İçinde üz olan 6 harfli 72 kelime var. İçerisinde ÜZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üz olan kelimeler listesine ya da sonu üz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TÜZECİ
-
-
[isim]
Bakınız hukukçu
-
[isim]
Bakınız hukukçu
- GÖZSÜZ
-
-
[sıfat]
Gözü olmayan
- "Gözsüz masa."
-
Gözü görmeyen
-
[sıfat]
Gözü olmayan
- YÜKSÜZ
-
-
[sıfat]
Yükü olmayan
-
[sıfat]
Yükü olmayan
- YÜZYIL
-
-
[isim]
Yüzyıllık süre; asır
- "Son yüzyıl içinde bizi bu hâlden kurtarmak isteyen hiçbir davranış şifa getiremedi."
-
İçinde yaşanılan zaman
-
Milat başlangıç alınarak 0-99, 100-199, 200-299 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem
- "MÖ 4. yüzyıl. MS 4. yüzyıl"
-
[isim]
Yüzyıllık süre; asır
- SÜZGEÇ
-
-
[isim]
Sıvıları süzmeye yarayan araç; süzek
-
Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek; süzek, filtre
-
Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça
-
[isim]
Sıvıları süzmeye yarayan araç; süzek
- YÜNSÜZ
-
-
[sıfat]
Yünü olmayan
-
Yün içermeyen
-
[sıfat]
Yünü olmayan
- DÜZKÖY
-
-
[isim]
Trabzon iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Trabzon iline bağlı ilçelerden biri
- GÜNDÜZ
-
-
[isim]
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
- "Tan yeri ağarmış, gündüz olmaya başlamıştı."
-
[zarf]
Günün sabahtan akşama kadar süren bölümünde
- "Ankara'da gündüz tedrisat yapan bu fakülteye devam edebilmek için bir iş aradım."
-
[isim]
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
- KÖKSÜZ
-
-
[sıfat]
Kökü olmayan
-
[mecaz]
Temeli, dayanağı veya aslı olmayan
- "Açık seçik bilgilere dayanmayan bir memleket sevgisinin ne kadar köksüz, ne kadar verimsiz olduğunu acı acı düşündüm."
-
Kökü eskilere dayanmayan (kimse, aile)
-
[sıfat]
Kökü olmayan
- SÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı."
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- YÜZÜCÜ
-
-
[isim]
Yüzme sporu yapan kimse
-
Yüzme sporunu profesyonel olarak yapan kimse
-
[isim]
Yüzme sporu yapan kimse
- GÜZİDE
-
Kelime Kökeni: Farsça guzīde
-
[sıfat]
Bakınız seçkin
- "Selânik'in en varlıklı, en muteber, en güzide ailelerinden sayılıyor."
-
[isim, eskimiş]
Aydın, okumuş, seçkin kimse
- "Bir milletin güzidesiyle halkı arasında bu derece tezat doğru mudur?"
-
[sıfat]
Bakınız seçkin
- LÜZUCİ
-
Kelime Kökeni: Arapça luzūcī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız yapışkan
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız yapışkan
- MÜZECİ
-
-
[isim]
Müze kuran veya müzede çalışan kimse
- "Müzeci Hamit Bey."
-
[isim]
Müze kuran veya müzede çalışan kimse
- YÜZSÜZ
-
-
[sıfat]
Yüzü olmayan
-
[mecaz]
Bakınız utanmaz
- "Arkasından en yüzsüz tulumbacının ağzından çıkamayacak bir küfür daha."
-
[sıfat]
Yüzü olmayan
- KÜPSÜZ
-
-
[sıfat]
Küpü olmayan
-
[sıfat]
Küpü olmayan
- SÜTSÜZ
-
-
[sıfat]
İçinde süt bulunmayan, süt katılmadan yapılan
- "Sütsüz irmik helvası."
-
Az süt veren
- "İşe yaramaz, cansız bir merkebimiz vardı. Sütsüz ve kavruk bir de dişi devemiz."
-
Körpe olmayan; kart (I)
- "Sütsüz mısır."
-
[mecaz]
Kötü soydan gelen, sütü bozuk (kimse)
- "Fakat karıncayı incitmekten korkan, rikkatli, merhametli bir kadın için böyle sütsüz mahluklarla uğraşmak ne zor!"
-
[sıfat]
İçinde süt bulunmayan, süt katılmadan yapılan
- YÖNSÜZ
-
-
[sıfat]
Yönü olmayan
-
[mecaz]
Bakınız amaçsız
- "O henüz şekilsiz, yönsüz isteklerinin peşinde başıboş bir hayat sürmektedir."
-
[sıfat]
Yönü olmayan
- TÜYSÜZ
-
-
[sıfat]
Tüyü olmayan
- "Tüysüz kollarında bir adale hareketi görülüyordu."
-
Henüz bıyığı, sakalı çıkmamış
- "...ama üç buçuk tüysüzün yarattığı şu dalgaya benzer nelerle karşılaşmadık ki biz."
-
[mecaz]
Gençlik sebebiyle tecrübesiz olan
-
[sıfat]
Tüyü olmayan
- ÜZÜLME
-
-
[isim]
Üzülmek durumu
-
[isim]
Üzülmek durumu