İçinde usta olan 18 kelime var. İçerisinde USTA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında usta olan kelimeler listesine ya da sonu usta ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

USTABAŞILIK

10 Harfli Kelimeler

ULUSTAŞLIK, USTACASINA, USTALAŞMAK

9 Harfli Kelimeler

MAHSUSTAN, USTALAŞMA, USTALIKLA, USTALIKLI

8 Harfli Kelimeler

MUSTARİP, MUSTATİL, USTABAŞI

7 Harfli Kelimeler

SUSTALI, ULUSTAŞ, USTALIK

6 Harfli Kelimeler

RUSTAİ, USTACA

5 Harfli Kelimeler

SUSTA

4 Harfli Kelimeler

USTA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Usta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A S T U

4 Harfli Kelimeler

USAT, USTA

3 Harfli Kelimeler

AST, AUT, SUT, TAS

2 Harfli Kelimeler

AS, AT, SU, TA, TU, US, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

USTABAŞILIK

  1. [isim] Ustabaşı olma durumu
  2. Ustanın görevi
    • "İstinye doklarında çalışmış, ustabaşılık etmiş, sonra buraya takma bölgesi şefi olmuş." (Memduh Şevket Esendal)
USTALAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bir işi yapmakta usta durumuna gelmek
    • "İnsan bazı olayları yaşamanın heyecanını kaybedince, aynı olayları tekrar yaşarken daha ustalaşıyor..." (Oğuz Atay)
ULUSTAŞLIK

  1. [isim] Bakınız millettaşlık
USTACASINA

  1. [zarf] Bakınız ustaca
    • "Öyle de ustacasına beni bu kafese soktular ki düşündükçe delirecek oluyorum!" (Etem İzzet Benice)
USTALIKLI

  1. [sıfat] Ustalıkla yapılmış
    • "Frenkler yemek pişirme sanatına, güzel, leziz ve ustalıklı yemeklerle uğraşmaya gastronomi diyorlar." (İsmet Özel)
USTALIKLA

  1. [zarf] Bakınız ustaca
    • "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bakınız kurnazca
    • "Onlar huylarını ya bilmez ya açığa vurmaz ya ustalıkla gizler ya sarahatle duyurmaz ve bizi aldatabilirler." (Abdülhak Şinasi Hisar)
USTALAŞMA

  1. [isim] Ustalaşmak durumu
MAHSUSTAN

  1. [zarf] İsteyerek, özellikle
    • "Eve gelmeden her zamanki yolumdan saptım ve ıhlamurların altından geçtim, mahsustan." (Tarık Dursun K)
MUSTARİP

Kelime Kökeni: Arapça mużṭarib

  1. [sıfat] Bakınız muzdarip
MUSTATİL

Kelime Kökeni: Arapça mustaṭīl

  1. [isim, eskimiş, geometri] Bakınız dikdörtgen
    • "O siyah ağaç gövdesi, o mustatilin içine ne kadar güzel oturmuş." (Orhan Veli Kanık)
USTABAŞI

  1. [isim] Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse; formen
    • "Ustabaşı gülerek Baba Ferhat’ın yanına geldi, bir şeyler konuştular, sonra ustabaşı tamir odasının yanına gitti." (Orhan Kemal)
ULUSTAŞ

  1. [isim] Bakınız millettaş
USTALIK

  1. [isim] Usta olma durumu
  2. Becerikli olma durumu; el uzluğu
    • "Balık adamlıkta yirmi yıllık tecrübesine, ustalık ve alışkanlığına rağmen bir tuhaf heyecan duyuyordu." (Yaman Koray)
SUSTALI

  1. [sıfat] Sustası olan
    • "Elinde sustalı bir bıçakla köşeye oturdu." (Attilâ İlhan)
  2. [isim] Emniyet yayı olan çakı
RUSTAİ

Kelime Kökeni: Farsça rūstā + Arapça -ī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız köylü
    • "Fakat artık korunun rustai perisinden eser görmüyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [sıfat] Köylününkine benzer
    • "... Fikir Tepesi’nde rustai bir çiftlik evine benzeyen Nafi Baba Tekkesi’nin teşrifatsız, laubali, deryadil hâlini bir iki kere görmüş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
USTACA

  1. [sıfat] Ustaya yakışan
    • "Her zamanki gibi ustaca makyaj sayesinde yüzümü iyice benzetmişti." (Refik Erduran)
  2. [zarf] El uzluğu ile; ustalıkla, ustacasına
    • "Eve girişinden beri eksilmeyen gülüşü genişliyor, ellerini hızlı hızlı ovuşturuyor, ustaca çocuklaşıyor." (Tarık Buğra)
  3. Kurnaz bir biçimde
SUSTA

Kelime Kökeni: İtalyanca sosta

  1. [isim] Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
USTA

Kelime Kökeni: Farsça ustād

  1. [isim] Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse; hazık
    • "Nöbetçi, ustanın anasına ters ters baktı." (Nâzım Hikmet)
  2. Zanaat öğreticisi
    • "... ama ustama yiyecek öteberi almaya gittiğim bir öğleüstü böyle biri gelmişti dükkâna." (Faik Baysal)
  3. Zanaatçılar için ünvan
    • "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi." (Refik Halit Karay)
  4. [sıfat] Bakınız mahir
    • "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi." (Tarık Buğra)
  5. [tarih] Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi
  6. [mecaz] Akıl veren veya öğreten kimse
    • "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?" (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü