İçinde şa olan 8 harfli 167 kelime var. İçerisinde ŞA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şa olan kelimeler listesine ya da sonu şa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A Ş
2 Harfli Kelimeler
AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BOŞALTIŞ
-
-
[isim]
Boşaltmak işi
-
[isim]
Boşaltmak işi
- ÇARŞAFÇI
-
-
[isim]
Çarşaf yapan veya satan kimse
-
[isim]
Çarşaf yapan veya satan kimse
- ŞAKKOLMA
-
-
[isim]
Şakkolmak işi
-
[isim]
Şakkolmak işi
- YAŞARLIK
-
-
[isim]
Bakınız hayatiyet
-
[isim]
Bakınız hayatiyet
- ŞİPŞAKÇI
-
-
[isim]
Şehir ve kasaba meydanlarına kurdukları üçayak ve üzerindeki ahşap sandıklı fotoğraf makineleriyle şipşak çekim yapan kimse; şipşak, alaminütçü
- "Taksim'de bir şipşakçının çektiği küçük bir resmimiz vardı."
-
[isim]
Şehir ve kasaba meydanlarına kurdukları üçayak ve üzerindeki ahşap sandıklı fotoğraf makineleriyle şipşak çekim yapan kimse; şipşak, alaminütçü
- BAŞARMAK
-
-
[-i]
Bir işi istenilen bir biçimde bitirmek; muvaffak olmak
- "Birçok şeyi unutabilmeyi istediğim çok zamanlarım oldu ama bunu bir türlü başaramadım."
-
[-i]
Bir işi istenilen bir biçimde bitirmek; muvaffak olmak
- BOŞANMAK
-
-
[-den]
Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
- "Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?"
-
Hayvan başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak; boşalmak
- "Cemşir, zincirinden boşanmış ayı hıncıyla merdiveni bir solukta indi…"
-
[nesnesiz]
Kan, su, ter, gözyaşı, yağmur vb. sıvılar aniden ve şiddetle akmaya, dökülmeye başlamak
- "Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor."
-
[nesnesiz]
Baskı altında gergin duran bir şey birden ve hızla kurtulmak
- "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı."
-
[nesnesiz]
Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak
- "Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?"
-
[ağızlardan]
Kıyafet, ruh hâli vb. şeylerden kurtulmak
- "Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı."
-
[mecaz]
Bir süre kendini tuttuktan sonra aniden ağlamaya başlamak
- "Kimseciklerin olmadığını anlayınca bir boşandı, bir boşandı ... Çoktandır, belki yirmi yıldır böyle ağlamamıştı."
-
[-den]
Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
- MÜŞAVERE
-
Kelime Kökeni: Arapça muşāvere
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışma
- SARMAŞAN
-
-
[sıfat, bitki bilimi]
Bakınız sarılgan
-
[sıfat, bitki bilimi]
Bakınız sarılgan
- BOŞALTIM
-
-
[isim]
Boşaltmak işi; boşaltı
-
Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri
-
[biyoloji]
Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması; ifrağ
-
[isim]
Boşaltmak işi; boşaltı
- TEFRİŞAT
-
Kelime Kökeni: Arapça tefrīşāt
-
[isim, eskimiş]
Döşeme işleri
-
Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü
- "Görüyorum ki salonun tefrişatı henüz tamamlanmamış. Bütün koltuklar yerleştirildikten sonra tekrar geliriz."
-
[isim, eskimiş]
Döşeme işleri
- ŞAPKALIK
-
-
[isim]
Şapka koymaya yarayan şey veya yer
-
[sıfat]
Şapka yapmaya elverişli
- "Şapkalık kumaş."
-
[isim]
Şapka koymaya yarayan şey veya yer
- OKŞATMAK
-
-
[-e, -i]
Okşama işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Okşama işini yaptırmak
- ŞAİBESİZ
-
-
[sıfat]
Şaibesi olmayan
-
[sıfat]
Şaibesi olmayan
- MAŞALAMA
-
-
[isim]
Maşalamak işi
-
[isim]
Maşalamak işi
- MAŞATLIK
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhed + Türkçe -lık
-
[isim]
Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı
- "Maşatlığın ince bir yosun tabakasıyla örtülü mermerleri güneşle kızıyor, tatlı bir göbek taşı sıcaklığı alıyordu."
-
[isim]
Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı
- ŞAŞARLIK
-
-
[isim]
Doğru olandan, olması gerekenden uzaklaşma durumu
- "Satışlarında biraz tilkiliği, teraziden şaşarlığı vardı ama kalbi Sahra’ya göre daha yumuşaktı."
-
[isim]
Doğru olandan, olması gerekenden uzaklaşma durumu
- ŞARKIŞLA
-
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
- KEHKEŞAN
-
Kelime Kökeni: Farsça kehkeşān
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Samanyolu
- "... geceleyin göğü saran yıldızlar, nice gök cismi, Kehkeşanlar hep aynı bıkılmaz görüntüsüyle üzerinde duruyordu."
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Samanyolu
- MEFRUŞAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mefrūşāt
-
[isim]
Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gereklihalı, kilim, koltuk vb. eşya; döşeme
- "Burası, yeni mefruşatla döşenmiş zarif bir yatak odası."
-
[isim]
Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gereklihalı, kilim, koltuk vb. eşya; döşeme