İçinde abi olan 5 harfli 16 kelime var. İçerisinde ABİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında abi olan kelimeler listesine ya da sonu abi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Abi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ABİ
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ARABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarabī
-
[isim]
Bakınız Arapça
-
[sıfat]
Araplara özgü olan
-
[isim]
Bakınız Arapça
- ABİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca habillé
-
[isim]
Bakınız gece kıyafeti
- "Nişan için Safiye'ye Ankara'dan güzel bir abiye elbise aldık."
-
[isim]
Bakınız gece kıyafeti
- TABİİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabīʿī
-
[sıfat]
Bakınız doğal
-
Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi
- "Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor."
-
Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan
- "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir."
-
Yapmacık olmayan, doğal olan
- "Bir milletin kendi varlığını müdafaa etmesinden daha tabii ne olabilir?"
-
Katıksız, saf, doğal olan
- "Tabii meyve suları."
-
[zarf]
Doğal olarak, işin gereği olarak; elbet, elbette
- "Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii."
-
[sıfat]
Bakınız doğal
- KABİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳabr
-
[isim]
Bakınız mezar
- "Ve serin serviler altında kalan kabrinde / Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter"
-
[isim]
Bakınız mezar
- KABİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳābil
-
[sıfat]
Bakınız olanaklı
- "Ben onu bir göreyim, dedi, kabil mi?"
-
[sıfat]
Bakınız olanaklı
- KABİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cabine
-
[isim]
Küçük, özel bölme; kabine
- "Az sonra asansör kabininin çıkardığı sesi yeniden duydu."
-
Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme
-
Uçakta yolcuların oturduğu bölüm
-
Plajda soyunma yeri
- "Sonra kabinini gösterdi Özer'e. Hadi giyin, kabinimin kapısından gel al beni."
-
[isim]
Küçük, özel bölme; kabine
- ZABİT
-
Kelime Kökeni: Arapça żābiṭ
-
[isim, eskimiş]
Rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan subay
- "Bu karanlık günler, senin gibi genç, ateşli, imanlı zabitlerin gayreti ile aydınlanacak."
-
[sıfat, mecaz]
Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran
-
[isim, eskimiş]
Rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan subay
- ASABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣabī
- ABİDE
-
Kelime Kökeni: Arapça ābide
-
[isim, mimarlık]
Bakınız anıt
- "Bu hatlar, bu çiniler, bu nakışlar olmasa bu abideler de olmazdı."
-
[isim, mimarlık]
Bakınız anıt
- BABİL
-
-
[isim, tarih]
Mezopotamya'da, Fırat Irmağı kıyısında kurulmuş eski şehir ve bu şehrin merkez olduğu devlet
-
[isim, tarih]
Mezopotamya'da, Fırat Irmağı kıyısında kurulmuş eski şehir ve bu şehrin merkez olduğu devlet
- GABİN
-
Kelime Kökeni: Arapça ġabn
-
[isim, eskimiş]
Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma
-
[hukuk]
Edimler arasında açık oransızlık
-
[isim, eskimiş]
Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma
- SABİT
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱ābit
-
[sıfat]
Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen; durağan
-
Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan
- "Bir amaç uğruna göze alınacak sıkıntı ve zorlukların sabit sembolleri işimize yaramayabilir."
-
[mecaz]
Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış
- "Sabit gelir."
-
[sıfat]
Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen; durağan
- HABİS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫabīs̱
-
[sıfat]
Kötü, alçak, soysuz (kimse)
-
Kötücül (hastalık veya ur)
- "Bir sinek vardır, sokarsa habis çıban yapar, tedavisi zordur."
-
[mecaz]
Kötü, uğursuz
- "Derhâl içinden tövbe edip zihninden kışkışladı bu habis fikirleri."
-
[sıfat]
Kötü, alçak, soysuz (kimse)
- HABİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥabīb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sevgili
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sevgili
- TABİR
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿbīr
- TABİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabīb
-
[isim]
Bakınız hekim
- "Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım."
-
[isim]
Bakınız hekim