İçinde ı olan 4 harfli 195 kelime var. İçerisinde I harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ı harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ı harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AÇIK
-
-
[sıfat]
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
- "Açık pencereden, pastırma yazının mavi ışıkları girmekte."
-
Engelsiz, serbest olan
- "Açık yol."
-
Örtüsüz, çıplak olan
- "Yolcuların hepsi indikten sonra Mehmet Akif göründü, beni açık başıyla selamladı."
-
İçinde veya üstünde hiçbir şey bulunmayan
- "Kâğıtta açık yer kalmadı."
-
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev)
-
Aralığı çok
- "Açık adımlarla."
-
Çalışır durumda olan
- "Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar."
-
Kolay anlaşılır; vazıh
- "Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır."
-
Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
-
Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen
- "Her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o."
-
Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı
- "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu."
-
Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.)
- "Kurnaz olan bazı sergiciler gençler için açık filmler göstermek suretiyle fazla müşteri toplama gayreti içine girerlerdi."
-
[zarf]
Belirgin bir biçimde
- "İnsan, mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?"
-
[isim]
Bir gereksinimin karşılanamaması durumu
- "Bütçe açığı."
- "Ülkenin doktor açığı."
-
[isim]
Belli bir yerin biraz uzağı
- "Tren yolu nehrin açığından geçer."
-
[isim]
Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
- "Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır."
-
[sıfat]
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
- BAĞI
-
-
[isim]
Bakınız göz bağı
-
[isim]
Bakınız göz bağı
- APIŞ
-
-
[isim]
Butların iç tarafı
-
[isim]
Butların iç tarafı
- AZIŞ
-
-
[isim]
Azmak işi
- "Eli para tuttukça aman efendim, bir azış azdı, bir azış."
-
[isim]
Azmak işi
- ATIL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāṭil
-
[sıfat]
Hareket etmeyen, yerinden kalkmayan, tembellik eden
-
İşlemeyen, işlevini yerine getirmeyen
-
Bir işe yaramaz
-
[fizik]
Bakınız süreduran
-
[sıfat]
Hareket etmeyen, yerinden kalkmayan, tembellik eden
- ATIM
-
-
[isim]
Atmak işi
- "Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım"
-
Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık
- "Bir kurşun atımı yer."
-
[isim]
Atmak işi
- BACI
-
-
[isim]
Bakınız kız kardeş
- "Bizim bacınınsa yüzü kireç kesildi."
-
Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen ünvan
- "Tam o sırada içeri Habeş bir bacı girdi."
-
[ağızlardan]
Bakınız abla
-
Bakınız ana bacı
-
[ünlem]
Kadınlara söylenen bir seslenme sözü
- "Muhtar Mevlüt omzuna dokundu; buyur bacım, gel, şöyle buyur, dedi. Kumru bir düşte yürürcesine gösterilen yere yöneldi."
-
[isim]
Bakınız kız kardeş
- AÇIT
-
-
[isim, mimarlık]
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık
-
[isim, mimarlık]
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık
- CILK
-
-
[sıfat]
Bozularak kokmuş (yumurta)
- "Cılk yumurta beş para etmezdi."
-
Bakınız cıvık
- "Yolun bir kısmını cılk çamur yaptıktan sonra uzakta mandaları arabaya koşup otomobillerin çamura saplanmalarını bekler."
-
İrinlenmiş
- "Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi."
-
[ağızlardan]
Sözünün eri olmayan
-
[sıfat]
Bozularak kokmuş (yumurta)
- ATIK
-
-
[isim]
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde
-
Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı
-
[sıfat]
Atılmış, atılan
-
[isim]
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde
- AÇIŞ
-
-
[isim]
Açmak işi
-
[isim]
Açmak işi
- DAYI
-
-
[isim]
Annenin erkek kardeşi
- "Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı çünkü bilirdi."
-
[sıfat, ağızlardan]
Cesur olan
-
[ünlem, ağızlardan]
Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
- "O kadarcık okumaktan kanun anlaşılsa avukata ekmek mi kalırdı, dayı!"
-
[mecaz]
Bakınız kayırıcı
- "Bunların çok bariz olan bir tarafı da siyasi dayıları sık sık değiştirmeleridir."
-
[argo]
Bakınız kabadayı
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici
-
[isim]
Annenin erkek kardeşi
- ATIF
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaṭf
-
[isim]
Bir tarafa çevirme
-
İlişkili bulma
-
Bakınız gönderme
-
Bir başkasının daha önce yayımlanmış çalışmasına yapılan gönderme
-
[isim]
Bir tarafa çevirme
- ASLI
-
-
Bakınız asıl (asıl kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
-
Bakınız asıl (asıl kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
- KİĞI
-
-
[isim]
Bingöl iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Bingöl iline bağlı ilçelerden biri
- DARI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki; akdarı (Panicum miliaceum)
-
Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu
-
[ağızlardan]
Bakınız mısır
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki; akdarı (Panicum miliaceum)
- TIPA
-
-
[isim]
Bakınız tapa
-
[isim]
Bakınız tapa
- TAPI
-
-
[isim, eskimiş]
Tapınılan şey
- "Karacaoğlan der ki taptığım tapı / Yıkılmaz Tanrı'nın yaptığı yapı"
-
[isim, eskimiş]
Tapınılan şey
- KARI
-
-
[isim]
Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın
- "Eve varınca karım Fadime kapıyı açar."
-
[kaba konuşmada]
Bakınız kadın
- "Analar ağlıyor, nişanlılar ağlıyor, karılar ağlıyordu fakat Saliha kadın buna alışmıştı."
-
[ağızlardan]
Yaşlı, ihtiyar
-
[isim]
Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın
- ARIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ark
- "Arıkta çimdim de geldim diye fısıldadı."
-
Bakınız karık (II)
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ark