İçinde ağ olan 7 harfli 136 kelime var. İçerisinde AĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TOSBAĞA
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kaplumbağa
- "Çölde karıncalar tosbağaları taşır, bunlar nedir ki diye bir yalan uyduruyor, oğluna yutturuyordu."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kaplumbağa
- AĞITSAL
-
-
[sıfat]
Ağıtla ilgili, ağıt özelliği taşıyan
- "Şiirlerin ağıtsal niteliği ağır basmaktadır."
-
[sıfat]
Ağıtla ilgili, ağıt özelliği taşıyan
- ÇAĞIRIŞ
-
-
[isim]
Çağırmak işi
-
[isim]
Çağırmak işi
- KURBAĞA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan
-
[isim, hayvan bilimi]
Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan
- NURDAĞI
-
-
[isim]
Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri
- DURAĞAN
-
-
[sıfat]
Yerini değiştirmeyen; hareketsiz, sabit
- "Sessizce gezinecek çevresinde, durağan bir yıldız gibi gökle birlikte dönecek o."
-
[mecaz]
Etkin olmayan, gelişmemiş
-
[sıfat, fizik]
Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen
-
[sıfat]
Yerini değiştirmeyen; hareketsiz, sabit
- AĞAÇSIZ
-
-
[sıfat]
Ağacı olmayan
- "Geven dikeni ağaçsız, kıraç yüksek yamaçların, tepelerin bitkisi olduğu kadar uçsuz bucaksız Anadolu bozkırlarının da bitkisidir."
-
[sıfat]
Ağacı olmayan
- ÇALKAĞI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çalkar
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çalkar
- ZAĞARCI
-
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti’nde padişahın av köpeklerini yetiştirmek ve bakmakla görevli kimse
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti’nde padişahın av köpeklerini yetiştirmek ve bakmakla görevli kimse
- AĞLAYIŞ
-
-
[isim]
Ağlamak işi
- "Hatırlattı bana, bir bayram sabahı / Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp ağlayışımı"
-
[isim]
Ağlamak işi
- EMİRDAĞ
-
-
[isim]
Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
- AĞLATMA
-
-
[isim]
Ağlatmak işi
- "Ağlatmayı geçtik, hiç değilse kendime güldürmeden çalabilsem."
-
[isim]
Ağlatmak işi
- BABADAĞ
-
-
[isim]
Denizli iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Denizli iline bağlı ilçelerden biri
- AKÇADAĞ
-
-
[isim]
Malatya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Malatya iline bağlı ilçelerden biri
- AĞAÇSIL
-
-
[sıfat]
Ağaçla ilgili olan
-
Ağaç türünden olan
-
[sıfat]
Ağaçla ilgili olan
- ELMADAĞ
-
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
- SAĞIMLI
-
-
[sıfat]
Bakınız sağmal
-
[sıfat]
Bakınız sağmal
- AĞIRLIK
-
-
[isim]
Ağır olma durumu; tartı
- "Taşın ağırlığı."
- "Yükün ağırlığı."
-
Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne
-
Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer
-
Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum
- "Havanın ağırlığı."
-
Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum
-
Bakınız takı
- "Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti."
-
Bakınız sorumluluk
- "Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim."
-
Bir kimse, bir grup vb.nin toplum içinde etkisinin fazla olması durumu
-
Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak
- "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli."
-
[ağızlardan]
Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan; kalın (II)
-
[mecaz]
Bakınız sıkıntı
- "Göğsümden asabi bir ağırlığın yükseldiğini, nefes aldırmayacak gibi boğazıma tıkandığını duyuyordum."
-
[mecaz]
Bakınız ağırbaşlılık
- "Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi."
-
[mecaz]
Değerli olma durumu
- "Hediyenin ağırlığı."
-
[mecaz]
Uyuşukluk ve gevşeklik durumu
- "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu."
-
[askerlik]
Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri
- "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum."
-
[fizik]
Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke; gravite
-
[spor]
Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori; sıklet
-
[isim]
Ağır olma durumu; tartı
- BAĞITÇI
-
-
[sıfat]
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan; âkit
- "Atatürk’ün büyük önem verdiği Balkan Antlaşması’na öteki bağıtçı devletler de aynı önem ve hevesle bağlanmışlardır."
-
[sıfat]
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan; âkit
- ZAĞLAMA
-
-
[isim]
Bakınız kılağılama
-
[isim]
Bakınız kılağılama