İçinde ağ olan 9 harfli 155 kelime var. İçerisinde AĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞDAŞMAZ

  1. [sıfat] Uyuşmaz, tutarsız
BAĞLANMAK

  1. [-e] Bağlama işine konu olmak
    • "Ceviz ağacının bir dalına bağlanmış salıncak, hafif hafif kıpırdanıyordu."
  2. Sevmek, içten bağlı olmak
    • "Ona bağlandığım kadar / Hiçbirine bağlanmadım / Sade kadın değil, insan" (Orhan Veli Kanık)
  3. Yalnızca belli bir işle uğraşmak
  4. [nesnesiz] Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek
    • "Gülseren abla yiğit kadın, Yıldırım'ın ölümünden sonra, bağlanan emekli maaşını kabul etmedi." (Ahmet Ümit)
  5. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak; angaje olmak
  6. [nesnesiz, mecaz] Beklenen şey elde edilmez olmak
YAĞLANMAK

  1. [nesnesiz] Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak
  2. Yağ oluşmak
    • "Kısacık boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş, toplanmış, yağlanmış bir hanım var." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Yağdan kirlenmek
    • "Saçlarını taramış, yakası pek yağlanan eski cübbesini değiştirmiş..." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Yağ sürünmek
    • "Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı." (Ömer Seyfettin)
OLAĞANLIK

  1. [isim] Olağan olma durumu
LAĞVOLMAK

Kelime Kökeni: Arapça laġv + Türkçe olmak

  1. [nesnesiz] Bakınız fesholmak
  2. Hükümsüz kılınmak
AĞILANMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız zehirlenmek
CANKULAĞI

  1. [isim, mecaz] Bakınız sırdaş
    • "Derdimizi dökecek bir dert ortağı, şikâyetimizi dinleyecek bir cankulağı bulunsun." (Abdülhak Şinasi Hisar)
BASBAYAĞI

  1. [sıfat] Alışılandan, bilinenden hiçbir farkı olmayan, bilindiği gibi
    • "Simitçi kumraldı, saçları dökülmüştü, evet basbayağı keldi adam." (Ahmet Ümit)
  2. [zarf] Bakınız ciddi ciddi
    • "Ayol, hakkın varmış efendi, kız buhran geçiriyor; buhran muhran değil, çıldırmış basbayağı!" (Refik Halit Karay)
AĞIRLIKLI

  1. [sıfat] Ağırlığı olan
  2. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan
  3. Çoğunluğu oluşturan
AĞAÇDELEN

  1. [isim, hayvan bilimi] Yuva yapmak için ağaçları oyan böcek
BAĞDAŞMAK

  1. [-le] Bakınız uymak
    • "Gerçekle bağdaşmayan ihtiraslar, insanın duygusunu hüzünden tedirginliğe hatta tiksintiye kadar zorluyor." (Tarık Buğra)
  2. Çocuk oyunlarında arkadaş olmak
  3. [-e] Bağdaş kurup oturmak
    • "İçeride peykelere bağdaşmış, sarıkları kirli, sakalları seyrek, kara sarı ihtiyarlar." (Attilâ İlhan)
BAĞLATMAK

  1. [-i] Bağlama işini yaptırmak
    • "Şu telefonu bağlatmış olsan haberin olurdu, diyerek içeri girdi." (Nihal Yeğinobalı)
GÖKKUŞAĞI

  1. [isim, meteoroloji] Yağmur damlacıklarından geçen güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü; alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, gelinkuşağı, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, yağmurkuşağı, alaimisema
    • "Gözlükleri pencerelerden yansıyan ışık kırılmalarıyla çevresine gökkuşağı renkleri saçıyor." (Attilâ İlhan)
AĞIRBAŞLI

  1. [sıfat, mecaz] Davranışları ölçülü, olgun (kimse); ağır, vakarlı, vakur, ciddi, hoppa karşıtı
    • "Büyüdükçe sabırlı, ağırbaşlı bir insan oldu." (Yusuf Atılgan)
  2. [mecaz] Değeri çok olan; ağır
    • "Taşralarda ağırbaşlı kitaplar okumaya kalkışan öğrencileri, arkadaşları sarakaya alır." (Salâh Birsel)
  3. Gösterişli olan
BAĞRILMAK

  1. [-e] Bağırma işi yapılmak
    • "Martı'ya beş metre kala “mayna!” diye bağrıldı." (Halikarnas Balıkçısı)
YAĞSIZLIK

  1. [isim] Yağsız olma durumu
BAĞSIZLIK

  1. [isim] Bağsız olma durumu
SAĞLIKSAL

  1. [sıfat] Sağlıkla ilgili; hijyenik
AĞAÇLAMAK

  1. [-i] Bakınız ağaçlandırmak
    • "... geniş ana yollarını ağaçlamak, her gün on binlerce aracın ve yayanın geçtiği o ana yolları yeşil gölgeli yüce ağaçlarla bezemek ..." (Burhan Arpad)
EBEKUŞAĞI

  1. [isim, meteoroloji] Bakınız gökkuşağı
    • "Şimdi çağlayanlar üstüne mayıs güneşi ebekuşağından köprüler atmış." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü