İçinde üz olan 6 harfli 72 kelime var. İçerisinde ÜZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üz olan kelimeler listesine ya da sonu üz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TÜZECİ

  1. [isim] Bakınız hukukçu
GÖZSÜZ

  1. [sıfat] Gözü olmayan
    • "Gözsüz masa."
  2. Gözü görmeyen
YÜKSÜZ

  1. [sıfat] Yükü olmayan
YÜZYIL

  1. [isim] Yüzyıllık süre; asır
    • "Son yüzyıl içinde bizi bu hâlden kurtarmak isteyen hiçbir davranış şifa getiremedi." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. İçinde yaşanılan zaman
  3. Milat başlangıç alınarak 0-99, 100-199, 200-299 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem
    • "MÖ 4. yüzyıl. MS 4. yüzyıl"
SÜZGEÇ

  1. [isim] Sıvıları süzmeye yarayan araç; süzek
  2. Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek; süzek, filtre
  3. Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça
YÜNSÜZ

  1. [sıfat] Yünü olmayan
  2. Yün içermeyen
DÜZKÖY

  1. [isim] Trabzon iline bağlı ilçelerden biri
GÜNDÜZ

  1. [isim] Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
    • "Tan yeri ağarmış, gündüz olmaya başlamıştı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [zarf] Günün sabahtan akşama kadar süren bölümünde
    • "Ankara'da gündüz tedrisat yapan bu fakülteye devam edebilmek için bir iş aradım." (Nâzım Hikmet)
KÖKSÜZ

  1. [sıfat] Kökü olmayan
  2. [mecaz] Temeli, dayanağı veya aslı olmayan
    • "Açık seçik bilgilere dayanmayan bir memleket sevgisinin ne kadar köksüz, ne kadar verimsiz olduğunu acı acı düşündüm." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  3. Kökü eskilere dayanmayan (kimse, aile)
SÜZGÜN

  1. [sıfat] Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
    • "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı." (Orhan Veli Kanık)
YÜZÜCÜ

  1. [isim] Yüzme sporu yapan kimse
  2. Yüzme sporunu profesyonel olarak yapan kimse
GÜZİDE

Kelime Kökeni: Farsça guzīde

  1. [sıfat] Bakınız seçkin
    • "Selânik'in en varlıklı, en muteber, en güzide ailelerinden sayılıyor." (Attilâ İlhan)
  2. [isim, eskimiş] Aydın, okumuş, seçkin kimse
    • "Bir milletin güzidesiyle halkı arasında bu derece tezat doğru mudur?" (Orhan Seyfi Orhon)
LÜZUCİ

Kelime Kökeni: Arapça luzūcī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız yapışkan
MÜZECİ

  1. [isim] Müze kuran veya müzede çalışan kimse
    • "Müzeci Hamit Bey."
YÜZSÜZ

  1. [sıfat] Yüzü olmayan
  2. [mecaz] Bakınız utanmaz
    • "Arkasından en yüzsüz tulumbacının ağzından çıkamayacak bir küfür daha." (Reşat Nuri Güntekin)
KÜPSÜZ

  1. [sıfat] Küpü olmayan
SÜTSÜZ

  1. [sıfat] İçinde süt bulunmayan, süt katılmadan yapılan
    • "Sütsüz irmik helvası."
  2. Az süt veren
    • "İşe yaramaz, cansız bir merkebimiz vardı. Sütsüz ve kavruk bir de dişi devemiz." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Körpe olmayan; kart (I)
    • "Sütsüz mısır."
  4. [mecaz] Kötü soydan gelen, sütü bozuk (kimse)
    • "Fakat karıncayı incitmekten korkan, rikkatli, merhametli bir kadın için böyle sütsüz mahluklarla uğraşmak ne zor!" (Haldun Taner)
YÖNSÜZ

  1. [sıfat] Yönü olmayan
  2. [mecaz] Bakınız amaçsız
    • "O henüz şekilsiz, yönsüz isteklerinin peşinde başıboş bir hayat sürmektedir." (Necati Cumalı)
TÜYSÜZ

  1. [sıfat] Tüyü olmayan
    • "Tüysüz kollarında bir adale hareketi görülüyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Henüz bıyığı, sakalı çıkmamış
    • "...ama üç buçuk tüysüzün yarattığı şu dalgaya benzer nelerle karşılaşmadık ki biz." (Şükran Kurdakul)
  3. [mecaz] Gençlik sebebiyle tecrübesiz olan
ÜZÜLME

  1. [isim] Üzülmek durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü