İçinde ır olan 5 harfli 101 kelime var. İçerisinde IR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ır olan kelimeler listesine ya da sonu ır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FIRIN
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak
- "Pastacı fırını."
-
[sıfat]
Bu ocakta pişirilmiş
-
Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân
-
Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet
- "Elektrik fırını."
-
Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç
-
[isim]
İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak
- HIRKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫirḳa
-
[isim]
Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde, önden açık, kollu üst giysisi
- "Bol hırkasının içinde ne kadar zavallı hatta ne kadar gülünçtü."
-
[eskimiş]
Dervişlerin giydikleri üst giysisi
-
[isim]
Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde, önden açık, kollu üst giysisi
- TIRIK
-
-
[isim]
Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses
- "Kapı tırık diye kapandı."
-
[isim]
Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses
- KIRIM
-
-
[isim, toplum bilimi]
Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi; katliam
- "İçtenlik insanları kırımlara, cinayetlere, haksızlıklara sürüklemiş."
-
Hayvanların hastalık, soğuk vb. sebeplerle ölmesi
-
Bir şeyin fiyatında yapılan indirim
-
Uçak, helikopter vb.nin can kaybı olmaksızın tekrar onarılabilecek düzeyde hasar görmesi
-
[isim, toplum bilimi]
Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi; katliam
- TIRCI
-
-
[sıfat]
Tır kullanarak taşımacılık yapan (kimse)
- "Babam tırcı olmasa, bu kadar sever miydim tırları bilmiyorum ama bildiğim şey, tır istediği yere gidebilir; karda, çamurda durmazdı."
-
[sıfat]
Tır kullanarak taşımacılık yapan (kimse)
- KIRIK
-
-
[sıfat]
Kırılmış olan; münkesir
- "Ahmet hemen heybesini açtı ve makasını, kırık tarağını çıkardı."
-
Tam nota göre düşük olan (not)
- "Üç dersten kırığı var. Kırık not."
-
Saf renkten hafif uzaklaşmış
- "Kırık beyaz."
-
[isim]
Kırılmış bir şeyden ayrılan parça
- "Cam kırığı."
-
[isim]
Kemiğin bir etki ile kırılması
- "Kolunda kırık yok ama çıkık var."
-
[isim]
Bir şeyin kırılan yeri
- "Bunun kırığı neresinde?"
-
[isim]
Bakınız kırıntı
- "Ekmek kırığı."
-
Bakınız melez
- "Kırık tazı."
-
[isim]
Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul
-
[mecaz]
Gücenmiş, üzgün
- "Eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış."
-
[sıfat]
Kırılmış olan; münkesir
- TIRIL
-
-
[sıfat, teklifsiz konuşmada]
Çıplak ve zayıf
-
[mecaz]
Parasız, züğürt
- "Validenin hâli malum ... O benden tırıl..."
-
[sıfat, teklifsiz konuşmada]
Çıplak ve zayıf
- KASIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳaṣr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köşk
- "Padişah bu kasırdan donanmanın sefere çıkışını izlermiş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köşk
- PIRTI
-
-
[isim]
Değersiz şey, eşya
-
Eskimiş giysi
- "Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz."
-
[ağızlardan]
Ufak tefek ev eşyası
-
[ağızlardan]
Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş
-
[isim]
Değersiz şey, eşya
- TIKIR
-
-
[isim]
Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses
-
[argo]
Bakınız para
-
[isim]
Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses
- KIŞIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳişr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kabuk
- "Büsbütün aç, bir parça ağaç kışrı ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kabuk
- KIRCA
-
-
[sıfat]
Hafif kırlaşmış
- "Tıknaz, kırca, kısa sakallı, kırmızı yüzlü bir efendi."
-
[sıfat]
Hafif kırlaşmış
- AYIRT
-
-
[isim]
Bakınız fark
- "Ününün, sinemamıza getirdiği özel duyarlığın ayırdında bile değildi."
-
[isim]
Bakınız fark
- BAKIR
-
-
[isim, kimya]
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
- ÇIRAĞ
-
Kelime Kökeni: Farsça çerāġ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çerağ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çerağ
- HIRBO
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[sıfat, argo]
İri yarı (kimse)
-
Sersem, salak, kaba saba olan
- "Bana ikram ettiğin o yatakta sen zıbarıp yatsan daha iyi olmaz mı hırbo!"
-
[sıfat, argo]
İri yarı (kimse)
- IŞTIR
-
Kelime Kökeni: Bulgarca
-
[isim, bitki bilimi]
Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
-
[isim, bitki bilimi]
Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
- KAHIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳahr
-
[isim]
Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme
- "Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan yeter."
-
Derin üzüntü veya acı, sıkıntı
- "Hayatını alnının teriyle kazanan, yirmi yıllık geçmişi yalnız kahırlarla dolu bir Türk köylüsü."
-
[isim]
Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme
- KATIR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan, gennelikle kısır olan melez hayvan
- "Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar."
-
[sıfat, mecaz]
Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse)
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan, gennelikle kısır olan melez hayvan
- HIRLI
-
-
[sıfat, ağızlardan]
İşinde doğru, uslu, iyi (kimse)
-
Yaramaz, şımarık, kötü (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
İşinde doğru, uslu, iyi (kimse)