sevici
    • "Vaktiyle Çorum’u altüst etmişti Emey'in güzelliği, salt erkekleri değil, ablacı karıları da yakmış, kül etmişti." (Kemal Tahir)
MABLAK

Kelime Kökeni: Arapça miblaʿ

  1. [isim, eskimiş] Hamur, merhem, boya vb. şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan alet
    • "Muhallebici tenekeyi ters çevirip şappadak avucuna alır, salaşpurun üstüne yapıştırır. Mablakla yayvan yayvan kesip tabağa aktarır." (Salâh Birsel)
  2. Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe
TABLA

Kelime Kökeni: Arapça ṭabla

  1. [isim] Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi
    • "Bir hurmacının tablasında üstlerine vuran güneş ışığıyla parıldayan hurmalara imrenmiş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden, mermerden veya tahtadan yapılan tepsiye benzer altlık
  3. Bir şeyin düz ve geniş bölümü
    • "Çadır direği tablası. Hokka takımı tablası."
  4. Geniş ve düz levha
  5. Bakınız küllük
  6. Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça
  7. [müzik] Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü
  8. [denizcilik] Makaraların yüzlerini oluşturan, dişbudak veya karaağaçtan yapılmış dış bölümleri
  9. [spor] Okçuların kullandığı nişan levhası
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü