İçinde abi olan 7 harfli 20 kelime var. İçerisinde ABİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında abi olan kelimeler listesine ya da sonu abi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Abi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ABİ
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ASABİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣabiyyet
-
[isim, tıp]
Bakınız sinir bilimi
-
Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü
-
[isim, tıp]
Bakınız sinir bilimi
- ARABİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca arabiste
-
[isim]
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse
-
[isim]
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse
- AMABİLE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca amàbile
-
[zarf, müzik]
Sevimli ve cana yakın bir biçimde (çalınmak)
-
[zarf, müzik]
Sevimli ve cana yakın bir biçimde (çalınmak)
- SİNCABİ
-
Kelime Kökeni: Farsça sincāb + Arapça -ī
-
[isim]
Bakınız sincap rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Tatlı bir cızırtı çıkararak çabucak tutuşur, mavi ve sincabi bir buhar bırakarak kül oluverirdi."
-
[isim]
Bakınız sincap rengi
- MUHABİR
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫābir
-
[isim]
Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse
- "Ben de Tanin muhabiri olarak aynı trenle gidecektim."
-
Herhangi bir kuruluşun çalışmasıyla ilgili olarak merkezle başka bir ülke arasında bağlantıyı sağlayan görevli
- "Banka muhabir üyesi."
-
[isim]
Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse
- ABİDEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ābidevī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız anıtsal
- "Osmanlı şehirlerinde abidevi binalar yerine abidevi ağaçlar bulunmaktaydı."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız anıtsal
- GABİLİK
-
-
[isim]
Bakınız kalın kafalılık
-
[isim]
Bakınız kalın kafalılık
- MÜŞABİH
-
Kelime Kökeni: Arapça muşābih
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız benzer
- "Hatta bir halıdaki mukabil iki şekilden bile biri diğerine tamamıyla müşabih değildir."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız benzer
- GÜLLABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kullābī
-
[isim, eskimiş]
Akıl hastanelerindeki hademe; güllabici, deli güllabicisi
-
[eskimiş, mecaz]
Kurnazlık eden, açıkgöz (kimse)
-
[isim, eskimiş]
Akıl hastanelerindeki hademe; güllabici, deli güllabicisi
- ABİDJAN
-
-
[isim]
Fildişi Sahili'nin en büyük şehri ve ekonomi merkezi
-
[isim]
Fildişi Sahili'nin en büyük şehri ve ekonomi merkezi
- MAKABİL
-
Kelime Kökeni: Arapça māḳabl
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyin öncesi, geçmişi
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyin öncesi, geçmişi
- MUKABİL
-
Kelime Kökeni: Arapça muḳābil
-
[sıfat]
Bir şeye karşılık olarak yapılan, bir şeyin karşılığı olan
- "Düşmanlarla beraber Anadolu'da mukabil teşkilat yapmak üzere yetmiş beş kişi kadar göndermiş."
-
Bir şeyin karşısında bulunan
-
Bakınız karşılıklı
- "Hatta bir halıdaki mukabil iki şekilden bile biri diğerine tamamıyla müşabih değildir."
-
[edat]
Bakınız karşı
- "Bir iki iyi habere mukabil her gün nice kaza ve bela haberleri verir."
-
[edat]
Bakınız karşın
- "Bir iki iyi habere mukabil her gün nice kaza ve bela haberleri verir."
-
[sıfat]
Bir şeye karşılık olarak yapılan, bir şeyin karşılığı olan
- TABİİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabiʽiyye
-
[isim, eskimiş]
Tabiat bilgisi dersi
- "Sultani’nin son sınıfında Tevfik Bey isimli bir tabiiye hocamız vardı."
-
Bakınız doğalcılık
-
[isim, eskimiş]
Tabiat bilgisi dersi
- BİTTABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça bi'ṭ-ṭabʿ
-
[zarf]
Doğal olarak
- "Buna, bittabi icabı gibi cevap verildi."
-
[zarf]
Doğal olarak
- HABİTUS
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkinin yerindeki durumu, dallanması, köklerinin toprak içerisindeki dağılmasını belirten morfolojik görünüş
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkinin yerindeki durumu, dallanması, köklerinin toprak içerisindeki dağılmasını belirten morfolojik görünüş
- HABİTAT
-
Kelime Kökeni: İngilizce habitat
-
[isim]
Yerleşme, oturma
- "Mesela yaşıtı olan ve aynı periferide, aynı habitatta yetiştiği amcasının oğlu, gidip altına bir araba çekmiş. Bu çekememiş."
-
Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer, yurt
-
[isim]
Yerleşme, oturma
- TABİLİK
-
-
[isim]
Bakınız yayımcılık
-
[isim]
Bakınız yayımcılık
- TABİRCİ
-
-
[isim]
Rüya yorumlayan kimse; yorumcu
- "Tabirci olmadığı zaman, kadın erkek herkes bir dereceye kadar rüya tabir edebilir."
-
[isim]
Rüya yorumlayan kimse; yorumcu
- ZABİTAN
-
Kelime Kökeni: Arapça żābiṭ + Farsça -ān
-
[isim, eskimiş]
Subaylar
-
[isim, eskimiş]
Subaylar
- BABİLİK
-
-
[isim, din bilimi]
XIX. yüzyılda, İran'da Ali Muhammed Bab'ın kurduğu dinî öğreti
- "Ancak her tür reforma karşı olan Fars dilli Şia din adamları Babilik harekâtını Nasreddin Şah Kaçar’ın eliyle amansızca bastırdı."
-
[isim, din bilimi]
XIX. yüzyılda, İran'da Ali Muhammed Bab'ın kurduğu dinî öğreti