İçinde ş olan 3 harfli 66 kelime var. İçerisinde Ş harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HİŞ
-
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
Bakınız hişt
- "Hiş, buraya gel!"
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
Bakınız hişt
- HUŞ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Huşgillerden, Kuzey Asya ve Amerika’da yetişen, yapraklarını döken, kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç (Betula)
-
[isim, bitki bilimi]
Huşgillerden, Kuzey Asya ve Amerika’da yetişen, yapraklarını döken, kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç (Betula)
- HOŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫoş
-
[sıfat]
Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren
- "Gelmiş o yaylanın baharı / Öter bülbüller hoştur avazı"
-
[zarf]
Bakınız bununla birlikte
- "Hoş, benim de evlenmeye pek niyetim yok ya."
-
[zarf]
Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde
-
[sıfat]
Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren
- ÇİŞ
-
-
[isim]
Çocuk dilinde idrar
- "Bizim sevgili, akıllı küçük kardeşimiz çişini söylememekte inat ediyordu."
-
[isim]
Çocuk dilinde idrar
- AŞK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿışḳ
-
[isim]
Bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık duygusu; sevi, amor
- "Gönlüm düştü bu sevdaya / Gel gör beni aşk neyledi"
-
[isim]
Bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık duygusu; sevi, amor
- AŞI
-
-
[isim, kimya]
Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik
-
Bu eriyiğin uygulanması
- "Çiçek aşısı. Kolera aşısı. Tifo aşısı."
-
Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçaları kaynaştırma işi
-
Bu yolla eklenen parça
-
[sıfat]
Aşılı olan (bitki)
- "Sana yeni aşı güllerimi göstereceğim."
-
[isim, kimya]
Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik
- FİŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca fiche
-
[isim]
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç
-
Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge
-
Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri
-
Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey
-
Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri; makbuz
- "Fiş almak. Fiş kesmek."
-
Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası
-
[isim]
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç
- YAŞ
-
-
[isim]
Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman; sin (II)
- "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder."
-
Bakınız çağ
- "Kızımızı yetiştirdik bu yaşa getirdik."
-
Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman
- "Yetmiş beş yaşına basan Türkiye Cumhuriyeti."
-
[jeoloji]
Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği süre
-
[isim]
Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman; sin (II)
- KİŞ
- ...
- KAŞ
-
-
[isim, anatomi]
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar
- "Alnında boncuk boncuk terler birikmişti, kaşlarının üstüne doğru sızıyordu."
-
Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm
-
[ağızlardan]
Sarp kayalık, uçurum
-
[ağızlardan]
Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set
-
[ağızlardan]
Ocağın veya şöminenin üst tarafında bulunan, üzerine malzeme konulan çıkıntı
-
[isim, anatomi]
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar
- KEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça keşk
-
[isim, ağızlardan]
Yağı alınmış sütten veya yoğurttan yapılan peynir
-
Kış için kurutulan yağsız, tuzsuz yoğurt
-
[isim, ağızlardan]
Yağı alınmış sütten veya yoğurttan yapılan peynir
- ÇÜŞ
-
-
[ünlem]
Yürüyen eşeği durdurmak için söylenen söz
-
[argo]
Yakışıksız bir davranış karşısında söylenen kaba bir söz
-
[ünlem]
Yürüyen eşeği durdurmak için söylenen söz
- ARŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarş
-
[isim, din bilimi]
İslam inanışına göre göğün en yüksek katı
- "Her yıl gelen Kadir Gecesi, Kur'an'ın mucize yüklü ağırlığıyla arştan dünyanın göğüne indiği kutlu gecedir."
-
[isim, din bilimi]
İslam inanışına göre göğün en yüksek katı
- DÜŞ
-
-
[isim]
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü; rüya
- "Dadaloğlu'm, sevdası var başımda / Gündüz hayalimde, gece düşümde"
-
[mecaz]
Bakınız imge
-
[mecaz]
Gerçekleşmesi istenen şey
-
[isim]
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü; rüya
- DÖŞ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız göğüs
- "Bana yastık olsun döşlerin güzel."
-
Kaburga altı
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız göğüs
- DİŞ
-
-
[isim, anatomi]
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri
-
Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri
- "Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı."
-
Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane
- "Bir diş sarımsak, iki diş karanfil."
-
Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm
-
[hayvan bilimi]
Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar
-
[isim, anatomi]
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri
- ŞAD
-
Kelime Kökeni: Farsça şād
-
[sıfat, eskimiş]
Sevinçli, neşeli olan
-
[sıfat, eskimiş]
Sevinçli, neşeli olan
- TUŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca touche
-
[isim]
Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı
- "Piyanonun tuşlarından, kemanın tellerinden uçan sesler, insana, insan olmanın mutluluğunu tattırır."
-
Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi
-
[spor]
Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi
-
[isim]
Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı
- TAŞ
-
-
[isim]
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
- "Kireç taşı. Oltu taşı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş
-
Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
-
Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
- "Tophane yukarılarında taştan bir binada oturuyordu."
-
Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher
- "Bu küpenin taşları o kadar temiz değil."
-
Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri
-
[tıp]
Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde
-
[jeoloji]
Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça
-
[mecaz]
Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz
-
[isim]
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
- ŞAH
-
Kelime Kökeni: Farsça şāh
-
[isim, tarih]
İran veya Afgan hükümdarı
-
Satranç oyununda her yönde tek hane gidebilen en önemli taş
- "Sonra şahını bir hane geri aldı."
-
Alevilik, Bektaşilikte pir
-
[sıfat]
Benzerlerine oranla en üstün, en güzel, en iyi
-
[isim, tarih]
İran veya Afgan hükümdarı