İçinde abi olan 5 harfli 16 kelime var. İçerisinde ABİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında abi olan kelimeler listesine ya da sonu abi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Abi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B İ

3 Harfli Kelimeler

ABİ

2 Harfli Kelimeler

AB

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARABİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿarabī

  1. [isim] Bakınız Arapça
  2. [sıfat] Araplara özgü olan
ABİYE

Kelime Kökeni: Fransızca habillé

  1. [isim] Bakınız gece kıyafeti
    • "Nişan için Safiye'ye Ankara'dan güzel bir abiye elbise aldık." (Sakine Akça)
TABİİ

Kelime Kökeni: Arapça ṭabīʿī

  1. [sıfat] Bakınız doğal
  2. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi
    • "Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor." (Ahmet Rasim)
  3. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan
    • "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir." (Atatürk)
  4. Yapmacık olmayan, doğal olan
    • "Bir milletin kendi varlığını müdafaa etmesinden daha tabii ne olabilir?" (Mehmet Kaplan)
  5. Katıksız, saf, doğal olan
    • "Tabii meyve suları."
  6. [zarf] Doğal olarak, işin gereği olarak; elbet, elbette
    • "Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii." (Adalet Ağaoğlu)
KABİR

Kelime Kökeni: Arapça ḳabr

  1. [isim] Bakınız mezar
    • "Ve serin serviler altında kalan kabrinde / Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter" (Yahya Kemal Beyatlı)
KABİL

Kelime Kökeni: Arapça ḳābil

  1. [sıfat] Bakınız olanaklı
    • "Ben onu bir göreyim, dedi, kabil mi?" (Peyami Safa)
KABİN

Kelime Kökeni: Fransızca cabine

  1. [isim] Küçük, özel bölme; kabine
    • "Az sonra asansör kabininin çıkardığı sesi yeniden duydu." (Osman Aysu)
  2. Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme
  3. Uçakta yolcuların oturduğu bölüm
  4. Plajda soyunma yeri
    • "Sonra kabinini gösterdi Özer'e. Hadi giyin, kabinimin kapısından gel al beni." (Necati Cumalı)
ZABİT

Kelime Kökeni: Arapça żābiṭ

  1. [isim, eskimiş] Rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan subay
    • "Bu karanlık günler, senin gibi genç, ateşli, imanlı zabitlerin gayreti ile aydınlanacak." (Samim Kocagöz)
  2. [sıfat, mecaz] Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran
ASABİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣabī

  1. [sıfat] Bakınız sinirli
    • "Bu sebepsiz ağrılar gibi onun her şeyi asabi mizacının belirtisi idi." (Tarık Buğra)
  2. Bakınız sinirsel
  3. [zarf] Sinirli bir biçimde
    • "Artık çok daha asabi çıkıyordu Gaba'nın sesi." (Nâzım Hikmet)
ABİDE

Kelime Kökeni: Arapça ābide

  1. [isim, mimarlık] Bakınız anıt
    • "Bu hatlar, bu çiniler, bu nakışlar olmasa bu abideler de olmazdı." (Orhan Seyfi Orhon)
BABİL

  1. [isim, tarih] Mezopotamya'da, Fırat Irmağı kıyısında kurulmuş eski şehir ve bu şehrin merkez olduğu devlet
GABİN

Kelime Kökeni: Arapça ġabn

  1. [isim, eskimiş] Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma
  2. [hukuk] Edimler arasında açık oransızlık
SABİT

Kelime Kökeni: Arapça s̱ābit

  1. [sıfat] Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen; durağan
  2. Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan
    • "Bir amaç uğruna göze alınacak sıkıntı ve zorlukların sabit sembolleri işimize yaramayabilir." (İsmet Özel)
  3. [mecaz] Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış
    • "Sabit gelir."
HABİS

Kelime Kökeni: Arapça ḫabīs̱

  1. [sıfat] Kötü, alçak, soysuz (kimse)
  2. Kötücül (hastalık veya ur)
    • "Bir sinek vardır, sokarsa habis çıban yapar, tedavisi zordur." (Refik Halit Karay)
  3. [mecaz] Kötü, uğursuz
    • "Derhâl içinden tövbe edip zihninden kışkışladı bu habis fikirleri." (Elif Şafak)
HABİP

Kelime Kökeni: Arapça ḥabīb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sevgili
TABİR

Kelime Kökeni: Arapça taʿbīr

  1. [isim] Rüya yorumlama
  2. Bakınız yorum
    • "Düş biter bitmez tüccar uyanıverdi ve hemen rüya tabiri kitaplarını açtı." (İhsan Oktay Anar)
  3. Anlatım biçimi
    • "Bugünlük temsil sözünü kullanırken onu alışılmış bir tabir olarak alıyoruz." (Ahmet Kutsi Tecer)
  4. [eskimiş] Bakınız deyim
TABİP

Kelime Kökeni: Arapça ṭabīb

  1. [isim] Bakınız hekim
    • "Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım." (Halit Ziya Uşaklıgil)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü