İçinde ağ olan 9 harfli 155 kelime var. İçerisinde AĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞDAŞMAZ
-
-
[sıfat]
Uyuşmaz, tutarsız
-
[sıfat]
Uyuşmaz, tutarsız
- BAĞLANMAK
-
-
[-e]
Bağlama işine konu olmak
- "Ceviz ağacının bir dalına bağlanmış salıncak, hafif hafif kıpırdanıyordu."
-
Sevmek, içten bağlı olmak
- "Ona bağlandığım kadar / Hiçbirine bağlanmadım / Sade kadın değil, insan"
-
Yalnızca belli bir işle uğraşmak
-
[nesnesiz]
Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek
- "Gülseren abla yiğit kadın, Yıldırım'ın ölümünden sonra, bağlanan emekli maaşını kabul etmedi."
-
Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak; angaje olmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Beklenen şey elde edilmez olmak
-
[-e]
Bağlama işine konu olmak
- YAĞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak
-
Yağ oluşmak
- "Kısacık boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş, toplanmış, yağlanmış bir hanım var."
-
Yağdan kirlenmek
- "Saçlarını taramış, yakası pek yağlanan eski cübbesini değiştirmiş..."
-
Yağ sürünmek
- "Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı."
-
[nesnesiz]
Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak
- OLAĞANLIK
-
-
[isim]
Olağan olma durumu
-
[isim]
Olağan olma durumu
- LAĞVOLMAK
-
Kelime Kökeni: Arapça laġv + Türkçe olmak
-
[nesnesiz]
Bakınız fesholmak
-
Hükümsüz kılınmak
-
[nesnesiz]
Bakınız fesholmak
- AĞILANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız zehirlenmek
-
[nesnesiz]
Bakınız zehirlenmek
- CANKULAĞI
-
-
[isim, mecaz]
Bakınız sırdaş
- "Derdimizi dökecek bir dert ortağı, şikâyetimizi dinleyecek bir cankulağı bulunsun."
-
[isim, mecaz]
Bakınız sırdaş
- BASBAYAĞI
-
-
[sıfat]
Alışılandan, bilinenden hiçbir farkı olmayan, bilindiği gibi
- "Simitçi kumraldı, saçları dökülmüştü, evet basbayağı keldi adam."
-
[zarf]
Bakınız ciddi ciddi
- "Ayol, hakkın varmış efendi, kız buhran geçiriyor; buhran muhran değil, çıldırmış basbayağı!"
-
[sıfat]
Alışılandan, bilinenden hiçbir farkı olmayan, bilindiği gibi
- AĞIRLIKLI
-
-
[sıfat]
Ağırlığı olan
-
Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan
-
Çoğunluğu oluşturan
-
[sıfat]
Ağırlığı olan
- AĞAÇDELEN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Yuva yapmak için ağaçları oyan böcek
-
[isim, hayvan bilimi]
Yuva yapmak için ağaçları oyan böcek
- BAĞDAŞMAK
-
-
[-le]
Bakınız uymak
- "Gerçekle bağdaşmayan ihtiraslar, insanın duygusunu hüzünden tedirginliğe hatta tiksintiye kadar zorluyor."
-
Çocuk oyunlarında arkadaş olmak
-
[-e]
Bağdaş kurup oturmak
- "İçeride peykelere bağdaşmış, sarıkları kirli, sakalları seyrek, kara sarı ihtiyarlar."
-
[-le]
Bakınız uymak
- BAĞLATMAK
-
-
[-i]
Bağlama işini yaptırmak
- "Şu telefonu bağlatmış olsan haberin olurdu, diyerek içeri girdi."
-
[-i]
Bağlama işini yaptırmak
- GÖKKUŞAĞI
-
-
[isim, meteoroloji]
Yağmur damlacıklarından geçen güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü; alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, gelinkuşağı, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, yağmurkuşağı, alaimisema
- "Gözlükleri pencerelerden yansıyan ışık kırılmalarıyla çevresine gökkuşağı renkleri saçıyor."
-
[isim, meteoroloji]
Yağmur damlacıklarından geçen güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü; alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, gelinkuşağı, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, yağmurkuşağı, alaimisema
- AĞIRBAŞLI
-
-
[sıfat, mecaz]
Davranışları ölçülü, olgun (kimse); ağır, vakarlı, vakur, ciddi, hoppa karşıtı
- "Büyüdükçe sabırlı, ağırbaşlı bir insan oldu."
-
[mecaz]
Değeri çok olan; ağır
- "Taşralarda ağırbaşlı kitaplar okumaya kalkışan öğrencileri, arkadaşları sarakaya alır."
-
Gösterişli olan
-
[sıfat, mecaz]
Davranışları ölçülü, olgun (kimse); ağır, vakarlı, vakur, ciddi, hoppa karşıtı
- BAĞRILMAK
-
-
[-e]
Bağırma işi yapılmak
- "Martı'ya beş metre kala “mayna!” diye bağrıldı."
-
[-e]
Bağırma işi yapılmak
- YAĞSIZLIK
-
-
[isim]
Yağsız olma durumu
-
[isim]
Yağsız olma durumu
- BAĞSIZLIK
-
-
[isim]
Bağsız olma durumu
-
[isim]
Bağsız olma durumu
- SAĞLIKSAL
-
-
[sıfat]
Sağlıkla ilgili; hijyenik
-
[sıfat]
Sağlıkla ilgili; hijyenik
- AĞAÇLAMAK
-
-
[-i]
Bakınız ağaçlandırmak
- "... geniş ana yollarını ağaçlamak, her gün on binlerce aracın ve yayanın geçtiği o ana yolları yeşil gölgeli yüce ağaçlarla bezemek ..."
-
[-i]
Bakınız ağaçlandırmak
- EBEKUŞAĞI
-
-
[isim, meteoroloji]
Bakınız gökkuşağı
- "Şimdi çağlayanlar üstüne mayıs güneşi ebekuşağından köprüler atmış."
-
[isim, meteoroloji]
Bakınız gökkuşağı