İçinde ı olan 6 harfli 1110 kelime var. İçerisinde I harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ı harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ı harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ARITIM
-
-
[isim]
Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi; rafinaj
-
[isim]
Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi; rafinaj
- OVALIK
-
-
[sıfat]
Ovası olan, ovalarla kaplı
- "Ovalık memleket."
-
[sıfat]
Ovası olan, ovalarla kaplı
- MODACI
-
-
[isim]
Moda işleriyle uğraşan kimse
- "Katalogdaki örnekler modacı ve tekstilcilere tanıtılmış ve üretimi için çalışmalar başlatılmıştır."
-
[isim]
Moda işleriyle uğraşan kimse
- ADAMCI
-
-
[sıfat]
Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
-
İnsanlara alışmış, yakın duran (hayvan)
-
[sıfat]
Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
- AĞARTI
-
-
[isim]
Bakınız beyazlık
- "Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra birer ikişer denize açılmışlar."
-
[ağızlardan]
Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler
- "Bir evde inek varsa ağartı olur, tavuk varsa yumurtası olur diye söylenen eski bir sözümüz de vardır."
-
[isim]
Bakınız beyazlık
- MATLIK
-
-
[isim]
Mat olma durumu
-
[isim]
Mat olma durumu
- ÇITÇIT
-
-
[isim]
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne; fermejüp
- "Bunları da elbet icat eden kimseler vardı: Çıtçıt, firkete, sacayak filan..."
-
Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç
-
Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek saç
-
[isim]
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne; fermejüp
- YANGIN
-
-
[isim]
Zarara yol açan büyük ateş
- "Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi."
-
Hastalıkta ateş
-
[mecaz]
Tutkunun verdiği coşkunluk
-
[sıfat, mecaz]
Düşkün, âşık olan
- "Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim."
-
[isim]
Zarara yol açan büyük ateş
- SIYRIK
-
-
[isim]
Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer; sıyrıntı
-
Sıyrılmış yer
-
[sıfat]
Yüzeyinden bir parça sıyrılmış olan
-
[sıfat, mecaz]
Utanması olmayan
-
[isim]
Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer; sıyrıntı
- UŞAKLI
-
-
[isim]
Uşak ilinden olan kimse
-
[isim]
Uşak ilinden olan kimse
- HIRÇIN
-
-
[sıfat]
Belirli bir sebebi olmadan sinirlenip huysuzluk eden (kimse); aksi
- "O engin denize benzersin ki yavaş yavaş coşar ve coşunca da pek hırçın olursun."
-
Tiz, öfkeli (ses)
-
[sıfat]
Belirli bir sebebi olmadan sinirlenip huysuzluk eden (kimse); aksi
- CİLALI
-
-
[sıfat]
Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış; mücella
- "Ev sahibi, cilalı basma resmi tablo yerine astı."
-
[sıfat]
Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış; mücella
- TIKMAK
-
-
[-e, -i]
İterek, zorla, aceleyle sokmak
- "Her birinin ağzına avucundaki et parçasını tıktı."
-
Bakınız sıkıştırmak
-
[teklifsiz konuşmada]
Bakınız sokmak
- "Hesap kitap, müfettiş derken Aslan'ı kafese tıkmışlar."
-
[-e, -i]
İterek, zorla, aceleyle sokmak
- BOYALI
-
-
[sıfat]
Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış
- "Türk evlerinde köşeler ve tavanlar türlü renklerle boyalı oyma tahtalarla süslü idi."
-
Belli bir renkte boyanmış olan
- "… yeşil boyalı demir kapıdan çabucak çıktım ve tepeyi aşıp soluk soluğa kasabaya doğru inmeye başladım."
-
Bakınız makyajlı
- "İşte o dakikadan itibaren onun boyalı dudaklarından, yapma sarı saçlarından nefret ediyordum."
-
[sıfat]
Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış
- SARNIÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣahrīc, sihrīc
-
[isim]
Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı
- "Birlikte kalenin sarnıcına kadar yürüdüler."
-
[denizcilik]
Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu
-
[isim]
Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı
- MIZRAP
-
Kelime Kökeni: Arapça miżrāb
-
[isim, müzik]
Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet; çalgıç, tezene, zahme, pena
-
[isim, müzik]
Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet; çalgıç, tezene, zahme, pena
- KIRGIN
-
-
[sıfat]
Kırılmış (kimse)
-
[zarf]
Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda
- "Kırgın, usangın kalktı sabahın er saatlerinde."
-
[isim, ağızlardan]
Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık
-
[sıfat]
Kırılmış (kimse)
- YILGIN
-
-
[sıfat]
Yılmış, korkmuş olan
- "Yılgın gözlerle bunlara baktı ve köşedeki tütüncüyü soracak oldu."
-
Bıkmış, usanmış
-
Morali bozulmuş, çökmüş
- "Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz."
-
[sıfat]
Yılmış, korkmuş olan
- SARALI
-
-
[sıfat]
Sara hastalığı olan (kimse); tutarıklı
- "Çocuklar beni görünce saldırırlardı: Sıska, deli, saralı sıska ... diye."
-
[sıfat]
Sara hastalığı olan (kimse); tutarıklı
- ŞILLIK
-
-
[isim, argo]
Aşırı ve bayağı biçimde süslenmiş kadın
-
[isim, argo]
Aşırı ve bayağı biçimde süslenmiş kadın