İçinde ab olan 4 harfli 26 kelime var. İçerisinde AB bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KABE
-
-
[isim, din bilimi]
Mekke'de bulunan, Müslümanlarca kıble olarak kabul edilen, hac ve umre ibadeti yapılırken tavaf edilen kutsal yer
-
[mecaz]
Bir kimsenin taptığı, kutsal saydığı yer
-
[isim, din bilimi]
Mekke'de bulunan, Müslümanlarca kıble olarak kabul edilen, hac ve umre ibadeti yapılırken tavaf edilen kutsal yer
- KABA
-
-
[sıfat]
Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz olan, ince karşıtı
- "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."
-
Taneleri iri
- "Kaba çakıl."
-
Görgüsü eksik, nezaketsiz (kimse)
- "Kaba, hantal, şivesiz bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."
-
Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli
- "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."
-
[isim]
Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer
-
[mecaz]
Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü olan; yoz, anif
- "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."
-
[sıfat]
Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz olan, ince karşıtı
- ABAK
-
-
[isim]
Eski Türklerde ölmüş kimselerin heykel vb. suretleri
-
Deri veya başka bir maddeden kesilen resim, heykel vb. şekiller
-
[mimarlık]
Bakınız abaküs
-
[isim]
Eski Türklerde ölmüş kimselerin heykel vb. suretleri
- ABES
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿabes̱
-
[sıfat]
Gereksiz, yersiz, boş olan
-
Akla ve gerçeğe aykırı
-
[zarf]
Gereksiz bir biçimde
-
[sıfat]
Gereksiz, yersiz, boş olan
- ABİŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca abich
-
[isim, jeoloji]
Madenleri toz hâline getirmeye yarayan küçük, çelik havan
-
[isim, jeoloji]
Madenleri toz hâline getirmeye yarayan küçük, çelik havan
- ABLA
-
-
[isim]
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi; aba, bacı
- "Bir Türk on dört yaşına girdi mi annesinden, ablasından, kız kardeşinden ve nihayet teyzesinden ve halasından başka bir kadının yüzünü göremez."
-
Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın
- "Hatırda kalan şey değişmez zamanla / Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla"
-
[argo]
Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın; çaça, mama (II)
- "Bir akşam gel benimle, gidelim bir sarhoşluk edelim, ablaları şöyle bir dolaşalım."
-
[teklifsiz konuşmada]
Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz
- "Abla be, ne şanslı kadınsın, haftada iki kere çiçek geliyor. Ama helal olsun sana, adama kan kusturuyorsun be abla, demişti Serkan."
-
[isim]
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi; aba, bacı
- ABİS
-
Kelime Kökeni: Fransızca abysse
-
[isim, coğrafya]
Deniz ve okyanus sularında güneş ışığının ulaşamadığı derin yerler
-
[isim, coğrafya]
Deniz ve okyanus sularında güneş ışığının ulaşamadığı derin yerler
- ABRA
-
Kelime Kökeni: Ermenice
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız dara
-
Bir değiş tokuşta üste verilen şey
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız dara
- ABAT
-
Kelime Kökeni: Farsça ābād
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bayındır
-
Şen ve rahat olan
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bayındır
- TABL
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabl
-
[isim, eskimiş]
Bakınız davul
-
[isim, eskimiş]
Bakınız davul
- TABA
-
Kelime Kökeni: Fransızca tabac
-
[isim]
Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi; tütün rengi
- "... siyah önlük, beyaz yakalar; kırmızı tokalı kemerler, taba rengi ilk makosenler vardı."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Taba ve bordo ayakkabılar takım elbiselerle birlikte kullanıldığında kıyafeti biraz sporlaştırır."
-
[isim]
Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi; tütün rengi
- YABA
-
-
[isim]
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
-
[isim]
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
- TABU
-
Kelime Kökeni: Fransızca tabou
-
[isim, din bilimi]
Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç
- "Bunlar tabuları, dinsel yasakları ve buyrukları içeren gizemsel inanç kurumlarıdır."
-
[toplum bilimi]
Belli davranış veya sözlerin bir toplumca, bir toplumsal grupça tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması; tekinsiz
-
[sıfat]
Yasaklanarak korunan (nesne, kelime, davranış)
-
[isim, din bilimi]
Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç
- TABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tābiʿ
- ÇABA
-
-
[isim]
Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma; gayret, ceht
- "Yoksa başlı başına zafer, boşuna bir çaba olur."
-
[isim]
Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma; gayret, ceht
- FABL
-
Kelime Kökeni: Fransızca fable
-
[isim, edebiyat]
Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye; öykünce
-
[isim, edebiyat]
Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye; öykünce
- CABA
-
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- "Bu mâni benden sana caba olsun."
-
[zarf]
Ek olarak
- "Kilometre başına bilmem ne kadar litre benzin dağıtılmış, yağ da caba!"
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- SABA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣabā
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
- SABO
-
Kelime Kökeni: Fransızca sabot
-
[isim]
Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı
-
Üzerinde deri vb. bant bulunan bir sandalet türü
-
[isim]
Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı
- BABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça bābī
-
[isim, din bilimi]
Babilik yanlısı
-
[isim, din bilimi]
Babilik yanlısı