İçinde ş olan 3 harfli 66 kelime var. İçerisinde Ş harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HİŞ

  1. [ünlem, teklifsiz konuşmada] Bakınız hişt
    • "Hiş, buraya gel!"
HUŞ

  1. [isim, bitki bilimi] Huşgillerden, Kuzey Asya ve Amerika’da yetişen, yapraklarını döken, kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç (Betula)
HOŞ

Kelime Kökeni: Farsça ḫoş

  1. [sıfat] Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren
    • "Gelmiş o yaylanın baharı / Öter bülbüller hoştur avazı" (Âşık Veysel)
  2. [zarf] Bakınız bununla birlikte
    • "Hoş, benim de evlenmeye pek niyetim yok ya." (Halide Edip Adıvar)
  3. [zarf] Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde
ÇİŞ

  1. [isim] Çocuk dilinde idrar
    • "Bizim sevgili, akıllı küçük kardeşimiz çişini söylememekte inat ediyordu." (Ayla Kutlu)
AŞK

Kelime Kökeni: Arapça ʿışḳ

  1. [isim] Bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık duygusu; sevi, amor
    • "Gönlüm düştü bu sevdaya / Gel gör beni aşk neyledi" (Yunus Emre)
AŞI

  1. [isim, kimya] Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik
  2. Bu eriyiğin uygulanması
    • "Çiçek aşısı. Kolera aşısı. Tifo aşısı."
  3. Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçaları kaynaştırma işi
  4. Bu yolla eklenen parça
  5. [sıfat] Aşılı olan (bitki)
    • "Sana yeni aşı güllerimi göstereceğim." (Aka Gündüz)
FİŞ

Kelime Kökeni: Fransızca fiche

  1. [isim] Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç
  2. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge
  3. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri
  4. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey
  5. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri; makbuz
    • "Fiş almak. Fiş kesmek."
  6. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası
YAŞ

  1. [isim] Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman; sin (II)
    • "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. Bakınız çağ
    • "Kızımızı yetiştirdik bu yaşa getirdik." (Mahmut Yesari)
  3. Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman
    • "Yetmiş beş yaşına basan Türkiye Cumhuriyeti."
  4. [jeoloji] Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği süre
KİŞ
...
KAŞ

  1. [isim, anatomi] Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar
    • "Alnında boncuk boncuk terler birikmişti, kaşlarının üstüne doğru sızıyordu." (Mahmut Yesari)
  2. Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm
  3. [ağızlardan] Sarp kayalık, uçurum
  4. [ağızlardan] Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set
  5. [ağızlardan] Ocağın veya şöminenin üst tarafında bulunan, üzerine malzeme konulan çıkıntı
KEŞ

Kelime Kökeni: Farsça keşk

  1. [isim, ağızlardan] Yağı alınmış sütten veya yoğurttan yapılan peynir
  2. Kış için kurutulan yağsız, tuzsuz yoğurt
ÇÜŞ

  1. [ünlem] Yürüyen eşeği durdurmak için söylenen söz
  2. [argo] Yakışıksız bir davranış karşısında söylenen kaba bir söz
ARŞ

Kelime Kökeni: Arapça ʿarş

  1. [isim, din bilimi] İslam inanışına göre göğün en yüksek katı
    • "Her yıl gelen Kadir Gecesi, Kur'an'ın mucize yüklü ağırlığıyla arştan dünyanın göğüne indiği kutlu gecedir." (Sezai Karakoç)
DÜŞ

  1. [isim] Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü; rüya
    • "Dadaloğlu'm, sevdası var başımda / Gündüz hayalimde, gece düşümde" (Dadaloğlu)
  2. [mecaz] Bakınız imge
  3. [mecaz] Gerçekleşmesi istenen şey
DÖŞ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız göğüs
    • "Bana yastık olsun döşlerin güzel." (Âşık Veysel)
  2. Kaburga altı
DİŞ

  1. [isim, anatomi] Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri
  2. Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri
    • "Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane
    • "Bir diş sarımsak, iki diş karanfil."
  4. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm
  5. [hayvan bilimi] Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar
ŞAD

Kelime Kökeni: Farsça şād

  1. [sıfat, eskimiş] Sevinçli, neşeli olan
TUŞ

Kelime Kökeni: Fransızca touche

  1. [isim] Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı
    • "Piyanonun tuşlarından, kemanın tellerinden uçan sesler, insana, insan olmanın mutluluğunu tattırır." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi
  3. [spor] Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi
TAŞ

  1. [isim] Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
    • "Kireç taşı. Oltu taşı."
  2. [sıfat] Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş
  3. Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
  4. Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
    • "Tophane yukarılarında taştan bir binada oturuyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher
    • "Bu küpenin taşları o kadar temiz değil."
  6. Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri
  7. [tıp] Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde
  8. [jeoloji] Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça
  9. [mecaz] Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz
ŞAH

Kelime Kökeni: Farsça şāh

  1. [isim, tarih] İran veya Afgan hükümdarı
  2. Satranç oyununda her yönde tek hane gidebilen en önemli taş
    • "Sonra şahını bir hane geri aldı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Alevilik, Bektaşilikte pir
  4. [sıfat] Benzerlerine oranla en üstün, en güzel, en iyi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü