İçinde ağ olan 5 harfli 54 kelime var. İçerisinde AĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞLAK

  1. [sıfat] Sık sık ağlayan, ağlamayı huy edinmiş olan
    • "Bana ne, onun sarı, parlak bir kumaşa sarınmış, ağlak suratlı bodur karısından?" (Adalet Ağaoğlu)
OTAĞI

  1. Bakınız otağ (otağ kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
YAĞSI

  1. [sıfat] Yağı andıran, yağa benzeyen, yağ gibi; yağımsı
YAĞLI

  1. [sıfat] Üzerinde veya içinde yağı olan
  2. Yağı çok olan
    • "Yiyecek maddelerinden yağlı bulgur pilavı, un helvası gibi yemekler hazırlanır." (Ahmet Kutsi Tecer)
  3. Yağla yapılmış
    • "Yağlı çörek."
  4. Bakınız besili
    • "Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun." (Osman Cemal Kaygılı)
  5. Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan
    • "Uzun saçları eski redingotun yağlı yakasına dökülüyor." (Ömer Seyfettin)
  6. [mecaz, teklifsiz konuşmada] Bol ve kolay kazanç sağlayan
    • "Yağlı bir iş."
AĞYAR

Kelime Kökeni: Arapça aġyār

  1. [isim, eskimiş] Başkaları, yabancılar, eller
    • "Kendini nasıl müdafaa edebilip yâr ve ağyar nazarında parlayacak?" (Nâzım Hikmet)
LAĞIM

Kelime Kökeni: Arapça laġm

  1. [isim] Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal; geriz, keriz (II)
  2. [tarih] Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol; sıçan yolu
    • "Eğrikapı, girmek için başlıca bir hedef olmuştu, oradan lağımlarla suru yıkmaya girişilmişti." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Maden, taş ocağı vb. yerlerde taşları atmak için kazılan dar yer altı yolu; sıçan yolu
YAĞAR

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız yağmur
    • "Yüce dağların yağarı / Eridi kalmadı karı" (Halk türküsü)
FERAĞ

Kelime Kökeni: Arapça ferāġ

  1. [isim, eskimiş] Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme, terk etme
  2. [hukuk] Bir mülkü başkasına bırakma, başkasının üstüne geçirme
    • "Fabrikanın ferağ ve intikal muamelesinin ikmal edildiği günün akşamı nikâhımız kıyıldı." (Reşat Nuri Güntekin)
AĞRAZ

Kelime Kökeni: Arapça aġrāż

  1. [isim, eskimiş] Garazlar
İBLAĞ

Kelime Kökeni: Arapça iblāġ

  1. [isim, eskimiş] Ulaştırma, eriştirme
  2. Bir şeyin miktarını tamamlama
LAĞIV

Kelime Kökeni: Arapça laġv

  1. [isim, eskimiş] Bakınız fesih
    • "Şehremaneti lağvına karar vermiş, dediler." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. [hukuk] Hükümsüz kılma
AĞILI

  1. [sıfat] Bakınız zehirli
DİMAĞ

Kelime Kökeni: Arapça dimāġ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız beyin
SAĞIN

  1. [sıfat, felsefe] Doğruluk kuralına uygun olan
  2. Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği, sahih
    • "Sağın anlatım."
SAĞIM

  1. [isim] Sağmak işi
  2. Süt veren hayvan
    • "Onun epey sağımı var."
SAĞIR

  1. [sıfat] İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
  2. [mecaz] Ses geçirmeyen
    • "Adliyenin arka taraflarına isabet eden, şehrin gürültüsünü duymayan, sağır, mahfuz bir odasında idik." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  3. [mecaz] Isıyı az veren, geç ısınan
    • "Sağır soba."
  4. [mecaz] Vurulduğu zaman gereği kadar ses vermeyen
    • "Sağır davul."
  5. İçi görülmeyen, donuk (cam)
AĞMAK

  1. [-e] Sarkmak, aşağıya inmek
    • "Hiç konuşmadan güneş batıya ağıncaya dek çalıştılar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Yük vb. şeyler bir yana eğilmek
SAĞMA

  1. [isim] Sağmak işi
    • "Umudu kırılınca boynu bükük, ahıra, ineği sağmaya indi." (Halide Edip Adıvar)
ZAĞCI

  1. [isim] Bakınız kılağıcı
BAĞIN

  1. [isim] Bakınız iksa
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü