İçinde ağ olan 8 harfli 180 kelime var. İçerisinde AĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞLANTI

  1. [isim] İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması; ilişki, irtibat, bağlanak
    • "Kar yüzünden çevre ile bağlantı kesildi."
  2. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ; kontak
    • "Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma; angajman
  4. [bilişim] Bilgi, haber, görüntü vb.nin bir yerden başka bir yere iletilmesini sağlayan ağ sistemi; ilişim, link (II)
HANIMAĞA

  1. [isim] Aile işlerinde söz, itibar sahibi olan, sevgi ve saygı duyulan, genellikle çift çubuk, geniş arazi sahibi, varlıklı kadın
    • "Amacı birkaç tane kamyon almak olan hanımağanın yanında takım elbiseli bir sağ kolu da var, ancak sağ kol bir önceki stantta satıcıyla konuşurken hanımağa başka bir stanttaki kamyonlara bakmak üzere ilerlemiş." (Alp Beyce)
  2. Kadınlar koğuşunda kalanlara baskıyla hükmeden, onların eşya ve mallarını yöneten kadın
    • "Hanımağa Kara Fatma da elleri arkasına bağlı volta atıyordu koğuş boyunca." (Yılmaz Yavuz)
  3. [mecaz] Hâl ve tavırlarıyla ağır başlı ve güçlü, işinde gücünde, becerikli kadın
    • "Kayınvalide de kızın annesi gibi emreden, hanımağa özelliğinde bir kadındı." (Arife Kalender Önel)
YAPAĞICI

  1. [isim] Yapağı alıp satan kimse; yapakçı
AĞLANMAK

  1. [nesnesiz] Ağlama işi yapılmak
    • "Atatürk'ün arkasından çok ağlandı."
ÇAĞRILIK

  1. [isim] Bakınız davetiye
    • "Kent yaşamının zorunlu sonucu herhangi bir yazara haftada en az dört beş resim sergisi için çağrılık gönderilir." (Aziz Nesin)
AĞDIRMAK

  1. [-i] Ağmasına sebep olmak
    • "Gazilerin gürz ve bozdoğan vuruşları cenk meydanının tozunu gökyüzüne ağdırdı." (Ahmet Şimşirgil)
  2. Yük veya terazide denge bozularak bir yanı yukarı gelmek
DAĞLATIŞ

  1. [isim] Dağlatmak işi
BAĞIMSIZ

  1. [sıfat] Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen (kimse); özerk
    • "Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı." (Necati Cumalı)
  2. Bakınız müstakil
  3. [isim] Herhangi bir kişiye, kuruluşa, partiye bağlı bağlılığı olmayan kimse vb.
    • "Bunun ötesinde büyükler ile bağımsızlar arasındaki denge veya dengesizlik bu süre içinde kendini bir faktör olarak belli edecektir." (İlhan Tekeli)
  4. [isim] Bakınız bağımsız milletvekili
    • "... grubu bulunmayan siyasal partiler ile bağımsızlar bütün komisyonlarda temsil edilmemektedirler." (Fahri Bakırcı)
DAĞARCIK

  1. [isim] Meşin torba
  2. [müzik] Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar; repertuvar
  3. [ruh bilimi] Bakınız bellek
    • "Dağarcıklarındaki üç beş yüz kelimeye yeni duydukları sekiz onu da eklenince bu iş pekâlâ oluyordu." (Tarık Buğra)
YAĞLAYIŞ

  1. [isim] Yağlamak işi
YAĞLIKÇI

  1. [isim, ağızlardan] Havlu, çevre, çamaşır vb. satan kimse
  2. Gelinlik, tel, duvak vb.ni kiraya veren kimse
SAĞLAMAK

  1. [-i] Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak; temin etmek
    • "Süngerciler altı aylık kumanyalarını sağlamak için boğazlarına dek borçlandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Elde etmek, sahip olmak
    • "O, sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti." (Yaşar Nabi Nayır)
  3. [matematik] Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak
BAĞIRTMA

  1. [isim] Bağırtmak işi
SAĞLIKÇI

  1. [isim] Sağlık işleriyle görevli kimse
AŞAĞILIK

  1. [isim] Aşağı olma durumu; adilik
  2. [sıfat] Aşağı olan; adilik
    • "Bazen en aşağılık bir romanı tabii olarak okur." (Halide Edip Adıvar)
AĞIRELLİ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız eli ağır
    • "Bu tarlada en kötü elli, en ağırelli bir insan bile otuz kırk kilo toplayabilirdi." (Yaşar Kemal)
DAĞITICI

  1. [isim] Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse; müvezzi
  2. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş; distribütör
  3. [teknik] Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt; distribütör
  4. [sıfat] Elektrik, sinyal, ses vb.ni birden fazla hedefe ayrı ayrı ileten
SAĞILMAK

  1. [nesnesiz] Sağma işine konu olmak
  2. Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek
    • "Kilimin kenarı sağıldı."
  3. Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek
    • "Yılan deliğe sağıldı."
DAĞALASI
...
BAĞCILIK

  1. [isim] Bağcının yaptığı iş
    • "Batılı araştırmacılar Anadolu’nun bağcılığın ana vatanı olduğu tezinde birleşmişlerdir." (Kâmil Toygar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü