İçinde usta olan 18 kelime var. İçerisinde USTA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında usta olan kelimeler listesine ya da sonu usta ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
USTABAŞILIK
ULUSTAŞLIK, USTACASINA, USTALAŞMAK
MAHSUSTAN, USTALAŞMA, USTALIKLA, USTALIKLI
MUSTARİP, MUSTATİL, USTABAŞI
SUSTALI, ULUSTAŞ, USTALIK
RUSTAİ, USTACA
SUSTA
USTA
Usta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
USAT, USTA
3 Harfli Kelimeler
AST, AUT, SUT, TAS
2 Harfli Kelimeler
AS, AT, SU, TA, TU, US, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- USTABAŞILIK
-
-
[isim]
Ustabaşı olma durumu
-
Ustanın görevi
- "İstinye doklarında çalışmış, ustabaşılık etmiş, sonra buraya takma bölgesi şefi olmuş."
-
[isim]
Ustabaşı olma durumu
- USTALAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir işi yapmakta usta durumuna gelmek
- "İnsan bazı olayları yaşamanın heyecanını kaybedince, aynı olayları tekrar yaşarken daha ustalaşıyor..."
-
[nesnesiz]
Bir işi yapmakta usta durumuna gelmek
- ULUSTAŞLIK
-
-
[isim]
Bakınız millettaşlık
-
[isim]
Bakınız millettaşlık
- USTACASINA
-
-
[zarf]
Bakınız ustaca
- "Öyle de ustacasına beni bu kafese soktular ki düşündükçe delirecek oluyorum!"
-
[zarf]
Bakınız ustaca
- USTALIKLI
-
-
[sıfat]
Ustalıkla yapılmış
- "Frenkler yemek pişirme sanatına, güzel, leziz ve ustalıklı yemeklerle uğraşmaya gastronomi diyorlar."
-
[sıfat]
Ustalıkla yapılmış
- USTALIKLA
-
- USTALAŞMA
-
-
[isim]
Ustalaşmak durumu
-
[isim]
Ustalaşmak durumu
- MAHSUSTAN
-
-
[zarf]
İsteyerek, özellikle
- "Eve gelmeden her zamanki yolumdan saptım ve ıhlamurların altından geçtim, mahsustan."
-
[zarf]
İsteyerek, özellikle
- MUSTARİP
-
Kelime Kökeni: Arapça mużṭarib
-
[sıfat]
Bakınız muzdarip
-
[sıfat]
Bakınız muzdarip
- MUSTATİL
-
Kelime Kökeni: Arapça mustaṭīl
-
[isim, eskimiş, geometri]
Bakınız dikdörtgen
- "O siyah ağaç gövdesi, o mustatilin içine ne kadar güzel oturmuş."
-
[isim, eskimiş, geometri]
Bakınız dikdörtgen
- USTABAŞI
-
-
[isim]
Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse; formen
- "Ustabaşı gülerek Baba Ferhat’ın yanına geldi, bir şeyler konuştular, sonra ustabaşı tamir odasının yanına gitti."
-
[isim]
Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse; formen
- ULUSTAŞ
-
-
[isim]
Bakınız millettaş
-
[isim]
Bakınız millettaş
- USTALIK
-
-
[isim]
Usta olma durumu
-
Becerikli olma durumu; el uzluğu
- "Balık adamlıkta yirmi yıllık tecrübesine, ustalık ve alışkanlığına rağmen bir tuhaf heyecan duyuyordu."
-
[isim]
Usta olma durumu
- SUSTALI
-
-
[sıfat]
Sustası olan
- "Elinde sustalı bir bıçakla köşeye oturdu."
-
[isim]
Emniyet yayı olan çakı
-
[sıfat]
Sustası olan
- RUSTAİ
-
Kelime Kökeni: Farsça rūstā + Arapça -ī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köylü
- "Fakat artık korunun rustai perisinden eser görmüyorum."
-
[sıfat]
Köylününkine benzer
- "... Fikir Tepesi’nde rustai bir çiftlik evine benzeyen Nafi Baba Tekkesi’nin teşrifatsız, laubali, deryadil hâlini bir iki kere görmüş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köylü
- USTACA
-
-
[sıfat]
Ustaya yakışan
- "Her zamanki gibi ustaca makyaj sayesinde yüzümü iyice benzetmişti."
-
[zarf]
El uzluğu ile; ustalıkla, ustacasına
- "Eve girişinden beri eksilmeyen gülüşü genişliyor, ellerini hızlı hızlı ovuşturuyor, ustaca çocuklaşıyor."
-
Kurnaz bir biçimde
-
[sıfat]
Ustaya yakışan
- SUSTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca sosta
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
- USTA
-
Kelime Kökeni: Farsça ustād
-
[isim]
Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse; hazık
- "Nöbetçi, ustanın anasına ters ters baktı."
-
Zanaat öğreticisi
- "... ama ustama yiyecek öteberi almaya gittiğim bir öğleüstü böyle biri gelmişti dükkâna."
-
Zanaatçılar için ünvan
- "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi."
-
[sıfat]
Bakınız mahir
- "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi."
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi
-
[mecaz]
Akıl veren veya öğreten kimse
- "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?"
-
[isim]
Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse; hazık