İçinde A olan 5 harfli 2822 kelime var. İçerisinde A harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında A harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu A harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞNAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sayım vergisi

AMELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gündelikle çalışan işçi, emekçi
    • "Tuğla harmanındaki ameleler etrafı aradılar." (Sait Faik Abasıyanık)

BUDAK

  1. [isim] Ağacın dal olacak sürgünü
  2. Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm

FANTA

  1. [isim] Mavimsi yeşil renkli bir tür baştankara

KAPUZ

  1. [isim] Kanyon
  2. İçine girilmeyen sık orman

KISKA

  1. [isim] Arpacık soğanı

LADES

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırması, birinin bir şeyi "aklımda" veya "hatırımda" demeden ötekinden almasıyla yenik sayılmasıyla biten oyun, lades oyunu
    • "Lades tutuşmadık ki her defasında hatırımda diyorsun." (Abdülhak Şinasi Hisar)

MOZAK

  1. [isim] Domuz yavrusu

ORTAY

  1. [sıfat] Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi)
  2. Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi)

PİLAV

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılan bir yemek
    • "Servis tabağını pilavla doldurdu, tepesine de kale burcu gibi etleri dikti." (Muammer İzgü)

SAÇLI

  1. [sıfat] Saçı olan
    • "Ak saçlı. Sarı saçlı."

SAHAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İçinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kap
  2. Derinliği az olan kap
    • "Büyük bir bakır sahan içinde tarhana çorbası vardı." (Necati Cumalı)

SAHİH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Gerçek, doğru, sağın, hakiki
    • "Gazeteler bir şey yazmadılar, bize resmî, sahih hiçbir malumat vermiyorlar." (Memduh Şevket Esendal)

SALİK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bir yola giren, bir yolda giden
    • "Güreşe merak sardı. Bir dine salik olanların fanatizmi ile güreş âşığı kesildi." (Haldun Taner)
  2. Bir tarikata bağlanan

TADIM

  1. [isim] Tadına bakmak için bir şeyden ağza alınan miktar
  2. Tat alma yetisi

TİRAT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça
  2. Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi
    • "Nina romantik bir tiradı andıran anlatışı kesti." (Refik Halit Karay)
  3. Uzun ve tumturaklı konuşma
    • "Hayatın insafsızlığı ile başlayan bir yakınma tiradı, sizin beceriksizliğinize dayanır." (Haldun Taner)

VİRAJ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir yolun kıvrıldığı yer, büküntü, dönemeç
    • "Bu dönüm noktası ... meğer bir ölüm virajı imiş!" (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Memur, geç işareti verince gaza bastı ve virajı umduğundan güzel aldı." (Haldun Taner)

ZAYIF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan)
    • "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım." (Sermet Muhtar Alus)
    • "Güya bu sene biraz zayıf düşmüşüm." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Muhalefeti hep zayıf düşüren, muhalefeti hep hedefinden uzaklaştıran kusur, ondaki bu sonsuz kanma ve aldanma huyudur." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Kendisini en zayıf yerinden yakalamak istediğinden şüphelenir gibi." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Görevini yapacak yeterli gücü olmayan
    • "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."
  3. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan
    • "Zayıf bir yapı."
  4. Önemli, güvenilir olmayan
    • "Zayıf bir bilgi."
  5. Çok az
    • "Zayıf bir ihtimal."
  6. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan
    • "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."
  7. [isim] Başarısızlığı gösteren not
  8. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz
    • "Zayıf bir öğretmen."
  9. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan
    • "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu." (Aka Gündüz)

ADINA

  1. [zarf] Bir şeyin veya bir kimsenin namına, hesabına, yerine
    • "Haklı bir öfke adına da olsa bir insandan aklını yüreğinden ayırması istenemez." (Sabahattin Eyuboğlu)

ARTMA

  1. [isim] Artmak işi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü