İçinde ab olan 4 harfli 26 kelime var. İçerisinde AB bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KABE

  1. [isim, din bilimi] Mekke'de bulunan, Müslümanlarca kıble olarak kabul edilen, hac ve umre ibadeti yapılırken tavaf edilen kutsal yer
  2. [mecaz] Bir kimsenin taptığı, kutsal saydığı yer
KABA

  1. [sıfat] Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz olan, ince karşıtı
    • "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Taneleri iri
    • "Kaba çakıl."
  3. Görgüsü eksik, nezaketsiz (kimse)
    • "Kaba, hantal, şivesiz bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar." (Refik Halit Karay)
  4. Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli
    • "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  5. [isim] Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer
  6. [mecaz] Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü olan; yoz, anif
    • "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı." (Osman Cemal Kaygılı)
ABAK

  1. [isim] Eski Türklerde ölmüş kimselerin heykel vb. suretleri
  2. Deri veya başka bir maddeden kesilen resim, heykel vb. şekiller
  3. [mimarlık] Bakınız abaküs
ABES

Kelime Kökeni: Arapça ʿabes̱

  1. [sıfat] Gereksiz, yersiz, boş olan
  2. Akla ve gerçeğe aykırı
  3. [zarf] Gereksiz bir biçimde
ABİŞ

Kelime Kökeni: Fransızca abich

  1. [isim, jeoloji] Madenleri toz hâline getirmeye yarayan küçük, çelik havan
ABLA

  1. [isim] Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi; aba, bacı
    • "Bir Türk on dört yaşına girdi mi annesinden, ablasından, kız kardeşinden ve nihayet teyzesinden ve halasından başka bir kadının yüzünü göremez." (Ömer Seyfettin)
  2. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın
    • "Hatırda kalan şey değişmez zamanla / Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla" (Ahmet Muhip Dıranas)
  3. [argo] Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın; çaça, mama (II)
    • "Bir akşam gel benimle, gidelim bir sarhoşluk edelim, ablaları şöyle bir dolaşalım." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [teklifsiz konuşmada] Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz
    • "Abla be, ne şanslı kadınsın, haftada iki kere çiçek geliyor. Ama helal olsun sana, adama kan kusturuyorsun be abla, demişti Serkan." (Yaşar İşgörenler)
ABİS

Kelime Kökeni: Fransızca abysse

  1. [isim, coğrafya] Deniz ve okyanus sularında güneş ışığının ulaşamadığı derin yerler
ABRA

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız dara
  2. Bir değiş tokuşta üste verilen şey
ABAT

Kelime Kökeni: Farsça ābād

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız bayındır
  2. Şen ve rahat olan
TABL

Kelime Kökeni: Arapça ṭabl

  1. [isim, eskimiş] Bakınız davul
TABA

Kelime Kökeni: Fransızca tabac

  1. [isim] Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi; tütün rengi
    • "... siyah önlük, beyaz yakalar; kırmızı tokalı kemerler, taba rengi ilk makosenler vardı." (Tarık Dursun K)
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Taba ve bordo ayakkabılar takım elbiselerle birlikte kullanıldığında kıyafeti biraz sporlaştırır." (Özlem Çakır)
YABA

  1. [isim] Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
TABU

Kelime Kökeni: Fransızca tabou

  1. [isim, din bilimi] Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç
    • "Bunlar tabuları, dinsel yasakları ve buyrukları içeren gizemsel inanç kurumlarıdır." (Melih Cevdet Anday)
  2. [toplum bilimi] Belli davranış veya sözlerin bir toplumca, bir toplumsal grupça tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması; tekinsiz
  3. [sıfat] Yasaklanarak korunan (nesne, kelime, davranış)
TABİ

Kelime Kökeni: Arapça tābiʿ

  1. [sıfat] Bakınız bağımlı
  2. Birine veya bir şeye uyan, onun arkası sıra giden
    • "Sanki bütün kamara, bütün halk, onlara tabi, onlara mahkûmdu." (Peyami Safa)
  3. Bakınız bağlı
ÇABA

  1. [isim] Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma; gayret, ceht
    • "Yoksa başlı başına zafer, boşuna bir çaba olur." (Falih Rıfkı Atay)
FABL

Kelime Kökeni: Fransızca fable

  1. [isim, edebiyat] Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye; öykünce
CABA

  1. [isim] Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
    • "Bu mâni benden sana caba olsun." (Salâh Birsel)
  2. [zarf] Ek olarak
    • "Kilometre başına bilmem ne kadar litre benzin dağıtılmış, yağ da caba!" (Sait Faik Abasıyanık)
SABA

Kelime Kökeni: Arapça ṣabā

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
SABO

Kelime Kökeni: Fransızca sabot

  1. [isim] Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı
  2. Üzerinde deri vb. bant bulunan bir sandalet türü
BABİ

Kelime Kökeni: Arapça bābī

  1. [isim, din bilimi] Babilik yanlısı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü