İçinde şa olan 7 harfli 133 kelime var. İçerisinde ŞA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şa olan kelimeler listesine ya da sonu şa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A Ş

2 Harfli Kelimeler

AŞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

LEFKOŞA

  1. [isim] Kıbrıs Adası'nın en büyük şehri; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti
MÜŞABİH

Kelime Kökeni: Arapça muşābih

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız benzer
    • "Hatta bir halıdaki mukabil iki şekilden bile biri diğerine tamamıyla müşabih değildir." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
YAŞANAK

  1. [isim] Bakınız kuvöz
KOŞALTI

  1. [isim, ağızlardan] İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama
BOŞANMA

  1. [isim] Boşanmak işi
    • "Burnundan kanlar boşanmaya başladı." (Nâzım Hikmet)
  2. Eşlerden birinin boşanma ilamı almasıyla evlilik birliğinin son bulması
    • "Aylin böyle bir şey isteyemez çünkü benim ailemde boşanma asla kabul edilemez." (Ayşe Kulin)
ŞAPIRTI

  1. [isim] Öperken veya yemek yerken çıkan sesin adı
    • "Bir müddet yalnız dudakların şapırtısı işitildi." (Ercüment Ekrem Talu)
ŞAPKALI

  1. [sıfat] Şapka giymiş olan (kimse)
    • "Onun yanında kadife şapkalı, siyahlar giyinmiş bir kadın var." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Üzerinde düzeltme işareti bulunan (ünlü)
  3. [isim, bitki bilimi] Şapkası olan bitki
PADİŞAH

Kelime Kökeni: Farsça pādşāh

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen ünvan
MÜŞAHİT

Kelime Kökeni: Arapça muşāhid

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gözlemci
ŞAMANLI

  1. [sıfat] Şamanı olan
ŞAPHANE

Kelime Kökeni: Arapça şabb + Farsça ḫāne

  1. [isim] Şap çıkarılan yer, şap ocağı
DANIŞAN

  1. [isim] Herhangi bir güçlük veya sorunun çözümü için alanın uzmanlarından yardım isteyen kimse
    • "Danışanı olduğu gibi anlayan ve kabul eden terapist danışanın yeni varoluş yollarını geliştirebileceği bir güven ortamı yaratır." (Nusret Kaya)
HURUŞAN

Kelime Kökeni: Farsça ḫurūşān

  1. [sıfat, eskimiş] Coşan, çağlayan
ŞAMBREL

Kelime Kökeni: Fransızca chambre a air

  1. [isim] Bakınız iç lastik
KUŞAKLI

  1. [sıfat] Kuşağı olan
    • "Kıpkızıl ve gırtlaktan aşağı kuşaklı gömlek, tuhaf bir kasket ve elde silah!" (Aka Gündüz)
ŞARILTI

  1. [isim] Şarıldayan şeyin çıkardığı sesin adı
    • "Derenin şarıltısı buradan duyuluyor."
ŞAİRANE

Kelime Kökeni: Arapça şā ʿir + Farsça -āne

  1. [sıfat] Şaire yakışır biçimde; ozanca
    • "Çok şairaneydi doğrusu o yazınız." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Şair niteliği taşıyan; ozanca
AŞAMALI

  1. [sıfat] Aşaması olan
ŞARTSIZ

  1. [sıfat] Şarta bağlı olmayan; koşulsuz
  2. Dinî bakımdan şartlanmamış
KOŞALIK

  1. [isim] Koşa olma durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü