İçinde ı olan 4 harfli 195 kelime var. İçerisinde I harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ı harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ı harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AÇIK

  1. [sıfat] Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    • "Açık pencereden, pastırma yazının mavi ışıkları girmekte." (Erendiz Atasü)
  2. Engelsiz, serbest olan
    • "Açık yol."
  3. Örtüsüz, çıplak olan
    • "Yolcuların hepsi indikten sonra Mehmet Akif göründü, beni açık başıyla selamladı." (Ahmet Kabaklı)
  4. İçinde veya üstünde hiçbir şey bulunmayan
    • "Kâğıtta açık yer kalmadı."
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev)
  6. Aralığı çok
    • "Açık adımlarla."
  7. Çalışır durumda olan
    • "Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar." (Ömer Seyfettin)
  8. Kolay anlaşılır; vazıh
    • "Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır." (Emine Işınsu)
  9. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
  10. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen
    • "Her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o." (Tarık Buğra)
  11. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı
    • "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu." (Ömer Seyfettin)
  12. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.)
    • "Kurnaz olan bazı sergiciler gençler için açık filmler göstermek suretiyle fazla müşteri toplama gayreti içine girerlerdi." (Temel Sönmez)
  13. [zarf] Belirgin bir biçimde
    • "İnsan, mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?" (Mahmut Yesari)
  14. [isim] Bir gereksinimin karşılanamaması durumu
    • "Bütçe açığı."
    • "Ülkenin doktor açığı."
  15. [isim] Belli bir yerin biraz uzağı
    • "Tren yolu nehrin açığından geçer."
  16. [isim] Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
    • "Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır." (Behçet Necatigil)
BAĞI

  1. [isim] Bakınız göz bağı
APIŞ

  1. [isim] Butların iç tarafı
AZIŞ

  1. [isim] Azmak işi
    • "Eli para tuttukça aman efendim, bir azış azdı, bir azış." (Mükerrem Kâmil Su)
ATIL

Kelime Kökeni: Arapça ʿāṭil

  1. [sıfat] Hareket etmeyen, yerinden kalkmayan, tembellik eden
  2. İşlemeyen, işlevini yerine getirmeyen
  3. Bir işe yaramaz
  4. [fizik] Bakınız süreduran
ATIM

  1. [isim] Atmak işi
    • "Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım" (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık
    • "Bir kurşun atımı yer."
BACI

  1. [isim] Bakınız kız kardeş
    • "Bizim bacınınsa yüzü kireç kesildi." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen ünvan
    • "Tam o sırada içeri Habeş bir bacı girdi." (Burhan Felek)
  3. [ağızlardan] Bakınız abla
  4. Bakınız ana bacı
  5. [ünlem] Kadınlara söylenen bir seslenme sözü
    • "Muhtar Mevlüt omzuna dokundu; buyur bacım, gel, şöyle buyur, dedi. Kumru bir düşte yürürcesine gösterilen yere yöneldi." (Tahsin Yücel)
AÇIT

  1. [isim, mimarlık] Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık
CILK

  1. [sıfat] Bozularak kokmuş (yumurta)
    • "Cılk yumurta beş para etmezdi." (Hasan Tülüceoğlu)
  2. Bakınız cıvık
    • "Yolun bir kısmını cılk çamur yaptıktan sonra uzakta mandaları arabaya koşup otomobillerin çamura saplanmalarını bekler." (Nahid Sırrı Örik)
  3. İrinlenmiş
    • "Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [ağızlardan] Sözünün eri olmayan
ATIK

  1. [isim] Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde
  2. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı
  3. [sıfat] Atılmış, atılan
AÇIŞ

  1. [isim] Açmak işi
DAYI

  1. [isim] Annenin erkek kardeşi
    • "Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı çünkü bilirdi." (Aydın Boysan)
  2. [sıfat, ağızlardan] Cesur olan
  3. [ünlem, ağızlardan] Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
    • "O kadarcık okumaktan kanun anlaşılsa avukata ekmek mi kalırdı, dayı!" (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [mecaz] Bakınız kayırıcı
    • "Bunların çok bariz olan bir tarafı da siyasi dayıları sık sık değiştirmeleridir." (Peyami Safa)
  5. [argo] Bakınız kabadayı
  6. [tarih] Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici
ATIF

Kelime Kökeni: Arapça ʿaṭf

  1. [isim] Bir tarafa çevirme
  2. İlişkili bulma
  3. Bakınız gönderme
  4. Bir başkasının daha önce yayımlanmış çalışmasına yapılan gönderme
ASLI

  1. Bakınız asıl (asıl kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
KİĞI

  1. [isim] Bingöl iline bağlı ilçelerden biri
DARI

  1. [isim, bitki bilimi] Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki; akdarı (Panicum miliaceum)
  2. Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu
  3. [ağızlardan] Bakınız mısır
TIPA

  1. [isim] Bakınız tapa
TAPI

  1. [isim, eskimiş] Tapınılan şey
    • "Karacaoğlan der ki taptığım tapı / Yıkılmaz Tanrı'nın yaptığı yapı" (Karacaoğlan)
KARI

  1. [isim] Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın
    • "Eve varınca karım Fadime kapıyı açar." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [kaba konuşmada] Bakınız kadın
    • "Analar ağlıyor, nişanlılar ağlıyor, karılar ağlıyordu fakat Saliha kadın buna alışmıştı." (Halide Edip Adıvar)
  3. [ağızlardan] Yaşlı, ihtiyar
ARIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız ark
    • "Arıkta çimdim de geldim diye fısıldadı." (Cahit Uçuk)
  2. Bakınız karık (II)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü