İçinde abla olan 22 kelime var. İçerisinde ABLA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında abla olan kelimeler listesine ya da sonu abla ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ABLAVUTLAŞMAK
ABLAVUTLAŞMA
KONTRATABLA, TABLAKARLIK
ABLAVUTLUK, ŞÖMENTABLA, TABLACILIK
ABLACILIK
ABLAKLIK, TABLAKAR
ABLAKÇA, ABLALIK, ABLATİF, ABLATYA, ABLAVUT, TABLACI, TABLALI
ABLACI, MABLAK
ABLAK, TABLA
ABLA
Abla Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ABLA, BALA
3 Harfli Kelimeler
ABA, ALA, BAL
2 Harfli Kelimeler
AB, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ABLAVUTLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ablavut duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Ablavut duruma gelmek
- ABLAVUTLAŞMA
-
-
[isim]
Ablavutlaşmak durumu
-
[isim]
Ablavutlaşmak durumu
- TABLAKARLIK
-
-
[isim]
Bakınız tablacılık
- "... İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlere giderek amelelik, esnaflık, bakkallık, tablakârlık gibi muhtelif hizmet ve mesleklere intisap ... mecburiyetinde kalmışlardır."
-
[isim]
Bakınız tablacılık
- KONTRATABLA
-
Kelime Kökeni: Fransızca contre-table
-
[isim]
Ağaç malzemenin biçim değiştirmesini önlemek için körağacın iki yüzüne, elyaf yönleri körağaca çapraz veya 45 derece eğik, aynı kalınlıkta astar kaplama ve yüz kaplama yapıştırılarak elde edilen tabla
-
[isim]
Ağaç malzemenin biçim değiştirmesini önlemek için körağacın iki yüzüne, elyaf yönleri körağaca çapraz veya 45 derece eğik, aynı kalınlıkta astar kaplama ve yüz kaplama yapıştırılarak elde edilen tabla
- TABLACILIK
-
-
[isim]
Tablacının yaptığı iş; tablakârlık
- "Bunların yanı sıra onlar hurdacılık, tablacılık, ayakkabı boyacılığı ve badanacılık, çöp ve kâğıt toplayıcılığıyla da geçimlerini kazanmaktadır."
-
[isim]
Tablacının yaptığı iş; tablakârlık
- ŞÖMENTABLA
-
Kelime Kökeni: Fransızca chemin de table
-
[isim]
Sehpa veya yemek masasının kendi boyutundan küçük olup üzerlerine örtülen, el işinden veya kumaştan yapılmış örtü
-
[isim]
Sehpa veya yemek masasının kendi boyutundan küçük olup üzerlerine örtülen, el işinden veya kumaştan yapılmış örtü
- ABLAVUTLUK
-
-
[isim]
Ablavut olma durumu
- "Aşağılık duygusunun tezahürü olabilir, sevgisiz bir sabırsızlık, ablavutluk yasalaştırılmış."
-
[isim]
Ablavut olma durumu
- ABLACILIK
-
-
[isim, argo]
Bakınız sevicilik
- "Yedi Çınar Yaylası’nda 'ablacılık' adıyla yaygınlaşmış olan ilişkilerden söz edildiğini görüyoruz."
-
[isim, argo]
Bakınız sevicilik
- TABLAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabla + Farsça -kār
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- "Aynı şekilde surnameler, tablakâr, saka, meşaleci vb. dönemin meşhur meslek erbabının geçit töreni gibidir."
-
Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- ABLAKLIK
-
-
[isim]
Ablak olma durumu
- "Sekreterinin aslında oval bir biçimi olan alımlı yüzünde şaşırdığında ortaya çıkan o sevimli ablaklık vardı."
-
[isim]
Ablak olma durumu
- TABLALI
-
-
[sıfat]
Tablası olan
- "Alanın dört bir yanında camekânlı, tablalı simitçiler yer alırdı."
-
Tepesi geniş ve daire biçiminde olan
- "Fesi hele fesi, başlı başına bir âlem; tablalı değil, dar Beyoğlu kalıp."
-
[sıfat]
Tablası olan
- TABLACI
-
-
[isim]
Mallarını tabla üzerinde satan kimse; tablakâr
- "Bizim hemşehrilerden biliyorum, kimi tablacı, kimi sebzeci, kimi eskici..."
-
Tabla adlı müzik aletini çalan kimse
-
[isim]
Mallarını tabla üzerinde satan kimse; tablakâr
- ABLATYA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Geniş ve dar gözlü olmak üzere iki türü bulunan bir balık ağı türü
-
[isim, denizcilik]
Geniş ve dar gözlü olmak üzere iki türü bulunan bir balık ağı türü
- ABLALIK
-
-
[isim]
Abla olma durumu
- "Yaşına göre minyon bir fiziğe sahip olan, istesem bir dokunuşta yere yıkabileceğim kardeşime daha o yaşlarda başlayan ablalık hoşgörüsü ile karşılıkta bulunmaz, sadece yaptığı hareketten incinmiş bir hâlde anneme koşardım."
-
[mecaz]
Yakın ve koruyucu davranışta bulunma
-
[isim]
Abla olma durumu
- ABLATİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca ablatif
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız çıkma durumu
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız çıkma durumu
- ABLAKÇA
-
-
[sıfat]
Ablak gibi, biraz ablak
- "Mahmut Moralı, ablakça yüzünü biraz daha şişirerek itiraz etti."
-
[sıfat]
Ablak gibi, biraz ablak
- ABLAVUT
-
-
[sıfat, argo]
Bön, aptal, sersem (kimse)
-
[sıfat, argo]
Bön, aptal, sersem (kimse)
- ABLACI
-
-
[isim, argo]
Bakınız sevici
- "Vaktiyle Çorum’u altüst etmişti Emey'in güzelliği, salt erkekleri değil, ablacı karıları da yakmış, kül etmişti."
-
[isim, argo]
Bakınız sevici
- MABLAK
-
Kelime Kökeni: Arapça miblaʿ
-
[isim, eskimiş]
Hamur, merhem, boya vb. şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan alet
- "Muhallebici tenekeyi ters çevirip şappadak avucuna alır, salaşpurun üstüne yapıştırır. Mablakla yayvan yayvan kesip tabağa aktarır."
-
Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe
-
[isim, eskimiş]
Hamur, merhem, boya vb. şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan alet
- TABLA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabla
-
[isim]
Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi
- "Bir hurmacının tablasında üstlerine vuran güneş ışığıyla parıldayan hurmalara imrenmiş."
-
Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden, mermerden veya tahtadan yapılan tepsiye benzer altlık
-
Bir şeyin düz ve geniş bölümü
- "Çadır direği tablası. Hokka takımı tablası."
-
Geniş ve düz levha
-
Bakınız küllük
-
Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça
-
[müzik]
Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü
-
[denizcilik]
Makaraların yüzlerini oluşturan, dişbudak veya karaağaçtan yapılmış dış bölümleri
-
[spor]
Okçuların kullandığı nişan levhası
-
[isim]
Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi