İçinde ğ olan 7 harfli 363 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İĞTİNAM
-
Kelime Kökeni: Arapça iġtinām
-
[isim, eskimiş]
Ganimet yoluyla alma, yağmalama
-
[isim, eskimiş]
Ganimet yoluyla alma, yağmalama
- DEĞİŞKE
-
-
[isim, dil bilgisi]
Bir dil içindeki her türlü çeşitlenme; varyant
-
[biyoloji]
Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik; modifikasyon
-
[isim, dil bilgisi]
Bir dil içindeki her türlü çeşitlenme; varyant
- SIĞINMA
-
-
[isim]
Sığınmak işi; iltica
- "Eğer bana sorarsanız bu kâfirlere sığınmanızı hiçbir bakımdan uygun bulmam."
-
Bakınız tahassun
-
[spor]
Yarış sırasında, rüzgârın etkisinden korunmak için başka bir yarışçının arkasına sinme
-
[isim]
Sığınmak işi; iltica
- EĞİRDİR
-
-
[isim]
Isparta iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Isparta iline bağlı ilçelerden biri
- AĞNAMAK
-
-
[nesnesiz]
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak
- "Islak toprakta ağnadı önce. Sonra geldi, patilerini omzuma dayadı."
-
[nesnesiz]
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak
- GÜNEĞİK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız hindiba
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız hindiba
- ÇAĞIRIŞ
-
-
[isim]
Çağırmak işi
-
[isim]
Çağırmak işi
- EĞİRTME
-
-
[isim]
Eğirtmek işi
-
[isim]
Eğirtmek işi
- YIĞINAK
-
-
[isim]
Bir şeyin biriktiği yer
-
Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi; tecemmu, tahaşşüt
-
[bitki bilimi]
Bir hücreli bitkilerin bir araya gelerek oluşturdukları küme
-
[isim]
Bir şeyin biriktiği yer
- SOĞANCI
-
-
[isim]
Soğan yetiştiren veya satan kimse
-
[isim]
Soğan yetiştiren veya satan kimse
- BOĞUŞMA
-
-
[isim]
Boğuşmak işi
- "Ne çare ki boğuşma esnasında o da birkaç yerinden yaralanmış."
-
[isim]
Boğuşmak işi
- GÖZDAĞI
-
-
[isim, mecaz]
Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma
- "Küfürlerin arasında duyduğu sözlerden, bu gözdağının sabahki olayla ilintili olduğunu anlar gibiydi."
-
[isim, mecaz]
Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma
- DOĞUMLU
-
-
[sıfat]
... yılında doğmuş; tevellütlü
- "1995 doğumlular askere çağrıldı."
-
[sıfat]
... yılında doğmuş; tevellütlü
- YEĞLEME
-
-
[isim]
Yeğlemek durumu; tercih
-
[isim]
Yeğlemek durumu; tercih
- DÜĞÜNCÜ
-
-
[isim]
Düğün sahibi; toycu
-
Düğün çağrıcısı
-
Düğüne katılan kimse
- "Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular."
-
[isim]
Düğün sahibi; toycu
- AĞABABA
-
-
[isim]
Bakınız ata
- "Onun ağababası bizim de büyük ceddimiz sayılır."
-
Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen kimse
-
[ünlem]
Ünvanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü
-
Bir işte ustalık gösteren, önde gelen kimse
-
[isim]
Bakınız ata
- DOĞANCI
-
-
[isim]
Avcı doğan yetiştiren ve avda kullanan kimse
-
Padişahın avda kullanacağı av kuşlarını yetiştirmekle görevli kimse
-
[isim]
Avcı doğan yetiştiren ve avda kullanan kimse
- YOĞURMA
-
-
[isim]
Yoğurmak işi
-
[isim]
Yoğurmak işi
- ÇAĞRILI
-
-
[isim]
Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse; davetli
- "Almanların çağrılısı olarak İstanbul'dan ayrıldık."
-
[isim]
Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse; davetli
- ÇAĞIRIM
-
-
[isim]
Çağırmak işi
-
Ruh çağırma sırasındaki seans
-
Yüksek sesle bağrıldığında sesin duyulacağı mesafe
- "Şehir on çağırım uzağındaki yüksek Diktepe’den bakana uçsuz bucaksız gibi gözüken bozkır içinde, sarı bir tülle örtülmüş yeşil bir vahayı andırırdı."
-
[isim]
Çağırmak işi