İçinde ş olan 4 harfli 168 kelime var. İçerisinde Ş harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OYUŞ
-
-
[isim]
Oymak işi
-
[isim]
Oymak işi
- ŞIRA
-
Kelime Kökeni: Farsça şīre
-
[isim]
Henüz mayalanmamış üzüm suyu; şire
-
Bazı meyve ve sebzelerin özü; şire
- "Elma şırası."
-
[argo]
Süzülmüş afyon
-
[isim]
Henüz mayalanmamış üzüm suyu; şire
- MEŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça bīşe
-
[isim, bitki bilimi]
Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)
-
[sıfat]
Bu ağaçtan yapılan
-
[isim, bitki bilimi]
Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)
- PAŞA
-
-
[isim, askerlik]
Osmanlı Devleti zamanında yüksek sivil memurlara ve albaydan üstün rütbede bulunan askerlere verilen ünvan
- "Talat Paşa. Ziya Paşa."
-
[askerlik]
Cumhuriyet Dönemi'nde general
- "Yanımdakilerden bu sarışın ve kibar tavırlı paşanın kim olduğunu sordum."
-
[sıfat, mecaz]
Uslu, ağırbaşlı
- "O ne paşa çocuk."
-
[isim, askerlik]
Osmanlı Devleti zamanında yüksek sivil memurlara ve albaydan üstün rütbede bulunan askerlere verilen ünvan
- KİŞİ
-
-
[isim]
Kadın veya erkeğe verilen genel ad; can, şahıs, şahsiyet, zat, nefer, nüfus
- "Sınıfta, sürekli olarak numarası yaramazlar listesinin başına yazılan kişi bendim."
-
[dil bilgisi]
Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık; şahıs
- "Ben (tekil kişi), sen (tekil kişi), o (tekil kişi); biz (çoğul kişi.) siz (çoğul kişi), onlar (çoğul kişi)."
-
[edebiyat]
Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse
-
[eskimiş]
Bakınız erkek
-
[isim]
Kadın veya erkeğe verilen genel ad; can, şahıs, şahsiyet, zat, nefer, nüfus
- ŞERH
-
Kelime Kökeni: Arapça şerḥ
- HİŞT
-
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
"Hey, bana bak, sana söylüyorum" anlamında kullanılan bir seslenme sözü; hiş
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
"Hey, bana bak, sana söylüyorum" anlamında kullanılan bir seslenme sözü; hiş
- ÇEŞM
-
Kelime Kökeni: Farsça çeşm
-
[isim, eskimiş]
Bakınız göz
-
[isim, eskimiş]
Bakınız göz
- ATIŞ
-
-
[isim]
Atmak işi
- "Kontrol etmek için tekrar aşağıya baktığı sırada ikinci el atış geldi."
-
Kalp veya nabzın vuruşu, çarpışı
-
[isim]
Atmak işi
- MEŞK
-
Kelime Kökeni: Arapça meşḳ
-
[isim]
Yazı veya müzikte alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma, el alıştırması
-
Yazı veya müzik dersi
-
[eskimiş]
Bir öğretmenin, aynısını yazmaları için öğrencilerine verdiği yazı örneği
-
[isim]
Yazı veya müzikte alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma, el alıştırması
- İŞÇİ
-
-
[isim]
Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse
- "Gazetelere daha ziyade biz işçiler sahiptik."
-
[hayvan bilimi]
Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneği olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek
-
[isim]
Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse
- İBİŞ
-
-
[isim, tiyatro]
Orta oyununda çoğu kez aptal uşak rolünü oynayan komedyen
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız şapşal
-
[isim, tiyatro]
Orta oyununda çoğu kez aptal uşak rolünü oynayan komedyen
- ŞEVK
-
Kelime Kökeni: Arapça şevḳ
-
[isim]
Aşırı heves, aşırı istek
- "Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince / Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül"
-
Keyifli, sevinçli olma durumu
-
[isim]
Aşırı heves, aşırı istek
- HAŞA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥāşā
-
[ünlem]
Bir durum veya davranışın kesinlikle kabul edilmediğini anlatan bir söz
- "Siz böyle söylemişsiniz. Haşa! ben öyle söylemedim."
-
Dine aykırı görülen bir ihtimalden söz edilirken kullanılan bir söz
-
[ünlem]
Bir durum veya davranışın kesinlikle kabul edilmediğini anlatan bir söz
- IŞIN
-
-
[isim, fizik]
Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti; şua
-
Radyoaktif maddelerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri
-
[matematik]
Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri
-
[isim, fizik]
Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti; şua
- IŞIL
-
-
[sıfat]
Bakınız ışıklı
-
Işıldayan, parlayan
- "Şu lokanta camekânında kuyruklarını dikmiş, ışıl gözlü, alev menevişli barbunyalar."
-
[sıfat]
Bakınız ışıklı
- ŞEMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca schéma
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
-
Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
- IŞIK
-
-
[isim]
Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; çerağ, ziya, nur, şavk
- "Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi."
-
Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç
- "Bir gece yatmışken kalktı, bitişik odaya girdi, ışığı yaktı."
-
Aydınlanmak için kullanılan elektrik
- "Apartmandaki dairelerin ışıkları kapalı, herkes mışıl mışıl uyuyor olmalı."
-
[mecaz]
Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı
- "Bütün gözlerden manalı ışıklar sıçrıyordu."
-
[mecaz]
Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.
- "Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan."
-
[fizik]
Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma
-
[isim]
Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; çerağ, ziya, nur, şavk
- APIŞ
-
-
[isim]
Butların iç tarafı
-
[isim]
Butların iç tarafı
- APAŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca apache
-
[isim]
Bakınız külhanbeyi
- "Paris'te bir tramvayın apaşlar tarafından durdurulup soyulması..."
-
[isim]
Bakınız külhanbeyi