İçinde F olan 5 harfli 400 kelime var. İçerisinde F harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında F harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu F harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FENCİ

  1. [isim] Fenle uğraşan kimse
  2. Fen konularında ders veren öğretmen

FIRÇA

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılan araç
    • "Yer yer kireç artıkları ve fırça çizgileri duruyor." (Refik Halit Karay)
    • "Fırça gibi sert, gür saçları kırlaşıyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Resim yapma sanatı ve biçimi
  3. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası

FİLİZ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yeni sürmüş körpe ve küçük dal veya yaprak, sürgün
    • "Yeşil çeltik filizleri bir parmak uzunluktaydı." (Yahya Kemal)
    • "O sene ise buğday ekmişler, tam filiz verecekken Sakarya taşmış, yirmi gün çekilmemişti." (Sait Faik Abasıyanık)

FİLOZ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Balıkçıların ağları su yüzünde tutmak için kullandıkları kabak veya mantardan yapılmış ağ şamandırası

FODUL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Üstünlük taslayan, kibirlenen

FETİH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma

İĞFAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kadını aldatma, baştan çıkarma
  2. Aldatma, ayartma, kandırma, baştan çıkarma
    • "Bir genç kızı izdivaç vaadiyle iğfal etmiş bir adamın mesuliyetini, vicdan azabını ve nihayet hicabını duyuyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ENFES

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Çok güzel, en güzel
    • "Eline sağlık, ağacığım, sütlaç enfesti." (Yusuf Ziya Ortaç)

İFSAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Düzeni bozma, karışıklık çıkarma
  2. Kargaşalık

FALCI

  1. [isim] Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse
    • "Falcılar, gelecekte olacakları bir bir bilir ve söyler." (Abdülhak Şinasi Hisar)

FÜNYE

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Barut vb. patlayıcı maddeleri ateşlemek için kullanılan kapsül
  2. Topu ateşlemek için falya deliğine konulan araç

ELYAF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli madde
  2. [sıfat] Bu maddeden yapılmış

FAGOT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Tahtadan parçaları uç uca takılı, uzun bir boru biçiminde, perdeli bir üflemeli çalgı

KAFES

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme
    • "Kuş kafesi."
    • "O, ya birisini batırmak yahut da kafese koymak için ziyafet çekerdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme
    • "Aslan kafesi."
  3. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper
    • "Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti
  5. Hapishane
  6. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer

LAFIZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Söz, kelime
    • "Lafız ve mana, tıpkı eskisi gibi birbirinden ayrı telakki ediliyor." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Yasanın sözle anlatmak, bildirmek istediği anlam

SAYFA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri, sahife
    • "Sayfayı öyle sıkı bağlardı ki satırlar âdeta birbirine kenetlenirdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Gazete, dergi vb. yayınlarda özel bir alan için ayrılmış bölüm
    • "Sanat sayfası."
  3. Konu

GÜFTE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Müzik eserlerinin yazılı metni, söz
    • "Sanatçı dostum bestelerinin güftelerini de kendi yazardı." (Çetin Altan)

TERFİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Derece, makam bakımından yükselme
  2. Yükseltme
    • "Zafer üzerine orduda terfiler yapılmıştı." (Falih Rıfkı Atay)

VASIF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Nitelik
    • "Sonunda komutanlık vasıflarını göstermek fırsatını bulmalıydı." (Falih Rıfkı Atay)

EŞRAF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir yerin zenginleri, sözü geçenler, ileri gelenler
    • "Öte taraftan da ileri fikirlerim kasaba eşrafını kuşkulandırmaya başlamıştı." (Reşat Nuri Güntekin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü