İçinde a olan 6 harfli 3536 kelime var. İçerisinde A harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında a harfi olan kelimeler listesine ya da sonu a harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAHLUL
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥlūl
-
[sıfat, eskimiş]
Hallolmuş, çözülmüş, dağılmış
-
[hukuk]
Mirasçısı olmayan bir kimseden hükûmete kalan (mülk)
- "Padişaha arz edilecek maruzat ile bir emri olursa küçük bir parayla evkaftan mahlul bir evceğiz verilemez mi?"
-
[isim, kimya]
Bakınız eriyik
-
[sıfat, eskimiş]
Hallolmuş, çözülmüş, dağılmış
- TAHMİS
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫmīs
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına birinci mısranın kafiyesine uygun üç dize katılması durumu; beşleme
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına birinci mısranın kafiyesine uygun üç dize katılması durumu; beşleme
- BADİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça bādiye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- "Bütün İslam diyarlarından, Afrika'nın badiyelerinde Müslümanlar hep bir Mehdi'yi beklerler."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- AKITAÇ
-
-
[isim, tıp]
Bakınız dren
-
[isim, tıp]
Bakınız dren
- İŞTİAL
-
Kelime Kökeni: Arapça iştiʿāl
-
[isim, eskimiş]
Tutuşma, parlama, alevlenme
-
[isim, eskimiş]
Tutuşma, parlama, alevlenme
- KIYASİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳiyāsī
-
[sıfat]
Uygulama ve benzetme ile elde edilen
-
[eskimiş]
Bakınız kurallı
-
[sıfat]
Uygulama ve benzetme ile elde edilen
- BOĞATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bigotta
-
[isim, denizcilik]
Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara
-
[isim, denizcilik]
Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara
- FREZYA
-
-
[isim, bitki bilimi]
Süsengiller familyasından yirmi kadar süs bitkisi türünü içeren cins (Freesia)
-
[isim, bitki bilimi]
Süsengiller familyasından yirmi kadar süs bitkisi türünü içeren cins (Freesia)
- MAHLAS
-
Kelime Kökeni: Arapça maḫlaṣ
-
[isim]
Bakınız takma ad
-
[isim]
Bakınız takma ad
- HANEFİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥanefī
-
[isim, din bilimi]
İslamiyet'in dört Sünni mezhebinden biri
-
Bu mezhepten olan kimse
-
[isim, din bilimi]
İslamiyet'in dört Sünni mezhebinden biri
- İCABET
-
Kelime Kökeni: Arapça icābet
-
[isim]
Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme
-
Bir buyruk veya isteğe uyma, kabul etme, razı olma
-
[isim]
Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme
- BATTAL
-
Kelime Kökeni: Arapça baṭṭāl
-
[sıfat]
En ve boyca alışılmış olandan büyük
-
[mecaz]
İşe yaramaz, kullanılmaz
- "Orada sahile çekilmiş bir battal balıkçı kayığı yan yatmış, denizin kıyıya attığı leş gibi insana çürümüş, kokmuş vehmi veriyor."
-
[sıfat]
En ve boyca alışılmış olandan büyük
- MAHLUK
-
Kelime Kökeni: Arapça maḫlūḳ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yaratık
- "İnsanlar, koku duygusunun çeşitlerini ve manalarını görmekte her mahluktan daha fazla miyopturlar."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yaratık
- LANGUR
-
Kelime Kökeni: İngilizce langur
-
[isim, hayvan bilimi]
Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun (Presbytis entellus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun (Presbytis entellus)
- BASMAK
-
-
[-e]
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
- "Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına."
-
Küçük çocuk ayakta durabilmek
-
Bir şeyi üzerine kuvvet vererek itmek
- "Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız."
-
[-e, -i]
Sıkıştırarak yerleştirmek
- "Peyniri küpe basmak."
-
[-i]
Bası işi yapmak; tabetmek
-
[-i, nesnesiz]
Bakınız kaplamak
- "Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk."
-
[-e, -i]
Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak
- "Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım."
-
[-i]
Bir yere baskın yapmak
- "Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış."
-
Bir kimse bir yaşa girmek
- "On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım."
-
[-i, nesnesiz]
Duman, sis vb. bir yere çökmek
- "Şehri akşamüstü sis basmıştı."
-
[-i, nesnesiz]
Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
- "Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak."
-
[nesnesiz]
Kümes hayvanı kuluçkaya yatmak
-
[-i]
Uygunsuz vaziyette yakalamak
-
[nesnesiz, mecaz]
Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
- "Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi."
-
[-e]
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
- TAKLİT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳlīd
-
[isim]
Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma; öykünme
- "Her memleket başkalarının yeniliklerini taklit ile başladığı intizama kendisinin eskiliklerini tahkik ile nihayet verir."
-
Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme
- "Hele taklitleri? Kadın taklidi, Arap taklidi hepsini birbirinden güzel yapıyordu."
-
Benzetilerek yapılmış şey; imitasyon
-
[isim]
Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma; öykünme
- ARITIŞ
-
-
[isim]
Arıtmak işi
-
[isim]
Arıtmak işi
- OTOMAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca ottoman
-
[isim]
Bir tür ipekli kumaş
-
Sedir biçiminde kanepe
-
[isim]
Bir tür ipekli kumaş
- AĞIMLI
-
-
[sıfat]
Ağımı olan (ayak)
-
[sıfat]
Ağımı olan (ayak)
- BUNDAN
-
-
bu nedenle
-
bu nedenle