İçinde F olan 4 harfli 149 kelime var. İçerisinde F harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında F harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu F harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ALFA

Kelime Kökeni : Yunanca

  1. [isim] Yunan alfabesinin birinci harfi

MUAF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bağışlanmış, affedilmiş
    • "Askerlikten muaf tutuldu."
  2. Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış
  3. Özgür, serbest

FEVÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İnsan kalabalığı

KAFA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İnsan başı, ser
    • "İpini koparmış aylakla, çiçeği burnunda asistan, dejenere mirasyedi ile ağır işçi, burada dirsek dirseğe kafa cilalardı." (Haldun Taner)
    • "Benimle kafa çekmenin onlar için pek keyifli olduğunu sanmıyorum." (Erhan Bener)
    • "Ona birisi kafayı çekmekte olduğunu söyleseydi, kılı bile kıpırdamazdı." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya, kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları için suçlu aramaya..." (Tarık Buğra)
  2. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü
    • "Bir dakika kafamı dinleyip başka şeylerden bahsetmek ihtiyacı duyduğum zaman..." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Saz, söz başlasın, içki ile kafalar iyice dumanlansın, cümbüş tam kıvamını bulsun." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Ahmet de bize varır varmaz kafayı yere vurdu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu
  4. Mekanik bir bütünün parçası
    • "Distribütör kafası."
  5. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek
    • "Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş." (Yahya Kemal Beyatlı)
  6. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet
    • "Kalbi ve kafasıyla daima yeni, daima genç kaldı." (Yusuf Ziya Ortaç)

FIÇI

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap
    • "Su, kocaman fıçılara doldurulup arabalarla Beykoz'a getirilir." (Salâh Birsel)
  2. [sıfat] Bu kabın alabileceği miktarda olan

FİLM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit
    • "Sanki buraya film çevirmeye gelmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü
  3. Sinemalarda gösterilen eser
  4. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak

FERZ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Satranç oyununda vezir

TAYF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Görüntü, hayalet, ruh
    • "Orada ezelî efsanelerini yaşayan binlerce tayf vardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü
    • "Güneşin tayfı, biçmenin köşesinden tabanına doğru sıra ile şu renkleri gösterir: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor."

AFAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ufuklar
    • "Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, / Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var." (Mehmet Akif Ersoy)

ESEF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Üzüntü, kaygı, tasa
    • "Ötekilerin yüzünde, onunki gibi esefle karışmamış, bambaşka bir öfke vardı." (Tarık Buğra)
  2. Acınma, üzülme
  3. Yerinme

FAKR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yoksulluk, fukaralık

FENT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Düzen, hile

FOTO

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Işık

SÜLF

Kelime Kökeni : Latince

  1. [isim] Kükürt

ATIF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yöneltme, çevirme
  2. İlişkili bulma
  3. Gönderme

FAÇA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] İskambil destesinin en altındaki kâğıt
  2. Yüz, çehre, surat
  3. Giysi
  4. Yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm

FULE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Adım aralığı
    • "Şimdi geniş fulelerle bayır aşağı koşarken, aferin be, hamlamamışız, diyordu." (Haldun Taner)

FARS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Güldürü

YAFA

  1. [isim] Kalın kabuklu, çekirdekli bir tür portakal

FANİ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü