İçinde ı olan 6 harfli 1110 kelime var. İçerisinde I harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ı harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ı harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARITIM

  1. [isim] Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi; rafinaj
OVALIK

  1. [sıfat] Ovası olan, ovalarla kaplı
    • "Ovalık memleket."
MODACI

  1. [isim] Moda işleriyle uğraşan kimse
    • "Katalogdaki örnekler modacı ve tekstilcilere tanıtılmış ve üretimi için çalışmalar başlatılmıştır." (Taciser Onuk)
ADAMCI

  1. [sıfat] Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
  2. İnsanlara alışmış, yakın duran (hayvan)
AĞARTI

  1. [isim] Bakınız beyazlık
    • "Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra birer ikişer denize açılmışlar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [ağızlardan] Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler
    • "Bir evde inek varsa ağartı olur, tavuk varsa yumurtası olur diye söylenen eski bir sözümüz de vardır." (Müjgân Üçer)
MATLIK

  1. [isim] Mat olma durumu
ÇITÇIT

  1. [isim] Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne; fermejüp
    • "Bunları da elbet icat eden kimseler vardı: Çıtçıt, firkete, sacayak filan..." (Aziz Nesin)
  2. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç
  3. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek saç
YANGIN

  1. [isim] Zarara yol açan büyük ateş
    • "Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Hastalıkta ateş
  3. [mecaz] Tutkunun verdiği coşkunluk
  4. [sıfat, mecaz] Düşkün, âşık olan
    • "Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim." (Mahmut Yesari)
SIYRIK

  1. [isim] Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer; sıyrıntı
  2. Sıyrılmış yer
  3. [sıfat] Yüzeyinden bir parça sıyrılmış olan
  4. [sıfat, mecaz] Utanması olmayan
UŞAKLI

  1. [isim] Uşak ilinden olan kimse
HIRÇIN

  1. [sıfat] Belirli bir sebebi olmadan sinirlenip huysuzluk eden (kimse); aksi
    • "O engin denize benzersin ki yavaş yavaş coşar ve coşunca da pek hırçın olursun." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Tiz, öfkeli (ses)
CİLALI

  1. [sıfat] Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış; mücella
    • "Ev sahibi, cilalı basma resmi tablo yerine astı." (Falih Rıfkı Atay)
TIKMAK

  1. [-e, -i] İterek, zorla, aceleyle sokmak
    • "Her birinin ağzına avucundaki et parçasını tıktı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bakınız sıkıştırmak
  3. [teklifsiz konuşmada] Bakınız sokmak
    • "Hesap kitap, müfettiş derken Aslan'ı kafese tıkmışlar." (Memduh Şevket Esendal)
BOYALI

  1. [sıfat] Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış
    • "Türk evlerinde köşeler ve tavanlar türlü renklerle boyalı oyma tahtalarla süslü idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Belli bir renkte boyanmış olan
    • "… yeşil boyalı demir kapıdan çabucak çıktım ve tepeyi aşıp soluk soluğa kasabaya doğru inmeye başladım."
  3. Bakınız makyajlı
    • "İşte o dakikadan itibaren onun boyalı dudaklarından, yapma sarı saçlarından nefret ediyordum." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
SARNIÇ

Kelime Kökeni: Arapça ṣahrīc, sihrīc

  1. [isim] Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı
    • "Birlikte kalenin sarnıcına kadar yürüdüler." (Refik Halit Karay)
  2. [denizcilik] Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu
MIZRAP

Kelime Kökeni: Arapça miżrāb

  1. [isim, müzik] Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet; çalgıç, tezene, zahme, pena
KIRGIN

  1. [sıfat] Kırılmış (kimse)
  2. [zarf] Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda
    • "Kırgın, usangın kalktı sabahın er saatlerinde." (Abbas Sayar)
  3. [isim, ağızlardan] Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık
YILGIN

  1. [sıfat] Yılmış, korkmuş olan
    • "Yılgın gözlerle bunlara baktı ve köşedeki tütüncüyü soracak oldu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bıkmış, usanmış
  3. Morali bozulmuş, çökmüş
    • "Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SARALI

  1. [sıfat] Sara hastalığı olan (kimse); tutarıklı
    • "Çocuklar beni görünce saldırırlardı: Sıska, deli, saralı sıska ... diye." (Sait Faik Abasıyanık)
ŞILLIK

  1. [isim, argo] Aşırı ve bayağı biçimde süslenmiş kadın
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü