İçinde ır olan 5 harfli 101 kelime var. İçerisinde IR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ır olan kelimeler listesine ya da sonu ır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FIRIN

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak
    • "Pastacı fırını."
  2. [sıfat] Bu ocakta pişirilmiş
  3. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân
  4. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet
    • "Elektrik fırını."
  5. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç
HIRKA

Kelime Kökeni: Arapça ḫirḳa

  1. [isim] Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde, önden açık, kollu üst giysisi
    • "Bol hırkasının içinde ne kadar zavallı hatta ne kadar gülünçtü." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [eskimiş] Dervişlerin giydikleri üst giysisi
TIRIK

  1. [isim] Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses
    • "Kapı tırık diye kapandı."
KIRIM

  1. [isim, toplum bilimi] Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi; katliam
    • "İçtenlik insanları kırımlara, cinayetlere, haksızlıklara sürüklemiş." (Salâh Birsel)
  2. Hayvanların hastalık, soğuk vb. sebeplerle ölmesi
  3. Bir şeyin fiyatında yapılan indirim
  4. Uçak, helikopter vb.nin can kaybı olmaksızın tekrar onarılabilecek düzeyde hasar görmesi
TIRCI

  1. [sıfat] Tır kullanarak taşımacılık yapan (kimse)
    • "Babam tırcı olmasa, bu kadar sever miydim tırları bilmiyorum ama bildiğim şey, tır istediği yere gidebilir; karda, çamurda durmazdı." (Mustafa Çiftci)
KIRIK

  1. [sıfat] Kırılmış olan; münkesir
    • "Ahmet hemen heybesini açtı ve makasını, kırık tarağını çıkardı." (İsmail Hakkı Baltacıoğlu)
  2. Tam nota göre düşük olan (not)
    • "Üç dersten kırığı var. Kırık not."
  3. Saf renkten hafif uzaklaşmış
    • "Kırık beyaz."
  4. [isim] Kırılmış bir şeyden ayrılan parça
    • "Cam kırığı."
  5. [isim] Kemiğin bir etki ile kırılması
    • "Kolunda kırık yok ama çıkık var."
  6. [isim] Bir şeyin kırılan yeri
    • "Bunun kırığı neresinde?"
  7. [isim] Bakınız kırıntı
    • "Ekmek kırığı."
  8. Bakınız melez
    • "Kırık tazı."
  9. [isim] Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul
  10. [mecaz] Gücenmiş, üzgün
    • "Eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış." (Behçet Necatigil)
TIRIL

  1. [sıfat, teklifsiz konuşmada] Çıplak ve zayıf
  2. [mecaz] Parasız, züğürt
    • "Validenin hâli malum ... O benden tırıl..." (Ercüment Ekrem Talu)
KASIR

Kelime Kökeni: Arapça ḳaṣr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız köşk
    • "Padişah bu kasırdan donanmanın sefere çıkışını izlermiş." (Ahmet Ümit)
PIRTI

  1. [isim] Değersiz şey, eşya
  2. Eskimiş giysi
    • "Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [ağızlardan] Ufak tefek ev eşyası
  4. [ağızlardan] Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş
TIKIR

  1. [isim] Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses
  2. [argo] Bakınız para
KIŞIR

Kelime Kökeni: Arapça ḳişr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kabuk
    • "Büsbütün aç, bir parça ağaç kışrı ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk." (Falih Rıfkı Atay)
KIRCA

  1. [sıfat] Hafif kırlaşmış
    • "Tıknaz, kırca, kısa sakallı, kırmızı yüzlü bir efendi." (Memduh Şevket Esendal)
AYIRT

  1. [isim] Bakınız fark
    • "Ününün, sinemamıza getirdiği özel duyarlığın ayırdında bile değildi." (Selim İleri)
BAKIR

  1. [isim, kimya] Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ÇIRAĞ

Kelime Kökeni: Farsça çerāġ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çerağ
HIRBO

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [sıfat, argo] İri yarı (kimse)
  2. Sersem, salak, kaba saba olan
    • "Bana ikram ettiğin o yatakta sen zıbarıp yatsan daha iyi olmaz mı hırbo!" (Rıfat Ilgaz)
IŞTIR

Kelime Kökeni: Bulgarca

  1. [isim, bitki bilimi] Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
KAHIR

Kelime Kökeni: Arapça ḳahr

  1. [isim] Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme
    • "Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan yeter." (Aka Gündüz)
  2. Derin üzüntü veya acı, sıkıntı
    • "Hayatını alnının teriyle kazanan, yirmi yıllık geçmişi yalnız kahırlarla dolu bir Türk köylüsü." (Orhan Veli Kanık)
KATIR

  1. [isim, hayvan bilimi] Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan, gennelikle kısır olan melez hayvan
    • "Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [sıfat, mecaz] Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse)
HIRLI

  1. [sıfat, ağızlardan] İşinde doğru, uslu, iyi (kimse)
  2. Yaramaz, şımarık, kötü (kimse)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü