İçinde abi olan 6 harfli 18 kelime var. İçerisinde ABİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında abi olan kelimeler listesine ya da sonu abi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Abi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B İ

3 Harfli Kelimeler

ABİ

2 Harfli Kelimeler

AB

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HARABİ

Kelime Kökeni: Arapça ḫarābī

  1. [sıfat] Bakınız haraplık
KİTABİ

Kelime Kökeni: Arapça kitābī

  1. [sıfat] Kitaba uygun
  2. Kitaba bağlı kalan, özgür düşünemeyen (kimse)
  3. Düzgün, dil bilgisi kurallarına uygun (anlatım)
  4. [eskimiş] Kitapla ilgili
  5. [mecaz] Kuru, sıkıcı (anlatım)
SABİTE

Kelime Kökeni: Arapça s̱ābite

  1. [isim, matematik] Bir formülde geçen ve önceden belirlenmiş bulunan değişmez nicelik
  2. [gök bilimi] Görünürde hareket etmeyen yıldız
EBABİL

Kelime Kökeni: Arapça ebābīl

  1. [isim, hayvan bilimi] Sağanlardan, kentler ve açık alanlarda yaşayan, kırlangıca göre kanatları daha uzun ve kavisli bir tür kuş; dağ kırlangıcı, vatvat (Apus apus)
TEVABİ

Kelime Kökeni: Arapça tevābiʿ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız maiyet
ŞARABİ

Kelime Kökeni: Arapça şerābī

  1. [isim] Kırmızı şarap rengi
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Candaşlarıyla ağacın semaya el açmış dalları altına oturdular; ıtır, yasemin, şarabi toprak kokusu genizlerini yakıyordu." (Haluk İnanıcı)
KABİLE

Kelime Kökeni: Arapça ḳabīle

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız boy (II)
    • "Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir." (Cemil Meriç)
STABİL

Kelime Kökeni: Fransızca stable

  1. [sıfat] Bakınız dayanıklı
  2. Bakınız dengeli
  3. Bakınız düz (I)
  4. Bakınız oturmuş
  5. [mecaz] Kararlı, değişmez
HESABİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥisābī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız hesapçı
TABİYE

Kelime Kökeni: Arapça taʿbiye

  1. [isim] Yerli yerine koyup hazırlama, yerleştirme
    • "Mete bunları atlarının renklerine nazaran tabiye etti." (Ziya Gökalp)
  2. İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol; taktik
  3. [askerlik] Bakınız taktik
    • "Fen ve silah terakkileri, tabiye üzerinde birçok tesir icra eder; tabiye usul ve kaidelerini de değiştirir." (Necip Fazıl Kısakürek)
  4. [askerlik] Askerlik sanatı
    • "İlk tabiye dersine talim öğretmenlerinden Albay Hilmi Bey geldi, iyi bir giriş yaptı." (Ziya Yergök)
  5. Bakınız tabya
KABİNE

Kelime Kökeni: Fransızca cabinet

  1. [isim] Bakınız bakanlar kurulu
  2. Hekim muayenehanesi
    • "Rengi doktor kabinelerinin kapılarındaki cilalı siyah levhalar gibi parlıyor." (Aka Gündüz)
  3. Bakınız kabin
    • "Bir kabineye girip soyundum." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Bakınız tuvalet
REBABİ

Kelime Kökeni: Arapça rebābī

  1. [isim, eskimiş] Rebap çalan kimse
  2. [sıfat, mecaz] İnce, duygulu
    • "Mesela en rebabi olan bir fazilet ... aşk, değil mi?" (Ömer Seyfettin)
TABİİN

Kelime Kökeni: Arapça tābiʽįn

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed’i görmüş olanları gören, Hz. Muhammed'den sonra gelen ikinci nesil; tâbii
ABİDİK

  1. "Abidik gubidik" ikilemesinde kullanılır: saçma
EKABİR

Kelime Kökeni: Arapça ekābir

  1. [isim] Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler
    • "Kaymakam beyin hemen arkasında kalan ekâbiri umursamadan sıtma doktoru da kalkmıştı." (Tarık Buğra)
  2. [alay yollu] Kendini beğenmiş kimse
    • "Senin gibi ekâbir bir adam bu tür haberlerin peşinde koşturmaz." (Ahmet Ümit)
TABİAT

Kelime Kökeni: Arapça ṭabīʿat

  1. [isim] Bakınız doğa
    • "İnsan zekâsı tabiatın içinde değil tabiatın yanında, ayrı bir kuvvettir." (Ahmet Haşim)
  2. Doğal özellik
    • "Arazinin tabiatı."
  3. Dış dünyanın dağlar, denizler, kırlar vb. daha çok güzelliğiyle insana hitap eden tarafı
  4. İnsanın sahip olduğu güce karşılık, dış dünyada hüküm sürmekte olan düzenden doğan güç
  5. Bakınız huy
    • "Mağrur, bazen zalim olacak kadar hiddetli, bazen çok müşfik ve hassas bir tabiattadır." (Asaf Halet Çelebi)
  6. Güzeli ayırma melekesi; zevk
    • "Abdi Bey, tabiat sahibi, altıncı kat terasında böyle bir bahçe tanzimi, doğrusu takdire şayan." (Attilâ İlhan)
  7. İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu
GIYABİ

Kelime Kökeni: Arapça ġiyābī

  1. [sıfat] Kişinin yokluğunda o kişi hakkında verilen (iş, hüküm vb.)
    • "Gıyabi hüküm."
  2. Uzaktan, görüşmeden olan
    • "Birbirine benzer yaşayanlar arasındaki gıyabi dostluk alakasını içimizde taşıyoruz." (Peyami Safa)
CEVABİ

Kelime Kökeni: Arapça cevābī

  1. [sıfat] Cevap niteliğinde olan
    • "Bu sene mart ayında büyük bir nezaket göstererek yazdıkları cevabi mektup benim için tam bir sürpriz olmuştu." (İbrahim Pazan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü