İçinde U olan 4 harfli 272 kelime var. İçerisinde U harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında U harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu U harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YUVA

  1. [isim] Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak
    • "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Gerçi birçok flörtleri olmuş ama karar verip de içlerinden biriyle yuva kurmak cesaretini gösterememişti." (Haldun Taner)
    • "Hiç canını sıkma dedi, ben şimdi onun yuvasını yaparım!" (Orhan Kemal)
  2. Genellikle ailenin oturduğu ev
    • "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Hâlbuki genç bir kızla yuva yapmak, ölünceye kadar bahtiyar yaşamak için..." (Ömer Seyfettin)
  3. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu
  4. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer
  5. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk
    • "Diş yuvası. Kilit yuvası."
  6. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer
    • "Hırsız yuvası."
  7. Bir şeyin öğretildiği yer
    • "İrfan yuvası."
  8. Bir şeyin çok bulunduğu yer
    • "Bu oda böcek yuvası."

SUVA
...
RÜKU
...
UMAR

  1. [isim] Çare

USLU

  1. [sıfat] Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı
    • "Uslu ve çekingen huyum ne kendimi ne de nafakamı herhangi bir sert hareketle savunmaya asla müsait değildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Sizin gitmeyeceğinizi bildiği için uslu oturacaktır." (Aka Gündüz)
  2. [zarf] Uysal bir biçimde
  3. Akıllı, zeki
    • "Gören bizi sanır deli / Usludan yeğdir delimiz." (Anonim şiir)

OTÇU

  1. [isim] Köylerde hekimlik yapan kimse
    • "Sonbahar sonları olduğu için orada ancak iki ihtiyar otçu ile bir bahçıvan iskambil oynuyorlardı." (Osman Cemal Kaygılı)

YUMA

  1. [isim] Yumak işi veya durumu

MUDİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bankaya para yatıran kimse
  2. Emanet bırakan kimse

RUMİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz, yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme

BURS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para
    • "Öğrenimini tamamlaması için devlet bursuyla Almanya'ya gönderiliyor." (Necati Cumalı)
  2. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri

FUAR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi

ACUN

  1. [isim] Dünya

BURÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı
    • "Surun yıkık burçlarından baykuşlar gülüyor." (Haldun Taner)
  2. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad
  3. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılan bir motor parçası

KAMU

  1. [isim] Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü
  2. Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme
    • "Çevre koruması sorunları İsveç kamusunun bilincine ve hatta bilinçaltına sinmiş." (Haldun Taner)
  3. [sıfat] Hep, bütün
    • "Biz kimseye kin tutmayız / Kamu âlem birdir bize." (Yunus Emre)

PUŞT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Eş cinsel erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden sapık erkek çocuk
    • "Bu gurbet ellerde candan usandım / El kahrını çekmede ömrüm puşt oldu." (Halk türküsü)
  2. [ünlem] Ağır ve kaba sövgü sözü

GURK

  1. [isim] Kuluçka
  2. Erkek hindi

OYUK

  1. [isim] Oyulmuş, içi boş ve çukur olan yer
    • "Birbirine karışmış nal oyuklarından gündüz beş on kişilik bir devriyenin geçip gittiği anlaşılıyordu." (Falih Rıfkı Atay)

ŞURA

  1. [isim] Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer
    • "Şuraya oturmuştu."

ALPU
...
ÇOĞU

  1. [zamir] Bir şeyin büyük bölümü
    • "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "İkinci defa düğünümüzden bahsettim: -Biraz daha sabret Sara dedi. Çoğu gitti azı kaldı." (Aka Gündüz)
  2. Çok kimse
    • "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim." (Ahmet Hamdi Tanpınar)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü