İçinde şa olan 5 harfli 72 kelime var. İçerisinde ŞA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şa olan kelimeler listesine ya da sonu şa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞARYO
-
Kelime Kökeni: Fransızca chariot
-
[isim]
Bir aletin veya aracın hareketli parçası
-
Yazı makinesinin kâğıt takılan, tuşlara vuruldukça ilerleyen bölümü
-
[askerlik]
Bazı avcı uçaklarının kalkışını sağlayan fırlatma düzeni
-
Bir eğik düzlem boyunca arabaların taşınmasını sağlayan küçük vagon
-
[sinema, televizyon]
Sarsıntısız görüntü elde etmeyi sağlamak amacıyla bir eğik düzlem boyunca kameranın taşınmasını sağlayan düzenek
- "Işıklar, şaryo, raylar, hepsi yüklendi."
-
[isim]
Bir aletin veya aracın hareketli parçası
- AŞAMA
-
-
[isim]
Kendi içinde derecelendirilmiş bir bütünün basamaklarından her biri; derece, kademe, mertebe, rütbe, paye
-
Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli yerlerin her biri; adım, merhale, nokta
- "Onlar biçkiyi, provayı öğrenme aşamasına gelmişlerdi."
-
[spor]
Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri; etap
-
[isim]
Kendi içinde derecelendirilmiş bir bütünün basamaklarından her biri; derece, kademe, mertebe, rütbe, paye
- ŞATIR
-
Kelime Kökeni: Arapça şāṭir
-
[sıfat, eskimiş]
Neşeli, keyifli, şen olan
-
[isim, tarih]
Tören ve alaylarda padişahın, vezirin yanında yürüyen görevliler
-
[sıfat, eskimiş]
Neşeli, keyifli, şen olan
- ŞAPLI
-
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
- İRŞAT
-
Kelime Kökeni: Arapça irşād
-
[isim, eskimiş]
Doğru yolu gösterme, uyarma
-
[isim, eskimiş]
Doğru yolu gösterme, uyarma
- AŞARİ
-
Kelime Kökeni: Arapça aʿşār + Arapça į
-
[isim, eskimiş, matematik]
Bakınız ondalık
-
[isim, eskimiş, matematik]
Bakınız ondalık
- ŞAYİA
-
Kelime Kökeni: Arapça şāyiʿa
-
[isim]
Yayılmış haber, yaygın söylenti; duyultu
- "Hava arada bir bu hâle bir panik niteliği veren korkunç şayialarla dolup boşalıyordu."
-
[isim]
Yayılmış haber, yaygın söylenti; duyultu
- ŞAKUL
-
Kelime Kökeni: Arapça şāḳūl
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
- KAYŞA
-
-
[isim, jeoloji]
Bakınız toprak kayması
-
[isim, jeoloji]
Bakınız toprak kayması
- KÜŞAT
-
Kelime Kökeni: Farsça guşād
-
[isim, eskimiş]
Bakınız açılış
-
Tavlada bir tür oyun
-
[isim, eskimiş]
Bakınız açılış
- ŞAKIT
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız murana
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız murana
- AFŞAR
-
-
[isim]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri; Avşar
-
[isim]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri; Avşar
- ŞAHIS
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣ
-
[isim]
Bakınız kişi
- "Yazılarınız da şahıslarınız da birbirine benzemez."
-
[isim]
Bakınız kişi
- ŞAPÇI
-
-
[isim]
Şap yapan veya satan kimse
-
[isim]
Şap yapan veya satan kimse
- ŞAYKA
-
Kelime Kökeni: Macarca sajka
-
[isim, denizcilik]
Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi
-
[isim, denizcilik]
Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi
- ŞARAP
-
Kelime Kökeni: Arapça şerāb
-
[isim]
Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki; bade, çakır (II), mey (I), mül
-
[isim]
Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki; bade, çakır (II), mey (I), mül
- ŞAHSİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣī
-
[sıfat]
Bakınız kişisel
- "Hareketin içinde şahsi kinler ve rekabetler vardı."
-
[sıfat]
Bakınız kişisel
- ŞAMAR
-
-
[isim]
Açık elle yüze vurulan tokat; beşkardeş
- "İzzetinefsime yediğim bu şamardan sersemledim."
-
[isim]
Açık elle yüze vurulan tokat; beşkardeş
- ŞARKI
-
Kelime Kökeni: Arapça şarḳī
-
[isim, müzik]
Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi; şanson
-
Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça
- "Şirket vapurları, bir şarkının nakaratı gibi ikide bir geçerlerdi."
-
Ezgi, müzik parçası, melodi; liet
- "Ayaklarımızdaki zincirler, esirliğin ağır ve cefalı şarkılarını söyleyecektir."
-
[edebiyat]
Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi
-
[isim, müzik]
Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi; şanson
- KAŞAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Hizmet veya binek hayvanları durup işeme
-
[isim, ağızlardan]
Hizmet veya binek hayvanları durup işeme