İçinde U olan 4 harfli 272 kelime var. İçerisinde U harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında U harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu U harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TABU

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç
  2. [sıfat] Yasaklanarak korunan (nesne, kelime, davranış)
  3. [sıfat] Tekinsiz

UMAR

  1. [isim] Çare

KUFİ
...
ŞUFA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ön alım

UTLU

  1. [sıfat] İffetli

KULU
...
OLGU

  1. [isim] Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa
    • "Bilim yoluyla olguları kavrayıp sıralayabiliriz." (Orhan Hançerlioğlu)
  2. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey
  3. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş

YUVA

  1. [isim] Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak
    • "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Gerçi birçok flörtleri olmuş ama karar verip de içlerinden biriyle yuva kurmak cesaretini gösterememişti." (Haldun Taner)
    • "Hiç canını sıkma dedi, ben şimdi onun yuvasını yaparım!" (Orhan Kemal)
  2. Genellikle ailenin oturduğu ev
    • "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Hâlbuki genç bir kızla yuva yapmak, ölünceye kadar bahtiyar yaşamak için..." (Ömer Seyfettin)
  3. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu
  4. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer
  5. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk
    • "Diş yuvası. Kilit yuvası."
  6. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer
    • "Hırsız yuvası."
  7. Bir şeyin öğretildiği yer
    • "İrfan yuvası."
  8. Bir şeyin çok bulunduğu yer
    • "Bu oda böcek yuvası."

CURA

  1. [isim] Mızrap ile çalınan iki veya üç teli olan halk sazı
  2. Bir çeşit küçük atmaca
  3. [sıfat] Ufak tefek, gelişmemiş

PUMA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Dağ aslanı

HURİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Cennette yaşadığına inanılan kız
    • "Aydan arıdır yüzleri / Misk amberdir sözleri / Cennette huri kızları." (Yunus Emre)

UHDE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev
    • "Bu işi tek bir kişiye verseniz yine uhdesinden gelir çünkü yapacağı bellidir." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Kulübün masrafını Türk azalar uhdelerine almışlardır." (Ömer Seyfettin)
  2. Sorumluluk

OLUR

  1. [sıfat] Olabilir
    • "Bu olur iş mi?"
    • "Olur ki kıza bir söz atar, olur ki sarkıntılık ederler." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Olur tesadüf değil, dün Büyükada iskelesinde karşı karşıya gelince şaşırakaldım." (Refik Halit Karay)
  2. [isim] Onay, tasdik, yapabilme izni
  3. [edat] “Evet” anlamında bir kabul sözü
    • "Gazeteyi okur musun? -Olur."

OKÇU

  1. [isim] Ok yapan veya satan kimse
  2. Okçuluk sporunu yapan kimse, kemankeş

RUBA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Giysi, giyecek, urba

VURU

  1. [isim] Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı, vuruş

FUTA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İpekli peştamal
    • "Karşı kahvenin çırağı bacağındaki zıpkasını örten futasıyla dört kahve getirdi." (Memduh Şevket Esendal)

OYUN

  1. [isim] Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence
    • "Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."
    • "Ömer de bizimle idi ama oyunumu bozacağı için sana yüzünü göstermemiştim." (Refik Halit Karay)
    • "Millî takım güzel bir oyun çıkardı."
    • "Kendisine oyun ettim diye, benden kuşkulandığı hâlde gene bana başvuruyor." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Kumar
    • "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar." (Peyami Safa)
  3. Şaşkınlık uyandırıcı hüner
    • "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."
  4. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi
  5. Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü
    • "Zeybek oyunu."
    • "Büyük annem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor." (Halide Edip Adıvar)
  6. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes
  7. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma
    • "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."
  8. Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket
  9. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç
  10. Hile, düzen, desise, entrika
    • "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir." (Haldun Taner)

UMRE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme

SULP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bel kemiği, omurga
    • "Yarım asır evvel göç etmiş Çekoslovak Yahudisi bir babanın sulbünden geliyordu." (Haldun Taner)
  2. Döl, nesil, zürriyet
  3. [sıfat] Katı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü