İçinde abi olan 6 harfli 18 kelime var. İçerisinde ABİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında abi olan kelimeler listesine ya da sonu abi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Abi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ABİ
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HARABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarābī
-
[sıfat]
Bakınız haraplık
-
[sıfat]
Bakınız haraplık
- KİTABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kitābī
-
[sıfat]
Kitaba uygun
-
Kitaba bağlı kalan, özgür düşünemeyen (kimse)
-
Düzgün, dil bilgisi kurallarına uygun (anlatım)
-
[eskimiş]
Kitapla ilgili
-
[mecaz]
Kuru, sıkıcı (anlatım)
-
[sıfat]
Kitaba uygun
- SABİTE
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱ābite
-
[isim, matematik]
Bir formülde geçen ve önceden belirlenmiş bulunan değişmez nicelik
-
[gök bilimi]
Görünürde hareket etmeyen yıldız
-
[isim, matematik]
Bir formülde geçen ve önceden belirlenmiş bulunan değişmez nicelik
- EBABİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ebābīl
-
[isim, hayvan bilimi]
Sağanlardan, kentler ve açık alanlarda yaşayan, kırlangıca göre kanatları daha uzun ve kavisli bir tür kuş; dağ kırlangıcı, vatvat (Apus apus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Sağanlardan, kentler ve açık alanlarda yaşayan, kırlangıca göre kanatları daha uzun ve kavisli bir tür kuş; dağ kırlangıcı, vatvat (Apus apus)
- TEVABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tevābiʿ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız maiyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız maiyet
- ŞARABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şerābī
-
[isim]
Kırmızı şarap rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Candaşlarıyla ağacın semaya el açmış dalları altına oturdular; ıtır, yasemin, şarabi toprak kokusu genizlerini yakıyordu."
-
[isim]
Kırmızı şarap rengi
- KABİLE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳabīle
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız boy (II)
- "Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir."
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız boy (II)
- STABİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca stable
- HESABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥisābī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hesapçı
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hesapçı
- TABİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿbiye
-
[isim]
Yerli yerine koyup hazırlama, yerleştirme
- "Mete bunları atlarının renklerine nazaran tabiye etti."
-
İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol; taktik
-
[askerlik]
Bakınız taktik
- "Fen ve silah terakkileri, tabiye üzerinde birçok tesir icra eder; tabiye usul ve kaidelerini de değiştirir."
-
[askerlik]
Askerlik sanatı
- "İlk tabiye dersine talim öğretmenlerinden Albay Hilmi Bey geldi, iyi bir giriş yaptı."
-
Bakınız tabya
-
[isim]
Yerli yerine koyup hazırlama, yerleştirme
- KABİNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca cabinet
-
[isim]
Bakınız bakanlar kurulu
-
Hekim muayenehanesi
- "Rengi doktor kabinelerinin kapılarındaki cilalı siyah levhalar gibi parlıyor."
-
Bakınız kabin
- "Bir kabineye girip soyundum."
-
Bakınız tuvalet
-
[isim]
Bakınız bakanlar kurulu
- REBABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça rebābī
-
[isim, eskimiş]
Rebap çalan kimse
-
[sıfat, mecaz]
İnce, duygulu
- "Mesela en rebabi olan bir fazilet ... aşk, değil mi?"
-
[isim, eskimiş]
Rebap çalan kimse
- TABİİN
-
Kelime Kökeni: Arapça tābiʽįn
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed’i görmüş olanları gören, Hz. Muhammed'den sonra gelen ikinci nesil; tâbii
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed’i görmüş olanları gören, Hz. Muhammed'den sonra gelen ikinci nesil; tâbii
- ABİDİK
-
-
"Abidik gubidik" ikilemesinde kullanılır: saçma
-
"Abidik gubidik" ikilemesinde kullanılır: saçma
- EKABİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ekābir
-
[isim]
Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler
- "Kaymakam beyin hemen arkasında kalan ekâbiri umursamadan sıtma doktoru da kalkmıştı."
-
[alay yollu]
Kendini beğenmiş kimse
- "Senin gibi ekâbir bir adam bu tür haberlerin peşinde koşturmaz."
-
[isim]
Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler
- TABİAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabīʿat
-
[isim]
Bakınız doğa
- "İnsan zekâsı tabiatın içinde değil tabiatın yanında, ayrı bir kuvvettir."
-
Doğal özellik
- "Arazinin tabiatı."
-
Dış dünyanın dağlar, denizler, kırlar vb. daha çok güzelliğiyle insana hitap eden tarafı
-
İnsanın sahip olduğu güce karşılık, dış dünyada hüküm sürmekte olan düzenden doğan güç
-
Bakınız huy
- "Mağrur, bazen zalim olacak kadar hiddetli, bazen çok müşfik ve hassas bir tabiattadır."
-
Güzeli ayırma melekesi; zevk
- "Abdi Bey, tabiat sahibi, altıncı kat terasında böyle bir bahçe tanzimi, doğrusu takdire şayan."
-
İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu
-
[isim]
Bakınız doğa
- GIYABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ġiyābī
-
[sıfat]
Kişinin yokluğunda o kişi hakkında verilen (iş, hüküm vb.)
- "Gıyabi hüküm."
-
Uzaktan, görüşmeden olan
- "Birbirine benzer yaşayanlar arasındaki gıyabi dostluk alakasını içimizde taşıyoruz."
-
[sıfat]
Kişinin yokluğunda o kişi hakkında verilen (iş, hüküm vb.)
- CEVABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cevābī
-
[sıfat]
Cevap niteliğinde olan
- "Bu sene mart ayında büyük bir nezaket göstererek yazdıkları cevabi mektup benim için tam bir sürpriz olmuştu."
-
[sıfat]
Cevap niteliğinde olan