İçinde a olan 6 harfli 3536 kelime var. İçerisinde A harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında a harfi olan kelimeler listesine ya da sonu a harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MAHLUL

Kelime Kökeni: Arapça maḥlūl

  1. [sıfat, eskimiş] Hallolmuş, çözülmüş, dağılmış
  2. [hukuk] Mirasçısı olmayan bir kimseden hükûmete kalan (mülk)
    • "Padişaha arz edilecek maruzat ile bir emri olursa küçük bir parayla evkaftan mahlul bir evceğiz verilemez mi?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. [isim, kimya] Bakınız eriyik
TAHMİS

Kelime Kökeni: Arapça taḫmīs

  1. [isim, edebiyat] Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına birinci mısranın kafiyesine uygun üç dize katılması durumu; beşleme
BADİYE

Kelime Kökeni: Arapça bādiye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çöl
    • "Bütün İslam diyarlarından, Afrika'nın badiyelerinde Müslümanlar hep bir Mehdi'yi beklerler." (Ömer Seyfettin)
AKITAÇ

  1. [isim, tıp] Bakınız dren
İŞTİAL

Kelime Kökeni: Arapça iştiʿāl

  1. [isim, eskimiş] Tutuşma, parlama, alevlenme
KIYASİ

Kelime Kökeni: Arapça ḳiyāsī

  1. [sıfat] Uygulama ve benzetme ile elde edilen
  2. [eskimiş] Bakınız kurallı
BOĞATA

Kelime Kökeni: İtalyanca bigotta

  1. [isim, denizcilik] Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara
FREZYA

  1. [isim, bitki bilimi] Süsengiller familyasından yirmi kadar süs bitkisi türünü içeren cins (Freesia)
MAHLAS

Kelime Kökeni: Arapça maḫlaṣ

  1. [isim] Bakınız takma ad
HANEFİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥanefī

  1. [isim, din bilimi] İslamiyet'in dört Sünni mezhebinden biri
  2. Bu mezhepten olan kimse
İCABET

Kelime Kökeni: Arapça icābet

  1. [isim] Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme
  2. Bir buyruk veya isteğe uyma, kabul etme, razı olma
BATTAL

Kelime Kökeni: Arapça baṭṭāl

  1. [sıfat] En ve boyca alışılmış olandan büyük
  2. [mecaz] İşe yaramaz, kullanılmaz
    • "Orada sahile çekilmiş bir battal balıkçı kayığı yan yatmış, denizin kıyıya attığı leş gibi insana çürümüş, kokmuş vehmi veriyor." (Refik Halit Karay)
MAHLUK

Kelime Kökeni: Arapça maḫlūḳ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yaratık
    • "İnsanlar, koku duygusunun çeşitlerini ve manalarını görmekte her mahluktan daha fazla miyopturlar." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
LANGUR

Kelime Kökeni: İngilizce langur

  1. [isim, hayvan bilimi] Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun (Presbytis entellus)
BASMAK

  1. [-e] Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
    • "Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına." (Cahit Külebi)
  2. Küçük çocuk ayakta durabilmek
  3. Bir şeyi üzerine kuvvet vererek itmek
    • "Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız." (Halide Edip Adıvar)
  4. [-e, -i] Sıkıştırarak yerleştirmek
    • "Peyniri küpe basmak."
  5. [-i] Bası işi yapmak; tabetmek
  6. [-i, nesnesiz] Bakınız kaplamak
    • "Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [-e, -i] Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak
    • "Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım." (Sait Faik Abasıyanık)
  8. [-i] Bir yere baskın yapmak
    • "Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış." (Etem İzzet Benice)
  9. Bir kimse bir yaşa girmek
    • "On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım." (Azra Erhat)
  10. [-i, nesnesiz] Duman, sis vb. bir yere çökmek
    • "Şehri akşamüstü sis basmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  11. [-i, nesnesiz] Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
    • "Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak."
  12. [nesnesiz] Kümes hayvanı kuluçkaya yatmak
  13. [-i] Uygunsuz vaziyette yakalamak
  14. [nesnesiz, mecaz] Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
    • "Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." (Yusuf Ziya Bahadınlı)
TAKLİT

Kelime Kökeni: Arapça taḳlīd

  1. [isim] Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma; öykünme
    • "Her memleket başkalarının yeniliklerini taklit ile başladığı intizama kendisinin eskiliklerini tahkik ile nihayet verir." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme
    • "Hele taklitleri? Kadın taklidi, Arap taklidi hepsini birbirinden güzel yapıyordu." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Benzetilerek yapılmış şey; imitasyon
ARITIŞ

  1. [isim] Arıtmak işi
OTOMAN

Kelime Kökeni: Fransızca ottoman

  1. [isim] Bir tür ipekli kumaş
  2. Sedir biçiminde kanepe
AĞIMLI

  1. [sıfat] Ağımı olan (ayak)
BUNDAN

  1. bu nedenle
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü