İçinde ıl olan 6 harfli 119 kelime var. İçerisinde IL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıl olan kelimeler listesine ya da sonu ıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YILLIK

  1. [sıfat] Bir yıl için; senelik, senevi
    • "Evi yıllık tuttular."
  2. Yılda bir yapılan
    • "Kuruluşun yıllık toplantısı."
  3. Bir yıl içinde olan
  4. Yapımından veya doğumundan başlayarak üzerinden bir yıl geçmiş olan
    • "O gün yıllık hesapları getirmişlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
  5. [isim] Yılda bir çıkan ve o yılın olaylarını anlatan kitap, bülten, dergi vb. eser; andaç, salname
  6. [isim] Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim; almanak
  7. [isim] Bir yılda verilen ücret
    • "Bu evin yıllığı sekiz bin liradır."
  8. [isim] Öğretim yılı sonunda hazırlanan, öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin özellikleriyle ilgili bilgiler ile eğlendirici konuların yer aldığı kitap
TAŞÇIL

  1. [sıfat] Taşı andıran, taş gibi
  2. [bitki bilimi] Taşlar ve kayalar üzerinde veya taşlı topraklarda yetişen
SAYRIL

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız marazi
YAZILA

  1. [isim, eskimiş] Devlet dairelerinde yapılan müsveddenin düzeltilmesi yapıldıktan sonra yazılması için verilen "yazılsın" emri
    • "O, 'yazıla' işaretini koydu mu mümeyyiz temize çeker." (Refik Halit Karay)
AYILIŞ

  1. [isim] Ayılmak işi
SAYILI

  1. [sıfat] Herhangi bir sayı ile belirtilmiş olan
    • "2876 sayılı Kanun."
  2. Sayısı belli olan, sayılmış olan
    • "Alelhusus öyle ufak tefek âdetleri, sayılı, hesaplı şeyleri hiç sevmez." (Ercüment Ekrem Talu)
  3. [mecaz] Az görülen; mahdut
    • "Bu hafta huzur ve sükûn içinde sayılı yaz mehtaplarından birini daha yaşadık." (Refik Halit Karay)
ÇILGIN

  1. [sıfat] Aşırı davranışlarda bulunan
    • "Bazı anneler, çocukları olduğunda bir çılgın gibi davranırlar." (Ayla Kutlu)
  2. Çok büyük, aşırı, olağanüstü
    • "Onların bu çılgın aşklarına karşı konulacak engel setlerinin hiç hükmü yoktur." (Kemal Tahir)
ÇATILI

  1. [sıfat] Çatısı olan (yapı)
    • "Burası uzaktan beyaz çatılı, tenha bir köye benziyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. Çatılmış olan
  3. Başına çatkı bağlanmış olan
AYILIK

  1. [isim, mecaz] Kaba davranış
ŞINGIL

  1. [isim, bitki bilimi] Bir salkımı oluşturan küçük salkımlardan her biri; cıngıl (I), çıngıl
  2. Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı; cıngıl (I), çıngıl
  3. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs; çıngıl
    • "Gökyüzünü yıldızlar Noel ağacının şıngılları gibi süslemiş, pırıldıyorlar." (Refik Halit Karay)
AKILCI

  1. [sıfat, felsefe] Akılcılıktan yana olan (kimse); usçu, akliyeci, rasyonalist
  2. Akılcılıkla ilgili
  3. Akla dayanan
FILDIR

  1. [sıfat] Hızlı hareket eden
    • "Kara yağız, az tombul, fıldır göz, son derece kanı sıcak biridir." (Salâh Birsel)
KILADE

Kelime Kökeni: Arapça ḳilāde

  1. [isim] Bakınız gerdanlık
YAPILI

  1. [sıfat] Yapısı herhangi bir nitelikte olan
    • "Edebî kıymeti olan tarihî metinlerde, hatta son dönemde yazılmış bazı edebî eserlerde devrik yapılı cümlelere rastlamak ancak çok özel durumlarda mümkün olabilmektedir." (Mustafa Duman)
  2. Vücudu gelişmiş; iri
    • "General Zenon, kafasını su dolu kovadan çıkardı, sular damlayan kısa kesilmiş bembeyaz saçlarını parmaklarıyla taradıktan sonra, ocağın önünde kaygısızca oturan dev yapılı kurtarıcısına doğru döndü." (Hasan Erdem)
  3. Eksiği olmayan veya yenilenmiş
NARCIL

Kelime Kökeni: Arapça nārcīl

  1. [isim, eskimiş, bitki bilimi] Bakınız Hindistan cevizi
IŞILTI

  1. [isim] Hafif ışık
    • "Bu kâğıtlara gözleri tuhaf bir ışıltı ile parlayarak baktığına dikkat etti." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık
    • "Hâlâ yeni bir sır aramakta / Yıldızlar ışıltıyla uzakta" (Orhan Seyfi Orhon)
HIMBIL

  1. [sıfat] Uyuşuk, tembel
    • "Hemen tellallar çağırtarak nerede tembel, âciz, hımbıl bir genç varsa haber verilmesini ilan ettirdi." (Ziya Gökalp)
HASILA

Kelime Kökeni: Arapça ḥāṣila

  1. [isim, eskimiş] Bir işten elde edilen sonuç
ALÇILI

  1. [sıfat] İçinde alçı bulunan
    • "Alçılı sular."
  2. Alçı ile sarılmış olan
    • "Bir ara bu alçılı eli yakından görmek fırsatı doğdu." (Yalçın Pekşen)
PAZILI

  1. [sıfat] Pazısı olan
    • "Gözleri geniş omuzlu, demir pazılı Hüseyin'deydi." (Halide Edip Adıvar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü