İçinde ağ olan 5 harfli 54 kelime var. İçerisinde AĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞLAK
-
-
[sıfat]
Sık sık ağlayan, ağlamayı huy edinmiş olan
- "Bana ne, onun sarı, parlak bir kumaşa sarınmış, ağlak suratlı bodur karısından?"
-
[sıfat]
Sık sık ağlayan, ağlamayı huy edinmiş olan
- OTAĞI
-
-
Bakınız otağ (otağ kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
-
Bakınız otağ (otağ kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
- YAĞSI
-
-
[sıfat]
Yağı andıran, yağa benzeyen, yağ gibi; yağımsı
-
[sıfat]
Yağı andıran, yağa benzeyen, yağ gibi; yağımsı
- YAĞLI
-
-
[sıfat]
Üzerinde veya içinde yağı olan
-
Yağı çok olan
- "Yiyecek maddelerinden yağlı bulgur pilavı, un helvası gibi yemekler hazırlanır."
-
Yağla yapılmış
- "Yağlı çörek."
-
Bakınız besili
- "Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun."
-
Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan
- "Uzun saçları eski redingotun yağlı yakasına dökülüyor."
-
[mecaz, teklifsiz konuşmada]
Bol ve kolay kazanç sağlayan
- "Yağlı bir iş."
-
[sıfat]
Üzerinde veya içinde yağı olan
- AĞYAR
-
Kelime Kökeni: Arapça aġyār
-
[isim, eskimiş]
Başkaları, yabancılar, eller
- "Kendini nasıl müdafaa edebilip yâr ve ağyar nazarında parlayacak?"
-
[isim, eskimiş]
Başkaları, yabancılar, eller
- LAĞIM
-
Kelime Kökeni: Arapça laġm
-
[isim]
Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal; geriz, keriz (II)
-
[tarih]
Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol; sıçan yolu
- "Eğrikapı, girmek için başlıca bir hedef olmuştu, oradan lağımlarla suru yıkmaya girişilmişti."
-
Maden, taş ocağı vb. yerlerde taşları atmak için kazılan dar yer altı yolu; sıçan yolu
-
[isim]
Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal; geriz, keriz (II)
- YAĞAR
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yağmur
- "Yüce dağların yağarı / Eridi kalmadı karı"
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yağmur
- FERAĞ
-
Kelime Kökeni: Arapça ferāġ
-
[isim, eskimiş]
Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme, terk etme
-
[hukuk]
Bir mülkü başkasına bırakma, başkasının üstüne geçirme
- "Fabrikanın ferağ ve intikal muamelesinin ikmal edildiği günün akşamı nikâhımız kıyıldı."
-
[isim, eskimiş]
Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme, terk etme
- AĞRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça aġrāż
-
[isim, eskimiş]
Garazlar
-
[isim, eskimiş]
Garazlar
- İBLAĞ
-
Kelime Kökeni: Arapça iblāġ
-
[isim, eskimiş]
Ulaştırma, eriştirme
-
Bir şeyin miktarını tamamlama
-
[isim, eskimiş]
Ulaştırma, eriştirme
- LAĞIV
-
Kelime Kökeni: Arapça laġv
-
[isim, eskimiş]
Bakınız fesih
- "Şehremaneti lağvına karar vermiş, dediler."
-
[hukuk]
Hükümsüz kılma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız fesih
- AĞILI
-
-
[sıfat]
Bakınız zehirli
-
[sıfat]
Bakınız zehirli
- DİMAĞ
-
Kelime Kökeni: Arapça dimāġ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız beyin
-
[isim, eskimiş]
Bakınız beyin
- SAĞIN
-
-
[sıfat, felsefe]
Doğruluk kuralına uygun olan
-
Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği, sahih
- "Sağın anlatım."
-
[sıfat, felsefe]
Doğruluk kuralına uygun olan
- SAĞIM
-
-
[isim]
Sağmak işi
-
Süt veren hayvan
- "Onun epey sağımı var."
-
[isim]
Sağmak işi
- SAĞIR
-
-
[sıfat]
İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
-
[mecaz]
Ses geçirmeyen
- "Adliyenin arka taraflarına isabet eden, şehrin gürültüsünü duymayan, sağır, mahfuz bir odasında idik."
-
[mecaz]
Isıyı az veren, geç ısınan
- "Sağır soba."
-
[mecaz]
Vurulduğu zaman gereği kadar ses vermeyen
- "Sağır davul."
-
İçi görülmeyen, donuk (cam)
-
[sıfat]
İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
- AĞMAK
-
-
[-e]
Sarkmak, aşağıya inmek
- "Hiç konuşmadan güneş batıya ağıncaya dek çalıştılar."
-
Yük vb. şeyler bir yana eğilmek
-
[-e]
Sarkmak, aşağıya inmek
- SAĞMA
-
-
[isim]
Sağmak işi
- "Umudu kırılınca boynu bükük, ahıra, ineği sağmaya indi."
-
[isim]
Sağmak işi
- ZAĞCI
-
-
[isim]
Bakınız kılağıcı
-
[isim]
Bakınız kılağıcı
- BAĞIN
-
-
[isim]
Bakınız iksa
-
[isim]
Bakınız iksa