İçinde ğr olan 8 harfli 52 kelime var. İçerisinde ĞR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğr olan kelimeler listesine ya da sonu ğr ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAĞRILIK
-
-
[isim]
Bakınız davetiye
- "Kent yaşamının zorunlu sonucu herhangi bir yazara haftada en az dört beş resim sergisi için çağrılık gönderilir."
-
[isim]
Bakınız davetiye
- BÖĞRÜLCE
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız börülce
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız börülce
- EĞRİLTME
-
-
[isim]
Eğriltmek işi; eğritmek
-
[isim]
Eğriltmek işi; eğritmek
- ÖĞRETİCİ
-
-
[sıfat]
Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan; didaktik
- "Öğretici film."
-
[sıfat]
Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan; didaktik
- DOĞRUSUZ
-
-
[sıfat]
Doğrusu olmayan
-
[sıfat]
Doğrusu olmayan
- UĞRAŞMAK
-
-
[-le]
Bir iş üzerinde sürekli çalışmak
- "Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi."
-
[-e]
Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek
- "Yeni düzenlemeler yapmaya uğraşıyorum durmadan, bir türlü olmuyor."
-
Zamanını bir işe verme durumunda kalmak
-
[eskimiş]
Savaşmak, mücadele etmek
- "Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik."
-
[mecaz]
Birine kötü davranmak
- "Aman, siz de hep beybabamla uğraşırsınız!"
-
[-le]
Bir iş üzerinde sürekli çalışmak
- DOĞRUDAN
-
-
[sıfat]
Bakınız aracısız
- "Doğrudan pazarlık."
-
[zarf]
Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan; elden, vasıtasız
- "Devreye girmeselerdi seninle doğrudan görüşmek niyetindeydim."
-
[sıfat]
Bakınız aracısız
- TUĞRAKEŞ
-
Kelime Kökeni: Türkçe tuğra + Farsça -keş
-
[isim, tarih]
Bakınız nişancı
-
[isim, tarih]
Bakınız nişancı
- DOSDOĞRU
-
-
[sıfat]
Çok doğru
-
[zarf]
Sağa sola sapmadan; dimdik
- "Dosdoğru dayımın karşısına geçerek bağırdım."
-
[zarf]
Doğru, yalansız biçimde
- "… ve ayna dikkatli bir erkeğe her şeyinizi apaçık ve dosdoğru söyler."
-
[sıfat]
Çok doğru
- İSTİĞRAK
-
Kelime Kökeni: Arapça istiġrāḳ
-
[isim, eskimiş, ruh bilimi]
Bakınız dalınç
- "Böylece istiğrakım ne kadar sürdü, bilmem."
-
[isim, eskimiş, ruh bilimi]
Bakınız dalınç
- AĞRITMAK
-
-
[-i]
Ağrımasına yol açmak
- "Evvela o sizi o kadar yoran, gözlerinizi ağrıtan kitaplar kalkacak."
-
[-i]
Ağrımasına yol açmak
- SOĞRULMA
-
-
[isim]
Bakınız soğurulma
-
[isim]
Bakınız soğurulma
- ÇIĞRIŞMA
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çağrışma
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çağrışma
- ÖĞRETMEK
-
-
[-e, -i]
Bir kimseye bir konuda bilgi kazandırmak
- "Böyle görünmesini öğretmişler, sağlam bir terbiye almış."
-
Yetenek, beceri kazandırmak
-
Bilinmeyen bir konudan haberdar olmasını sağlamak
- "Bir şeyi bir adama öğretmek için öğretenle öğrenen arasında mutlaka ruhi bir yakınlık lazımdır."
-
[-e, -i]
Bir kimseye bir konuda bilgi kazandırmak
- UĞRANMAK
-
-
[nesnesiz]
Uğrama işi yapılmak
- "Boğaziçi turunun dönüşünde, gidişte uğranmayan iskelelere uğrandı."
-
[nesnesiz]
Uğrama işi yapılmak
- ÖĞRENMEK
-
-
[-i]
Bilgi edinmek; bellemek (I)
- "Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım."
-
[nesnesiz]
Yetenek, beceri kazanmak
- "Her şeye dikkatli baktığı için öğrenmişti."
-
Haber almak
- "Az bir sürede bütün köy bu kurşunları sıkanın Hasan olduğunu öğrendi."
-
[-i]
Bilgi edinmek; bellemek (I)
- DOĞRULUŞ
-
-
[isim]
Doğrulmak işi
-
[isim]
Doğrulmak işi
- ÖĞRETMEN
-
-
[isim]
Mesleği bilgi öğretmek olan kimse; hoca, muallim, muallime
- "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım bazen."
-
[isim]
Mesleği bilgi öğretmek olan kimse; hoca, muallim, muallime
- UĞRULAMA
-
-
[isim]
Uğrulamak işi
-
[isim]
Uğrulamak işi
- UĞRALAMA
-
-
[isim]
Uğralamak işi
-
[isim]
Uğralamak işi