İçinde ğ olan 7 harfli 343 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DEĞİŞME

  1. [isim] Değişmek işi
    • "Bu kadar büyük değişme için mutlaka bir kadın parmağı lazım." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Değişim

PAPAĞAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Papağangillerden, tırmanıcı, eğri gagalı, pek çok türü bulunan, insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı, dudu
    • "Dört beş ay uğraşarak papağan gibi tekrarladığım ilk cümleleri duyan Fransızlar gülmeye başladılar." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
  2. Duyduklarını düşünmeden olduğu gibi tekrarlayan kimse

DEĞİŞİK

  1. Değiştirilmiş, muaddel
    • "Yasanın değişik onuncu maddesi gereğince..."
  2. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan
    • "Değişik bir oda takımı."
  3. Çeşitli, farklı
    • "Değişik renkler."
  4. [isim] Yedek iç çamaşırı, giyecek
    • "Hiç değişiğim kalmadı."
  5. [isim] Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk

YAĞHANE

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Bitkisel ve hayvansal yağ elde edilen yer

AĞBENEK

  1. [isim] Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar
  2. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı

DEĞİŞİM

  1. [isim] Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü
  2. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, trampa, mübadele, trok
  3. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon
  4. Rüzgârın yön değiştirmesi
  5. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım

DOĞRAMA

  1. [isim] Doğramak işi
  2. Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri

EĞMEÇLİ

  1. [sıfat] Eğmeci olan, kavisli, mukavves

GÖĞÜMSÜ

  1. [sıfat] Rengi gök rengini andıran, gök rengine benzeyen

OĞLANCI

  1. [isim] Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan erkek, luti, kulampara

AĞIRLIK

  1. [isim] Ağır olma durumu
    • "Taşın ağırlığı."
    • "Yükün ağırlığı."
    • "Kimseye ağırlık olmaz, kimseyi sıkıştırmaz, iyilikten başka bir şey yapmaz." (Ömer Seyfettin)
    • "Başsavcının yargıçlar arasında belli bir ağırlığı var kuşkusuz." (Ayşe Kulin)
  2. Değerli olma durumu
    • "Hediyenin ağırlığı."
    • "Yavaş yavaş bir ağırlık çöktü. Bir sakinlik herkesi kapladı." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Ağırbaşlılık
    • "Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi."
  4. Tehlikeli olma durumu
  5. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum
    • "Havanın ağırlığı."
  6. Sıkıntı
  7. Çeyizini düzmek için güveyinin geline verdiği para, kalın
  8. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum
  9. Yük, külfet
    • "Bütün ailenin ağırlığı omuzlarındadır."
  10. Takı
    • "Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti."
  11. Sorumluluk
    • "Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim."
  12. Etki, baskı, güçlük
  13. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak
    • "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli." (Atilla İlhan)
  14. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne
  15. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer
  16. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu
    • "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu." (Aka Gündüz)
  17. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri
    • "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum." (Falih Rıfkı Atay)
  18. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke
  19. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori

AĞLANTI

  1. [isim] Hafif hafif ağlama
    • "Şehrin dar sokaklarında günlerce ağlantı, inilti işitiliyor." (Memduh Şevket Esendal)

ÖĞRETİM

  1. [isim] Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim
    • "Ben bizzat bölükte ilköğretim hocalığı yaptım." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi

DOĞALCI

  1. [sıfat] Doğalcılık yanlısı olan, natüralist

ARPAĞAN

  1. [isim] Yabani arpa

ÇAĞANOZ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı (Carcinus)

ÜÇKAĞIT
...
SOĞUKÇA

  1. [sıfat] Soğuğa yakın
  2. [zarf] Soğuk bir biçimde
    • "Getir biraz para ver diye el açmak soğukça kaçıyor." (Reşat Nuri Güntekin)

ÇAĞRILI

  1. [isim] Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse, davetli
    • "Almanların çağrılısı olarak İstanbul'dan ayrıldık." (Tarık Buğra)

BAĞITÇI

  1. [isim] Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan, âkit

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü